21 Eylül 2008 Pazar

Zimbabwe'nin 'altın kızı'na dolar ödülü

Beijing 2008'de Zimbabwe'nin elde ettiği 4 madalyayı da kazanan Kirsty Coventry devlet başkanı Robert Mugabe tarafından 100,000 $ ödüle layık görüldü. % 11,000,000 enflasyon içerisinde ekonominin iflas ettiği Afrika ülkesinde Mugabe'nin 'altın kızım' dediği 'Zimbabwe'nin kızı' olarak da bilinen Coventry, 3 madalya kazandığı Atina 2004'ün ardından Mugabe'den 50 bin dolar ödül almıştı.
Eğitimini ABD'de sürdüren Coventry başarısının karşılığını aldıktan sonra Auburn Üniversitesi'nde eğitimine devam etmek üzere birleşik devletlere uçacak.

17 Eylül 2008 Çarşamba

Tek vuruşla geri dönüş

Inter'in PES forvetleri geri döndü. Mouirnho'nun gelişiyle sürgünden dönen özel hayatını kontrol edemeyen Adriano İtalyan takımının Atina deplasmanında 82. dakikada oyuna girdi ve PlayStation'dan alışık olduğumuz sert bir vuruşla takımının 2. golünü attı.
Ancak ilginç olan yaklaşık 12 dakika oyunda kalan Adriano'nun ayağına gelen ilk ve tek bir de son topla golü bulmuş olması. Mourinho'nun dediği gibi "O, kaybedilmeyecek kadar değerli bir oyuncu" Kim bilir bu tek vuruş onun geri dönüşünün başlangıcıdır.

Tuncay 6 hafta yok!

Middlesbrough'da oynayan Tuncay'ın yapılan kontrollerde darbeye bağlı olarak dizinde ödem oluştuğu tespit edildi. Takımının Riverside derbisinde Sunderlan ve Chelsea gibi önemli maçları kaçıracağı açıklanırken Tuncay'ın sahlara dönemsinin 6 haftayı bulabileceği belirtildi.

15 Eylül 2008 Pazartesi

Tango ve Cash!

Dolar milyarderlerinin işgalinden önce İngiltere'de 'top' oynanırdı. Ancak Premier Lig şimdi paralı adamların istilasıyla medeniyetler çatışmasına dönüştü. İlk İngiltere'de oturan yabancı uyruklu zenginler 'kendini İngiliz hissedenler' el attı futbola, sonra ABD'li milyarderler 'Soyu İngiliz'den gelenler' girdi bu 'soccer' işine...
ABD'nin ebedi rakibi Ruslar'da yeşil sahada da 'savaşı soğutma'ya 'İngiltere'ye kaçanlar'larla teşrif ettiler. Son olarak da 'İngiltere'yi eğlence mekanı' kabul eden Araplar futbola buyurdular.
Ve hafta sonu son akımla Ada'ya gelen Manchester City, Chelsea'yi sahasında ağırladı. 'Cash'i yani nakiti bastıran City, 3 yıl önce aynı yollardan geçen şimdilerde kadrosundaki uyumla artık 'Tango' yapan Chelsea'ye 3-1 mağlup oldu.
Şimdi de Newcastle satılık. O köklü kulübe de bir başka 'Cash', 'Show Bussines' amacı güderek sahip çıkmak isteyecek. Önce alınan yıldızlar ve akıtılan paralarla taraftarın da keyfi yerinde olacak. Ancak ya kaybolan değerler... Kim geri getirecek? Parayla başarı gelebilir ancak Tango'nun uzun süreçte etkileyici kalması zor gözüküyor...

14 Eylül 2008 Pazar

Yağmurla karışık Vettel II (Veda busesi)

F1'de sezonun sondan 5. yarışı olan İtalya'da akıllarda 1 yeni şampiyon, şampiyonluk adayları kaldı. 21'lik Vettel EN istatistiklerini ele geçiren ve hafta sonunun tartışmasız en mutlu ismi oldu.
Şampiyonluk adaylarından en etkileyici performans Lewis Hamilton'a aitti. Gerek yağmurda sergilediği performans (14 geçiş yaptı) gerekse de agresif tavrıyla (Webber'i çimlere sürmesi) Şampiyonlar şampiyonu Michael Schumacher'i hatırlatan İngiliz pilot yarışı kazanamasa şampiyon yüreğini ortaya koydu.
BMW'de podyum gören Robert Kubica belki de yarış içerisinde kameralar tarafından en az gösterilen pilottu. Stratejisinin ve meteorolojinin yardımıyla stresten uzak 3.lüğü kapan Polonyalı pilot ufak da olsa dünya şampiyonluğu iddiasını sürdürdü.
'Bankocu' Massa aksiyonun hep arasındaydı ancak pozisyonunu korumak adına riskin 'r' sini bile almadı. Belki şampiyonluk yarışında ama gönüllerde 2. Lige düştü.
Hafta sonunun en büyük hayal kırıklığını tartışmasız Kimi Raikkonen yaşadı ve yaşattı. Performansındaki düşüşle Hamilton için en büyük rakip konumundan rakiplerden biri, hem de geride olanı unvanına gerileyen Raikkonen formsuzluğunu sürdürdü. Hamilton'a geçilmekle kalmayan Fin pilot rakibinin 2 turda arkasına aldığı rakipleri 53 tur boyunca takip etti.
Ferreriler bomba gibi girdikleri sezona 'Fetret Devri'yle devam ederken, Kovalainen'in de form yakalamasıyla McLaren 'kırmızı aracı' yakaladı bile...
Monza Avrupa'ya veda yarışıydı. Minardi ile başlayan Toro Rosso ile şekillenen 23 yıllık maceranın zirvesiydi dünkü Sebastian Vettel mucizesi. Genç Alman soğukkanlılığını tüm yarış hatta podyuma çıkana kadar korudu. At yarışı tabiriyle 'Beyaz bayrak-Ayna' yapan genç 'Bebek Schumi' lakabını kaptı bile. Onun dışında podyum yapamasa da Hamilton'un cesur yüreği ve git gide yavaşlayan Ferrariler hafızalara kazındı...

Other sports (Diğer sporlar)

Avrupa'nın ve dünyanın en saygın haber kurulşu BBC. İngiltere Premier Ligi maçları öncesinde verdiği raporlar, sakat listeleri; sırasında verdiği grafikler detaylar; motorsporlarına yönelik haber analizler; atletizm güncel bilgileri, kriket, rugby, tenis. Tüm bunlarla ilgili ayrıntılı haberler incelemeler ve analizlere yer veren BBC'nin bir de 'Other sports' diye bir bölüm var. Diğer sporlarla ilgili genel haberlere yer veren bu alanda basketbol yer alıyor.
Ada'da üvey evlat muamelesi gören o diğer sporlardaki basketbol, Büyük Britanya'da itibarını kazanıyor. Eurobasket 2009 elemelerinde 4 maçınını 3'ünü kazanan Büyük Britanya Polonya yolunu yarıladı.
Ulusal takımın bu çabalarını umarız BBC de değerlendirir ve basketbolu 'diğer sporlar'dan kurtarır

Yağmurla karışık Vettel!

İLK olarak 2006 yılında İstanbul Park'ın antrenman turlarında onu izledik. Go-kart geçmişi Michael Schumacher kadar parlak olmasa da Adam olacak çocuk olduğunu belli etmişti. Ve Sebastian Vettel kıvılcımlar sunduğu kariyerinin en büyük başarısına Monza'da yağmurla karışık imza attı. İlk 'pole pozisyonu'nu elde eden Toro Rosso takımının pilotu tarihin en genç pole kazanan ismi oldu.

12 Eylül 2008 Cuma

735 gün sonra gerçek bir iş

NBA tarihinin gelmiş-geçmiş en etkili uzunlarından Shaquille O'Neal emeklilik tarihini açıkladı: 735 gün sonra. Parmağında 4 yüzük şampiyonluğu bulunan Shaq artık bazı kararları verdiğini ve basketbol sonrası hayatında hukuk için mücadele edeceğini açıkladı. 200o yılında Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olan 2005'te de MBA'ini tamamlayan Shaq mezuniyet törenine katılmak adına Lakers'ın bir iç saha maçını bile kaçırmıştı. Los Angeles Polis departmanında da yedek polis görevi süren yıldız oyuncu mezuniyetinden sonra "Artık gerçek bir iş bulabilirim" demişti.

Eflatun-Bolt

100, 200, 4x100 Dünya ve Olimpiyat rekortmeni Usain Bolt artık Real Madrid'li. Dünyanın en değerli spor kulübü olan Eflatun-beyazlılar, kendine antrenör olarak Bolt'a teklifte bulundu. Karayip orjinli atlet de bu çağrıya "Real Madrid beni çağırdı, ben de tereddüt etmeden kabul ettim. Tartışmasız dünyanın en yetenekli santrforları bu takımda. Onlarla çalışmak büyük zevk olacak" diyerek görevi kabul ettiğini belirtti.

10 Eylül 2008 Çarşamba

İsrail'den Olimpik özür

İyisiyle kötüsüyle. Seversiniz-sevmezsiniz ama Çin tarihin en büyük gövde gösterisini yapmaya devam ediyor. Gelmiş-geçmiş en kötü organize edilen Yaz Oyunları'nın ardından gelmesinin ekmeğini de yeseler Olimpiyat sınavından yıldızlı pekiyi aldı en kalabalık ülke. Almaya da devam ediyorlar. Paralimpik Oyunları açılışında 91 bin kişi Kuş Yuvası'nda olduğunda açılıştır dendi. Ancak 4. gününe gelinen oyunlarda tribünlerdeki doluluk sonraki tüm oyunların Çin'de yapılması isteğini uyandırıyor.
Ancak bu fikre katılmayan biri var. İsrail'in tek Olimpiyat madalyası kazanan ismi Shahar Zubari. "Geçen 1 aydan sonra Çin'li insanların suratına dahi bakamıyordum. Garip gelenekleri var. Konuşmaları da korkunç. Yemelerini de beğenmedim." demiş rüzgâr sörfçüsü Zubari.
Bu açıklamaların ardından bürokrasi devreye girdi. İsrail'in Spor ve Kültür Bakanı Galeb Majadle, Küdüs'teki Çin Büyükelçisini arayarak Olimpik bazda özürlerini iletse de kırılan kalpler düzelmez artık...

Ne gerek var ameliyata

Geçtiğimiz şubat ayından beri sağ serçe parmağında tendon yırtığı olan Kobe Bryant ameliyat olmama kararı verdi. Ameliyat olması durumunda 12 hafta sahalardan uzak kalacağını öğrenen Bryant, bu durumla idare edebileceğini düşünerek masaya yatmaktan vazgeçti.
Kim ne derse desin böylece de 1 maçın dışında NBA Final serisinde Boston'a karşı sergilediği kötü performansta da sakatlığının bahane olmadığı da belgelenmiş oldu.

9 Eylül 2008 Salı

'Ekselansları' geri döndü

Arthur Ashe'de 6-2, 7-5, 6-2'lik 3 setle 1 saat 51 dakikada gelen Federer galibiyeti kimseyi yanıltmasın. İsviçreli raket öylesine kusursuzdu ki... Murray'in karşısında rakip olarak 'Ekselansları' dışında kim olsa burnundan kan gelene dek maça tutunurdu İskoç tenisçi.
Andy 'Cesur Yürek' Murray, final maçı dahil harika bir turnuva ortaya koydu. İskoç tenisçi Nadal'ı yenerken Dünyanın 1 numarasının hala eksik olan yönlerini (alternatif vuruşlar yaratamaması, kendisi kadar koşan rakiplere karşı zorlanması ve hala servislerinde belirli bir seviyenin üstüne çıkamamış olması) ortaya çıkartarak gelecekte İspanyol'a karşı üstünlükler kurabileceğini de kanıtladı.
Federer tarzı büyük ustaların (belki de gelmiş geçmiş en büyük - Sampras ile birlikte-) zaman zaman 'S' vermeleri onların oyuna olan arzularını ve şampiyonluğa olan tutkularını geri kazanmalarına neden olabilir. Federer de dün gece yarısı Billi Jean King Tenis Kompleksi'nde öylesine bir geri dönüş izletti ki, sanki ilk şampiyonluğunu kovalayan Murray değil de kendisiymiş havası yarattı.
Aslında dünkü final iki başarılı raketin kaderlerinin bir başka kesişimiydi. 2004 yılında Andy Murray, ABD Açık gençler şampiyonu olurken, Roger Federer dün 5. zaferini elde ettiği ABD Açık geleneğinin ilk galibiyetine ulaşmıştı.
Herkes 13 rakamının uğursuzluğuna inanır Ancak Federer'e geçtiğimiz kazandığı ABD Açık ile ulaştığı 12. Grand Slam zaferi ayak bağı olmuştu. Bu yıl Avustralya Açık'ta yarı final, Roland Garros ve Wimbledon'da ise finalde kaybeden 'tenisin Maradondası', artık 13. Grand Slam şampiyonluğuna ulaştı. Artık bir diğer efsane Pete Sampras ile arasında sadece 1 şampiyonluk fark var...

7 Eylül 2008 Pazar

Murray ayırsa bile...

ABD Açık'ta finalin adı: Andy Murray-Roger Federer.
Murray, sadece 1936'dan bu yana ABD Açık'ta finale yükselen ilk Büyük Britanyalı tenişçi olmakla kalmadı. Federer ile Nadal'ın Grand Slam finallerinde 7. kez buluşmasını da engelledi. Ivan Lendl-Mats Wilander ile Sampras-Agassi'nin efsanevi eşleşmeleri 5'er kez gerçekleşirken Nadal-Federer finalleri şimdiden 6'yı bulmuştu.
Hanna Kasırgası'nın Murray 2-0 öndeyken ara verdiği yarı finalin devamında Rafael Nadal bir set aldı. Ama Murray 5. seti alarak finale çıktı. Murray'in finale çıkması kadar mücadeleyi nasıl kazandığı da önemli. Kortlarda Nadal kadar dinamik, çevik ve ahlâklı olduğunu da kanıtladı Andy Murray.
Dinamik: Murray tüm maç enerjisini kaybetmedi. 5. sette 3-1 gerideyken moral-motivasyonunu kaybetmeyerek sonraki 6 oyunun 5'ini aldı.
Çevik: Kedi gibi olan Nadal karşısında panter kesildi
Ahlâk: Devirdiği rakibi Nadal gibi finalde karşılaşacağı Federer'in gücünü ve oyununu öven açıklamalar yaparak 'Ekselansları'na olan saygısını dile getirdi.
Maça verilen aranın gecesinde heyecandan uyuyamadığını da söylemiş 21 yaşındaki Murray. Son 56 maçının 54'ünü kazanan ve 19 maçtır Grand Slam'lerde yenilmeyen Nadal karşısında 2-0 önde verilen bir ara aynı durumdaki pek çok insanı delirtebilir bile. O, iyi dayanmış.
Finalde başarılar Andy Murray...

FIIA, Ferrari'yi seeviiiyor!

'Bi taraf olan bertaraf olur' lafını sindiren biri olarak F1'de Schumacher'in tarafındandım hep.. Onun ardından yadigâr olarak da Ferrari sempatizanlığı az da olsa kaldı. Ancak bu demek değil ki yapılan haksızlıklara ses çıkartmamak...
Belçika'nın Spa Pisti(hem de en sevdiğim)'nde 'Singing in the Rain'i başarıyla tamamlayan Lewis Hamilton'dan 1.liğini almış FIA.
Bitime 4 tur kala 'ahmak ıslatan' yağan Spa'da üst üste 4. zaferine giden Raikkonen'in dalgınlığını değerlendiren Hamilton 'Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım' manevrasını şampiyonluk için yapmıştı. Buna karşılık vermek isteyen Kimi, İngiliz'i ünlü 'şikan'da yakaladı. Avantajını kaybetmek istemeyen Hamilton geç fren yaparak yolun dışına kaydı ve 'şikan'ı düz geçti. 1. liği yeniden alan Lewis ceza yememek için yavaşladı ve Kimi'ye yol verdi. Ancak düzlük s0onunda liderliği geri aldı. Bundan sonra da iki pilotun Evgeni Plushenko'yu kıskandıracak patinajları başladı. Aynı tur içerisinde her iki pilot da 4'er kez araçlarının kontrolünü yitirirken, Kimi tam 'oldu bu iş' derken kendini bariyerlerde buldu. Kalan 2 turu güle oynaya bitiren Hamilton şampanyasını patlatıp, duşunu alıp, ilk gece yarışı Singapur için yolculukhazırlıklarına başlamışken o 'şikan'ı düz geçtiği için 25 saniye ceza aldığını öğrndi. Böylelikle Kimi yine de şampiyonluk yarışından uzak kalırken, hakem kararıyla birinci ilan edilen Massa ile tampon tampona geldiler.
OLAĞAN ŞÜPHELİLER
Tüm bunların ışığında geçtiğimiz yılki 'teknoloji hırsızlığı'nın ardından 'Olağan şüpheli' olan McLaren Mercedes'e yapmasa da yaptı diyen FIA, yine şampiyonluğun kaderiyle oynadı. McLaren itiraz edecek. Çünkü onların hesaplamalarına göre Hamilton, Kimi'ye yol verdiğinde İngiliz'in aracı Ferrari'den 6km/h daha yavaşmış.
Bu Hamilton'un bu sezonki 3. cezası. İlki Bahreyn'de 5 sıra, ikincisi Fransa'da 10 sıra almasına rağmen en büyük darbe bugünküydü. Ancak sezonun bitimine 5 yarış kala İngiliz hala 4 puan farkla lider...
Aman FIA duymasın...

Türk Enternasyonel

1991'den beri İngiliz safkanların, 1998'den bu yana da Arap safkanların katılarak düzenlenen TJK Enternasyonel Koşuları gün geçtikçe daha sıkı bir hal alıyor. İlk yıllarda gelen yabancı atların pedigrisinin bol gelmesinden zaferler ağırlıklı olarak konuk ekürilerin oluyordu. Sonrasında gerek ödül miktarlarının çok cezbedici olmaması gerekse de ilk intiba nedeniyle kaliteli yabancı safkanlara hasret kalmıştık. Yaklaşık 3-4 yıldır TJK'nın ataklarıyla yeniden dirilen yarışçılığımızda bu seneki Enternasyonel yarış festivali hafta sonunda 6 uluslararası yarış koşuluyor.
Festivalin ilk gününde Türk atları 3'te 3 yaparken, çok iyi orijinleri geride bıraktılar.
İlk olarak; Üç ve daha yukarı yaşlı safkan İngiliz kısraklarına mahsus 1.lik ikramiyesi 250.00
0 $ olan Enternasyonal France Galop (FRBC) İstanbul Koşusu’nu BERRAKSU, jokeyi Halis Karataş'ın harika binişi ve favori RİBELLA'nın da eksik koşmasıyla 1.22.34'lük derece ile kazandı. Koşuda LOVELY DOYOUN 2., POISEN 3., yabancı SAN SICHARIA da 4. oldu.

GAGGOŞ FAIRS
ON'U AVLADI
250 bin $ ödüllü
Enternasyonal Anadolu Koşusu’nu ise Serpil Ataman’ın HARPUTLU GAGGOŞ isimli safkanı jokey Selim Kaya ile 2.10.14'lük derece yaparak kazanmayı başardı. Koşuda çok erken öne düşen ve stiline ters bir yarış çıkartan FAIRSON 2., FAMILIAR TERRITORY 3., OĞLUMEMRE de 4. olarak tamamladı.


EN BÜYÜK SÜRPRİZ BOZDOĞAN
Cumartesinin son enternasyonel koşusu olan Uluslararası Arap Atı Yarışçılığı Otoriteleri Federasyonu (IFAHR) adına düzenlenen 100 bin $ ödüllü koşuyu Lami Katı’nın BOZDOĞAN isimli safkanı jokey Mehmet Kaya ile 2.30.85'lik derece yaparak kazanmadı. Kum pistteki 2100 metrelik koşuda Amer yavrusu BELAMER ikinci, kendisine yol açmakta bir hayli zorlanan şampiyon İZBATUR üçüncü, BEYBORA ise dördüncü oldu.

Ben Gordon bu kadronun neresinde!

Redeem Team'in finmal dışındaki Olimpiyat performansı hala onların zirvede olduğunu kanıtlasa da farkın giderek kapandığı da apaçık ortada. Hal böyleyken NBA'den Avrupa'ya göç (Özellikle Ruslar'daki dibi görünmeyen para havuzu varken) kaçınılmaz.
Dedikodularda ismi son geçen oyuncuysa Chicago Bulls'tan istediği kontratı alamayan sınırlı serbest Ben Gordon. CSKA'nın skorer oyuncuyu kadrosuna katmayı istediği birçok haber kanallarında yer alırken, kulüp sıklıkla bu açıklamaları yalanlıyor. Gordon transferini ısrarla reddetmekte de haksız sayılmazlar. Ben Gordon sadece hücum yönü olan savumaya fazla takılmayan yapıda bir isim.
Altta gördüğünüz 2008-09 CSKA Takımı'nda oyunun sadece bir yönünü becerebilen hiç bir oyuncu bulunmaması Gordon'un Moskova Kulübü'nde yatacak yeri olmaması anlamına geliyor.

CSKA 2008-09
Zoran Planinic G 1.99
Trajan Langdon G 1,92
Alexey Shved G 1.95
Nikos Zisis G 1.95
J. R. Holden G 1.85
Matjaz Smodis F 2,05
Viktor Keyru F 2.00
Viktor Khryapa F 2.03
Ramunas Siskauskas F 1.98
Artem Zabelin F 2.15
Andrey Vorontsevich F 2.04
Alexey Savrasenko C 2.15
Erazem Lorbek C 2.08
Terence Morris C 2.07
Sasha Kaun C 2.11
KOÇ: Ettore Messina

6 Eylül 2008 Cumartesi

Hey gidi İtalya hey!

2 kere Avrupa şampiyonluğuna, 2 defa da Olimpiyat madalyasına ulaşan İtalyan basketbol milli takımı çöküşünü sürdürüyor. Oyuncu akışındaki musluğun da tıkanmasıyla iyice kısır bir takıma dönen İtalya Eurobasket 2009 elemelerinde 3 tokadı Sırbistan'dan yedi. Sırplar karşısında aldıkları 20 sayılık (72-52) mağlubiyet a-normal olmayabiilir ancak 5 maç sonunda sadece 1 galibiyet almaları onların Polonya için adının silinmesini kesinleştirdi.
Takım ortalamasında çift hanelere ulaşan sadece bir ismin olması tablonun ne keder içler acısı olduğunun da bir başka göstergesi.
Gecenin ilgi çeken diğr sonuçlarıysa İsrail deplasmanında şanssız bir yenilgi alan Büyük Britanya'nın sahasında Çek Cum.'ni 87-68 yenmesiyle, grubumuzdaki diğer mücadelede Ukrayna'nın Fransa'yı 78-77'lik skorla devirmesi oldu.
NBA yıldızları Britanya adına Luol Deng 22, Fransa adına da Tony Parker 30, Turiaf da 19 sayıyla oynadılar.

Kimi'nin gözü müzede

F1'de pilotlar şampiyonluk kovalarken her birinin favori pistleri vardır. O, virajları döndüklerinde, o düzlüklerde gazı köklediklerinde kendilerini rahat hissederler. Sezon içerisindeki form grafiğinin yanında aracın uyumu da pistteki üstünlüğü perçinler. Üst üste aynı pistte kazanılan zaferler de sürücünün adını o asfalta kazıması anlamındadır.
Monaco'yu 5 kez (1989-1993) Belçika Spa'yı da 4 defa (1988-1991) kazanan Ayrton Senna, bu pistlerin kralıdır. Öyle de anılır. Michael Schumacher'in hükümdarlığı ise 4'er kez kazandığı İspanya Katalunya ve ABD Indianapolis pistlerinde sürer.
O müzeyi kovalayan yeni isimse Belçika Spa'yı 3 kez üst üste kazanan Ferrari'li Kimi Raikkonen. 2007 Dünya şampiyonu Kimi son 3 Belçika GP'sinde (2004, 2005 ve 2007) rakiplerini geride bırakmayı başarmıştı.
Ancak bu kez işi zor gibi. Cumartesi koşulan sıralama turlarında McLarenler ve takım arkadaşı Massa'ya oranla yavaş görünen Ferrari pilotu Hamilton, Massa ve Kovalainen'in gerisinde kalarak favori pistine kötü bir başlangıç yaptı.

5 Eylül 2008 Cuma

Top 10

Avrupa'da tüm dişe dokunur liglerin antre yapmasıyla takımların güçleri de su yüzüne çıkmaya başladı. Transferler ve hazırlık dönemi ışığında Futbolun 10 en güçlüsü:
1. Chelsea: (27.2 yaş ort.) Transfer şampiyonluğunu 3 yıl üst üste göğüsleyen Londra ekibi artık takım olma isteğinde. Scolari-Deco takviyeleri de bunun en büyük kanıtı. Drogba sakatlıktan dönünde Robinho sıkıntısı yaşansa da Chelsea geçtiğimiz yılar oranla daha kuvvetli.
2. Inter Milan: (28.2 yaş ort.) Mourinho. En az yıldız bir oyuncu kadar büyük transfer. Karizması, oyuncularla kurduğu ilişkiler, taraftarla kurduğu bağ ile Inter'i Seri A şampiyoluğunun ötesine taşımak için Başkan Moratti tarafından seçildi. Kimi istediyse alındı; Quaresma, Essien olmayınca Muntari ve Roma'dan Mancini. Saha koşulları Milano ekibi için uygun. Başarı hiç de uzak değil.
3. Manchester United: (25.7 yaş ort.) Avrupa'nın ve İngiltere'nin şampiyonu Ronaldo'nun sakatlığına ve Zenit mağlubiyetine rağmen zirvede. Berbatov'u kadroya dahil eden United, Rooney, Tevez, Anderson, Nani gibi isimlerle hatrı sayılır bir hücüm hattına sahip
4. Atletico Madrid: (26.6 yaş ort.) Barcelona ve Real Madrid varken neden Atletico Madrid. Aslında 2 yıldır bu takım zirve sinyallerini verdi. Sadece ufak ayrıntılar onları seramoni dışında bıraktı. Bu sene en azından kusursuz bir başlangıç yaptılar. Şampiyonlar Ligi'nde Schalke ve La Liga açılışında Malaga'ya 4-0'lık tarife uyguladılar. Sezonun 1 numaralı sürpriz adayı takımı.
5. Barcelona: (26.6 yaş ort.)
Hüsranla geçen yılın arından Barça değişime temelden girdi. Takımın markası olan Deco, Ronaldinho, Thuram Zambrotta ve hatta koyu Bask Oleguer gibi isimlerle yollarını ayıran Barcelona, Keita, Dani Alves, Hleb, Cacares gibi isimlere kollarını açtı. Artık direksiyon resmi olarak Messi'de. Eto'o sağlıklı, Euro 2008 şampiyonu orta sahanın efendileri elde. Barça Avrupa'nın favorilerinden.
6. Real Madrid: (26.6 yaş ort.) Üst üste gelen iki La Liga şampiyonluğu rehavet yaratmış olacak ki; Real sezonu van der Vaart dışında geleceğe yatırıma adadı. Real hala güçlü hala iddialı ancak hala Şampiyonlar Ligi'ndeki rakiplerine oranla bir adım geride.
7. Liverpool: (24.6 yaş ort.) Liverpool'un Benitez'li klasik sorunu lige berbat bir başlangıç yapıp, sezon ortası yakaladığı formla üstlere çıkması. Yani onlar için kırılma noktası sezon başlangıcı. Gol problemleri bir başka dertleri. Kuyt ve Torres gibi dünyanın en yararlı forvetlerinin bulunduğu Liverpool, Robbie Keane takviyesiyle bir yararlı ismi daha takıma kattı. şampiyonlukları 1989'da. Her şeyleri var. Neden olmasın...
8. Milan: (29.1 yaş ort.) Maçlarını izlerken sakın korkmayın. Takım Jurassic Park gibi... Seri A'nın ilk maçında sahaya çıkan kadronun en genci 28 yaşındaki yeni transfer Ronaldinho'ydu. Yıldız oyuncu harika bir oyun oynasa da galibiyete yetmedi. Shevchenko, Senderos, Flamini, Zambrotta transferleri geçtiğimiz senenin ölü toprağını atmak için yapıldı. Dönüş yaparlarsa ligde Inter'in Avrupa'da da diğer devlerin canını sıkabilirler.
9. Bayern Münih (26.8 yaş ort.) Bayern bu senenin yatırımını geçtiğimiz yaptığından syaz transfer dönemini sakin geçirdi. En önemli parayı 18 yaşındaki yeni Lucio, Breno'ya 9 milyon Euro ile veren Bayern'de Ribery'nin sakatlığı büyük handikap. Fransız yıldız da dönünce esip gürleyebilirler. Bu kadar geride olmalarının nedeni 2 yıldır dev sahneden uzak olmaları...
10. Arsenal (23.3 yaş ort.) Arsenal, her yıl yatırımı çoluk-çocuğa yapsa da dikkjat çeken sonuçlara da imza atmıyor değil. Her yıl gençler için kellesini ortaya koyan ve sonuçta da alnının akıyla kahraman olan Arsene Wenger'in bu yılki evlatlıkları Marsilya'dan 21 yaşındaki Nasri ile Cardiff'ten 17'lik Ramsey. Şampiyonluklar devlerin ardında görünse de onların ellerinden gelenin en iyisini yapacakları kesin...

4 Eylül 2008 Perşembe

İsrail'den çıkış yok!

Polonya 2009 elemelerine A Milliler Ukrayna galibiyetiyle başlarken, diğer maçlar arasında en ilgi çekeni kısa süre öncesine kadar basketbolu çöp kovasına A4 atma sanan İngiltere (Büyük Britanya) ile İsrail mücadelesiydi.
Şampiyonluklara imza atmasa da hatrı sayılır bir basketbol ekolüne sahip olan İsrail, özellikle sahasında seyircilerinin yarattığı atmosferle zor bir rakip. Bu atmosfer ise emeklemeye başlayan Büyük Britanya karşısında önemini bir kere daha ispatladı.
Nokia Arena'da oynanan ve son 3 saniyesine Büyük Britanya'nın 2 sayı önde ve Nate Reinking'in faul çizgisinde girdiği maç ne olduysa oldu ve uzatmaya gitti.
Olayın akışı Fiba'nın resmi sitesinden okuduğumuz kadarıyla şu; faulleri kaçıran 2 sayı önde olan Büyük Britanya'nın oyuncusu Reinking, ribaunt mücadelsinde Tapiro'ya 0.5 saniye kala nedense faul yapar. Tapiro iki atışı başarıyla kullanır maç uzar ve İsrail 2 oyuncusu 5 faul almış Britanya karşısında sahadan 102-92 galip ayrılır.
Bu maçın videosunu izlemek lazım!...
Not: Luol Deng 30 sayıyla oynadı. Bri buçuk dakika kala 5 faul aldığında maç 93-91 devam ediyordu...

İbo-Harun (Episode II) bir de Giricek

Giricek de olup da İbrahim'de olmayan ne gibi bir özellik var acaba?
İki defa anneannesi ik kere de babaannesi vefat ettiği söylenen Solomon'dan kurtulan(!) F.Bahçe Ülker, parçapinçik ettiği sarı-lacivertli taraftarların gönlünü kazanmak adına (!) NBA'den dönen yıldız Hırvat Gordan Giricek ile lig tarihinin en pahalı ücretine anlaştı.
Kimseye açıklanmayan ya da açıklaması bir hayli komik olan alternatif ise F.Bahçe'de oynamak için can atan İbrahim Kutluay'dı.
Hırvat oyuncu da, İbo da tam bir 10 numara. Kendilerine hazırlanan oyunları başarıyla bitiren iki iyi skorer. İkisinin de Avrupa Ligi sayı krallığı, Final-Four tecrübesi varken, İbrahim'in Avrupa Ligi şampiyonluğu ve en değerli oyuncu ödülleri de cabası.
Sarı-lacivertli formaya bağlılığı da tartışılmayan İbrahim, kimsenin anlayamadığı(!) bir kota (Bu koa bir takım 12'den fazla yerli oyuncuyla sözleşme imzalanamaz kuralı) uğruna (“Yönetmelik gereği yerli oyuncularla belli bir limitte sözleşme yapıyoruz. Yerli oyuncu kontenjanımız dolu olduğu için İbrahim’i alamadık” - Nedim Karakaş ) kadrodan kesik yerken, yaklaşık 6 katı ücretine(!) yabancı kontenjanını da doldurarak Giricek ile sözleşme imzaladı.
Ve o İbrahim kendine gelen birçok teklifi geri çevirerek F.Bahçe'den eski takım arkadaşı Harun Erdenay ile gelecek sezon İTÜ'de mücadele etme arifesinde. Harun Erdenay'ın da bu yıl basketbol oynayacağı sözünü almasıyla İbrahim'in önündeki tek engel kırılan kalbine basketbolun Japon yapıştırıcısı olup olmayacağının kararı.
İkisi de 10 numara, ikisi de 30'un üstünde, ikisi de skorer. İkisinin de yolu açık olsun. Aralarında bir '0' fark olsa da...

2 Eylül 2008 Salı

Gershon, Euro 2009 yolunda

Polonya 2009 için milli takımımız çarşamba günü ilk maçına çıkacakken, 5 takımın yer aldığı A Grubu'nda Bulgaristan mucizesi yaşanıyor. Sırbistan ve İtalya'nın yer aldığı grupta 3'te 3 yapan Pini Gershon yönetimindeki Bulgarlar son olarak 1967'den beri yenemedikleri İtalya'yı 81-80'lik skorla mağlup etmeyi başardılar. Bulgaristan, Sırplar'ın boyun eğdiği Finlandiya'yı farklı devirdiler.
Yarın akşam Sırbistan önünde önemli bir sınav verecekler.
Bulgaristan'ın en skoreri olan 2.05'lik pivot Ivanov, ülkesinde Varna takımında forma giyiyor. Takımın çok yönlü gardı Philip Videnov da bu sezon Tekel'e transfer oldu. Todor Stoykov da Academic Sofya takımının 2001'den bu yana oyuncusu. Bulgar takımının en kariyerli oyuncusuysa bu sene Virtus Roma'da oynayacak olan ABD doğumlu İbrahim Jaaber. Eurolig tecrübesi sadece bir oyuncuda olan takımın 3'te 3 yaparak en azından bir Avrupa basket ekolünü 2009 dışına itecek olması bile büyük bir başarı. Antrenör (Gershon) mücizesi ya da takım olma isteği ve bilinci.. Tam da 12 Dev Adam'a gereken unsurlar...

Gün Manchester'ın günü

Manchester şehrinin iki takımı da köklü ve mazisi başarılarla dolu... Ancak United Premier Lig kurulduğundan bu yana şehrin hakimi. City'nin de el değiştirmesinin ve Abu Dabi şirketinin sahibi Dr. Sulaiman Al-Fahim'in de kendini takımın yeni mesihi olarak açıklamasıysa şehre yeni bir heyecan getirdi.
İki takımın hikayesi dün soluk soluğa geçti. Berbatov için iki takım kapıştı, Bulgar yıldız Almanya'dan gelişinden beri kalbindeki aslanı United'ı seçti ve kendi sözleriyle Hayalleri gerçek oldu. Bu hayal United'a 30.75 milyon Sterlin'e mal oldu. City yönetimi ise yeni Abramoviç rolüne 'esas oğlan'dan rol çalarak başladılar. Chelsea'nin kovaladığı mutsuz yıldız Robinho 32.5 milyon Sterlin'e City'nin yolunu tuttu. Transfer döneminin son gününün de yıldızı iki transfere 63.25 milyon Sterlin harcayan Manchester şehri oldu.
City of Manchester derbileri 30 Kasım'da City'nin, 9 Mayıs'ta da Old Trafford'da...

1 Eylül 2008 Pazartesi

25+23=0

La Liga başladı. Seri A da...
Geçtiğimiz yılı yıkımla geçiren İspanya ve İtalya sınırılarının dışında Avrupa'nın da devi olan Barcelona ve Milan startı fodeparla verdiler.
Oyun olarak değil, sonuç olarak. Barcelona, Numancia deplasmanında 25 şutta gole hasret kalırken, Milan da Ronaldinho'nun döktürdüğü Bologna karşılaşmasında 23 şutta 1 gol atabildi.
Yani iki dev 48 şuttan sadece 1 gol ve 0 puan çıkartabildi.

City çılgınlığı

Manchester City'nin Abu Dabi Grubu ortaklığına geçmesiyle efsane City'nin ger dönüş temelleri atılmaya başlandı. En azından şirket yetkililerinin dillere pelesenk ettiği cümle bu... Araplar'a kiraya verilen City, yıllardır darbe yediği City of Manchester derbisinde yeniden varolma adına neredeyse antremanlarında öksüren tüm futbolculara takımlarından ayrılmak istiyormuşçasına Tazmanya canavarı gibi saldırmaya başladı.
Berbatov'u 30 milyon Sterline Tottenham'dan isteyen Araplar, Bulgar yıldızın şehrin hali hazırda başarılı takımı United ile fingirdeşmeye devam etmesiyle gözlerini Almanlar'ın Euro 2008'de keli görünen golcüsü Gomez ile Valencia'nın süper forveti David Villa'ya çevirdi.
Satış resmileşeden Jo, Ben-Haim, Kompany, Wright-Philips, Zabelata'ya 60 milyon Euro harcayan City, son bombayı yukarıda adı geçenler yerine Real Madrid'in küskün Brezilyalısı Robinho'yu 32.5 milyon Sterlin karşılığında alarak patlattı.

Yeni antre

Spor organizasyonlarına verilen genel aranın ardından biten tatille yeniden merhaba...