Şu ana kadar Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker maçlarının tümünü ve birkaç Partizan maçıyla Maccabi'yi izleyebildim (hoş yayıncı kuruluş NTV'nin yayınladıklarıyla yetinenler için bu sayı oldukça fazlaymış da hadi neyse; yaşa Eurolig.tv!)
Neyse konumuz maalesef Efes Pilsen; yarın Fenerbahçe Ülker elense de iyi bir sezon geçirdiğini ve kendi hatalarından; hatta salaklıklarınlardan elendiğini düşünürüm ve kesinlikle başarısız bir sezondu demem. Ama Efes için durum çok farklı. Yıllardır süregelen gelen başarısızlığın nedeni ne bire birde Wisniewski'dir, ne Perasoviç, ne Rakoçeviç ne de Cenk Akyol(!)
Efes Pilsen'i son yediği darbe değil, son iki yılda yediği darbeler de değil, lacivert-beyazlıları kendine sırt çevirmesi yıktı, tıpkı Mali'nin dediği gibi.. Tekrara girmeden yazıdaki nokta atışını desteklemek adına birebir şahit olduğum bir olayı beynimin tozlu kıvrımlarından çıkartıp paylaşmamın vakti geldi.
Gazetede çalışırken Efes Pilsen takımıyla -uçak ve konaklama masraflarımız karşılanarak- 5-6 deplasmana gitmiştim. Orada ise takım yetkilileri, oyuncular ve teknik ekiple baş başa konuşma fırsatı bulmuştum. 'Duty-free' rahatlaması mıdır nedir bilmem ama pasaport kontrolünün ardından memleket sınırlarında gerilen herkes bir gevşiyor.
Yine neyse; Herkesin aklında olan ancak nedense dile getirmediği -ki niye getirmediği de ayrı bir konu; Kaan Kural'ın yayıncı kuruluş NTV iken TBL maçlarını yorumlaması için yediği veto ve milli maçlardaki aynı durum- konuda kafiledekilerden birine (gizemli oldu biraz) tam bu konuyu sordum.
Soru:
"........... Abi Efes Pilsen'in başarılı olduğu zaman en büyük özelliği yetiştirdiği oyunculardı, formaya anlam yükleyen insanlardı. Ancak şimdi parayı bastırdığınızda gelen kaliteli oyuncularla bu iş olmuyor artık bunu gördük. Eskiye dönmek, altyapıya önem vermek gibi bir plan var mı?" (Soru kelimesi kelimesine böyle olmasa da -orada daha çok dost sohbeti vardı- mana tamamen aynıydı)
Cevap:
"Niye dönelim ki; ben bulucam, yetiştiricem, masraf yapıcam sonra gelecek NBA yok pahasına oyuncumu alacak. Yok öyle işe, ben enayi miyim? NBA'ye oyuncu mu yetiştiricem yıllarca..."
Not: MSN Türkçe'si tercihim değil, yazıyı konuşma dilinde akıcı olması adına 'imlâ'dan kıstığım için şimdiden özür dilerim!"
Cevap maalesef ballandıra ballandıra yazdığım kadar uzun değildi sadece bu kadardı ve sonrasında karşı taraf sustu, ben ise o kadar kontrada yakalandım ki normalde hiç kapatmadığım çenemi sadece "Piki" demek için oynattım.
Efes Pilsen kırgın, Efes Pilsen küskün ve Efes Pilsen altyapıya sırtını dönmeye karar vermiş; şimdi kimse bana çıkıp altyapıda yok şu kadar şampiyonluk alındı, şu kadar maçtır yenilmiyor demesin. Orası apayrı bir kazan. O konuya giren boğulur..
Ama Efes Pilsen'e tek bir sorum var; tamam siz haklısınız NBA hırsızlık yapar gibi oyuncuları komik rakamlara kopartıyor ama Ülker ile Efes yıllarca İzmir'den, Antalya'dan, Adana'dan aynı şekilde oyuncu kaçırmadı mı? O zaman kimse enayilik etmesin, ne güzel dünya!

