29 Şubat 2008 Cuma

İki kere Fener

F.BAHÇE Ülker dün gece Eurolig tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir zafere imza attı. Sarı-lacivertliler, Lietuvos Rytas karşısında Solomon'un son saniye şutuyla kazandım dediği maçı Litvanya ekibinin son baskete itiraz etmesi ve Yunan gözlemcinin de tekrar kararı vermesiyle 50 dakika sonra ikinci kez yendi ve tarihe geçti: 95-91. Galibiyet her açıdan çok anlamlı. Sarı-lacivertliler dün gece hem ilk kez Eurolig'de zirve yapan bir takıma diş geçirdi, hem de kazanma psikolojisiyle yaşanan duygu boşalmasının ardından sahaya yeniden çıkıp moral bozmadan galibiyetini perçinledi.
SKANDAL KARAR
Yunan temsilcinin aldığı karar tekrar görüntüleri izlendiğinde doğru. Ancak bu kararın 50 dakika sonra verilmesi ise başlı başına bir skandal. Taraftarın tamamına yakını gitmiş kimi oyuncular duşlarını almışken, yeniden sahaya çıkma kararı vermek Eurolig çapındaki bir organizasyona gölge düşürecek bir olay.
Bandı geri sarıp bu skandal kararın öncesine dönersek Rytas, Litvanya ekolünü başarıyla temsil eden ve bu sezon Eurolig ilk turunda zirve yapan bir takım. Ekollerinin temsili olan hızlı basketbolla karşılaşmaya başladı konuk ekip. Tempoyu zorlayan Rytas'a ilk 5 dakikanın ardından uyum sağlayan F.Bahçe rakibe verdiği 6 sayılı avantajı eriterek ilk çeyreği 27-25 geride tamamladı.
'X- FAKTÖR KİNSEY'
İkinci periyotta ise F.Bahçe'nin istenen görüntüsü sahadaydı. Avrupa'da henüz 2. ayını geçirmekte olan Terrance Kinsey'in 'X- Faktör' olarak ortaya çıktığı bu bölümde savunmada da vidaları Semih-Ömer Aşık ikiz kuleleriyle sıkan sarı-lacivertliler sahaya hükmetti. Litvanya ekibinin basketbol felsefesinde pek de olmayan sertliği öne çıkartan F.Bahçe 2. çeyrekte rakibe sadece bir basket şansı tanıdı. Hücumda savunmadaki çabanın karşılığı biraz daha gelseydi 45-34 biten devrenin 20 farka ulaşması içten bile değildi.
Muhteşem bir 2. periyodun ardından dün gece F.Bahçe Ülker bir kez daha gösterdi ki kolayı zor yapmakta bu kaliteli takımın üzerine yok. Sarı-lacivertlilerin sezonun geri kalanında çizdiği grafik potansiyelli ancak derslerine kafa yormayı çok da sevmeyen bir öğrenci gibi. Hani hocalarının velisine 'İstese ve çalışsa yapar' dediği türden. Bunun nedeni ise maçtan maça hatta çeyrekten çeyreğe dalgalanan takım ve koç performansı. Hiçbir şeyin üretilmediği 3. çeyreğin ardından 10 sayı geriye düşen F.Bahçe, 4 .çeyrekte ve uzatmada tüm takım olarak geri döndü ve Guiness Rekorlar Kitabı'na girebilecek uzunluktaki bir maç sonunda, gerçekten bitti mi sorularıyla çok önemli bir galibiyete uzandı.

Zorlu Torino yolu

ULEB Kupası'ndaki 3 takımımızdan ikisi yoluna devam ederken, biri elendi. 32 takımın eşleştiği 2. turdaki en epik sonuca Beşiktaş Cola Turka imza attı. G.Saray Asvel'i yenip elerken, Türk telekom ise Rus ekibi UNICS Kazan'ı yenmesine rağmen 8'li finalin yapılacağı Torino yolunda kalamadı.
KIZILYILDIZ LEGO GİBİ
Beşiktaş, başarılı bir iç, berbat bir deplasman takımı olan Hapoel'i 15 sayılık dezavantajı yok sayarak yıkarken, ilk turdaki unvanına ihanet etmedi. Şimdi rakip Kızılyıldız. İlk turda 6 galibiyet alan Sırp ekibi son 32'de Oktay Mahmuti'nin ekibi Benetton Tamoil'i iki mücadelede de yenerek saf dışı bıraktı. Kızılyıldız 22.4 yaş ortalamasına sahip genç bir takım.Adriyatik Ligi'nde mücadele eden takımın en önemli kozu 23 yaşındaki Dragicevic 19 sayı ortalamasıyla takımın başrol oyuncusu. 16.6 sayı, 6.1 asist ortalamalarıyla ABD'li gard Omar Cook da bir diğer başrol oyuncusu. Takımın geri kalanı ise Lego gibi. Genç ve dinamik kadrodan kimin hangi maçta katkı yapacağı belirsiz. 7 oyunucu 5 ile 10 sayı ortalamasında skora, 2 ile 4 arası ribaunda katkıda bulunuyor. Bu yelpazedeki dağılım onları tehlikeli bir takım haline dönüştürüyor. Beşiktaş'ı bu kez iç-dış performansı dengeli bir takım bekliyor. Kızılyıldız'ın en büyük avantajı patlayıcı oyunları. Top çalmaya dayalı oyunları sonuç verdiği takdirde savunmaları hücumlarını besleyerek seriler yakalamalarına yarıyor. Sırp ekibinin en büyük problemi ise rakip 90'a ulaştığında hiç galip gelememiş olmaları. Beşiktaş için anahtar top kaybının az olması ve iyi hücum etmesi.
ASLAN'A İSPANYOL
G.Saray ise dillere destan olacak çekişmedeki bir eşleşmede Asvel'i İstanbul'da yenerek son 16'ya kaldı. İki takımı 80 dakikada ayıran sadece tek bir sayı oldu ve bu da sarı-kırmızılılara tur getirdi. Torino yolundaki son engel ise İspanyol Gran Canaria. Las Palmas ekibi olan Canaria İspanya Ligi'nde orta sıralarda yer alıyor. Takım yabancı oyuncuların sırtında galibiyetler alırken, İspanyol ekibin en önemli oyuncusu 15.6 sayı ortalamasıyla ABD'li Carl English. Canaria, maç başına 8'in üzerinde 3'lük isabetiyle keskin nişancı, kısaların hükmettiği ve çok iyi hücum ribaundu yapan bir takım. Canaria 70'i geçip sadece bir mağlubiyet aldı. G.Saray'ın 8'li final için rakibi durdurup ribauntlara dikkat etmesi gerek. Türk Telekom ise kupaya trajik bir veda etti. UNICS'i yenmesine rağmen deplasmandaki ağır mağlubiyetin altından kalkamayan Telekom favorilerinden olduğu kupadan Michael Wright sakatlığıyla ayrıldı.
Son 16'daki takımlara baktığımızda ise İspanyol hakimiyeti gözden kaçmıyor. 4 İspanyol takımının mücadele edeceği 3. turda 3 tane de Rus takımı bulunuyor. İlginç nokta ise Torino'da yapılacak 8'li final için bir tane bile İtalyan takımının son 16'da mücadele edemeyişi.