9 Temmuz 2010 Cuma
Dünya 'Çevir Kazı' Kupası
Etiketler:
Dünya Kupası,
Hollanda,
İspanya
Harçlığım forma almaya yettiği günden bu yana (1994'e denk düşer) tüm büyük turnuvalarda İspanya Futbol Takımı'nın formalarını alırım.. Hiçbir dünyevi bağım olmadığı halde yine her formasını aldığım büyük turnuvada İspanyollar'a bir de gönül yatırımı yaparım.. Bunun da karşılığını pek de almış değildim aslında ta ki; 2008'e kadar.. O zamana dek uğradığım hayâl kırıklığını ve arkadaşlarımın benimle geçtiği dalgaları unutamam.. En çok da lise tayfasıyla (kızlı erkekli yaklaşık 30 kişi) izlediğimiz İspanya-Nijerya maçında Zubizeretta'nın önce Lawal'a sonrasında da Oliseh'e kaleyi açtığı gün neredeyse yerin dibine girmiştim.. Neyse başlığın konusuna dönersek.. Ne İspanya'ymış kardeşim.. Son iki yıla dek "Şu İspanya'da iyi top oynuyor, gözü okşuyorlar" denirken, şimdilerde ise herkes İspanya'cı oldu çıktı. 'Hollanda'yı şöyle parçalar, fark atar vs. vs..' Yok efendim gelmiş geçmiş en iyi takımmış da kimsenin gücü yetmezmiş de.. Bilmeyen de finalde İspanya'nın Langaspor ile oynayacağını zanneder.. İsviçre maçındaki yenilginin ardından "Takımlar Messi'li Barcelona'yı çözdü, Messi'siz İspanya'yı mı çözemeyecek" dendi. Almanya maçı öncesinde neredeyse herkesin favorisi 'Arkayı dörtleyelim' Panzerler'di.. Maç sonundaysa "Zaten İngiltere de Arjantin de kötüydü" günün favori sözü oldu..
Şimdi sırada 'Hollanda vasat takım' lafları dolanıyor. Benim Dünya Kupalarında hatırladığım en vasat finalist 1990'da sadece 2 galibiyet alarak final yapan Maradona'lı Arjantin'di.. Onlar da kupayı Almanya'ya 80 küsürüncü (85) dakikada çalınan bir penaltı sonucunda vermişlerdi.
Sonuç olarak İspanya'yı destekleyen biri olarak final hakkındaki görüşüm; çok zor olacak.. Nedeniyse son 53 maçta sadece 2 kez yenilen İspanya'yı mağlup eden iki takımın da (ABD ve İsviçre) kontratağı iyi yapan takımlar olduğu.. Kadrosunda da Robben, Van Persie, Kuyt ve Sneijder gibi hızlı çıkabilen hücum hattına sahip Hollanda kimsenin görmediği kadar eşit şansa sahip şampiyonluk için.. İspanya'nın işi erkenden bitirmesi şart aksi halde, finalin ilerleyen her dakikası onları kâbusa daha da yaklaştırabilir. Hollanda'nın en büyük handikabıysa Melo'ya bile orta sahanın gerisinden asist yapma şansı tanıyan savunma göbeğinin İspanya pas trafiğine vereceği tepki..
Tabii bir de umarım del Bosque'nin Pedro'ya siniri geçmiştir de Torres'i yine yedek bırakıp Villa'yı en uçta oynatır.. Diğer türlü sistem geçersiz bir 'iflem' yürütür ve mavi ekran da Paul'ü yanıltıp Hollanda için anılır..
Neyin, kimin 'Kral'ı
LeBron James'i günahım kadar sevmem.. Ama beni blogda yazmama geri döndüren kişi oldu. Televizyonlarda boy göstermeye başladığında 9 yıl önceydi. O zamanlardan bile iyi bir basketbolcu hatta süper yıldız olacağı belliydi. Lige adım atmaya başladığı günden beri de birçok tarihi rekoru (genelde hepsi en genç) kırmaya başladı..
Fakat bu oyunu takip etmeye başladığım günden bu yana diğer süper yıldızların aksine ne olursa olsun bu adamda beni hep iten bir şeyler bulabildim. Zaten köşe bucak aramama da pek ihtiyaç bırakmadı.. Son olarak 'Kral' yine büyük bir züppelikle 'free agency' görüşmelerinde takımları kendi ayağına çağırdı.. Düşünüyorum da kelli-felli adamlar takımlarını çekerek LeBron'un evine gitmekten hiç mi utanmadılar.
Son olarak 'büyük insan' kararını bir televizyon programında açıkladı ve 'Miami Heat' dedi.. Kararına onun formasını yakan Cleveland taraftarlarının bile saygı göstermesini buyuran James üstüne bir de dalga geçer gibi 'Cavs benim kontratımı iptal etse ailem de gidip salonu mu yaksaydı' gibi saçmasapan bir açıklama buyurdu. Burada önemli olan Cleveland'ı neden seçmediği değil, Neden o kadar fırsat içerisinde Miami'yi seçtiği.
'Ego'sunu bir kenara bıraktığı ve takım oyuncusu olmak için Wade ve Bosh'un yanına gittiğini düşünenlerle de aynı kanaatte değilim.. Verdiği karar tamamen kocaman egosunun sonucu. Şimdiye kadarki en iyi yan parçalara sahip olduğu Cavs, son 'play-off'ta yaşlı dizler topluluğu Boston'a kaybedince herhalde Kral'ı 'Lan 7 yılım doldu şu ligde, tatmadığım zevk kalmadı şu ligde ama bu gidişle yüzüğü ancak kuyumcuda göreceğim' korkusu salmış olacak ki parayı pulu ikinci plana atıp Miami'ye gitti.
NBA'de gelmiş geçmiş en büyük yıldızların bir kısmını izleyip diğer büyük bir kısmını da tarihin siyah-beyaz filmlerinden izlemiş biri olarak söylemeliyim ki; Ne kadar büyük oyuncu olduğun kazandığın yüzüklerden çok onları nasıl kazandığına bağlıdır.. Bu üçlü arasında Wade tuzu en kuru olan.. Onun ana rolde kazandığı 1 şampiyonluk zaten var.. Bosh ise çok yetenekli olsa da 'franchise player' olmadığını Toronto'daki yıllarda belli etmişti..
Bence Miami de LeBron'u almayıp o parayla 3-4 tane 'mid-level' seviyesinde oyuncu alsa şampiyonluk için daha iddialı olabilirdi. Çünkü insana dayalı işlerde saf matematik çok da işlemiyor.. Mesela bir önceki büyük üçlü için konuşursak.. Allen, Garnett ve Pierce'ın Boston'da toplanmadan hemen önceki sezondaki rakamları toplamda 73.8 sayı, 23.2 ribaunt ve 12.3 asistken, beraber geçirdikleri ilk sezon sonunda ise 55.8 sayı, 18.0 ribaunt ve 11.0 asiste gerilemişti.. 18 sayı, 5.2 ribaunt ve 1.3 asistlik bir düşüş.. Soru ise şu; daha 25 yaşındaki LeBron James rakamlarındaki gerilemeye hazır mı? Sadece eğlence amaçlı 'all-star' maçlarında dahi kendini tutamayan LeBron için bence cevap net..
Tabii bir de 'off-sezon'da sadece Steve Blake'i kadroya katan Lakers'ta Kobe'nin egosunu da düşünemiyorum.. 'Takımda aksayan parçalardan birini yamaladık, adamlar Voltran'ı oluşturdu' diyordur herhalde..
Fakat bu oyunu takip etmeye başladığım günden bu yana diğer süper yıldızların aksine ne olursa olsun bu adamda beni hep iten bir şeyler bulabildim. Zaten köşe bucak aramama da pek ihtiyaç bırakmadı.. Son olarak 'Kral' yine büyük bir züppelikle 'free agency' görüşmelerinde takımları kendi ayağına çağırdı.. Düşünüyorum da kelli-felli adamlar takımlarını çekerek LeBron'un evine gitmekten hiç mi utanmadılar.
Son olarak 'büyük insan' kararını bir televizyon programında açıkladı ve 'Miami Heat' dedi.. Kararına onun formasını yakan Cleveland taraftarlarının bile saygı göstermesini buyuran James üstüne bir de dalga geçer gibi 'Cavs benim kontratımı iptal etse ailem de gidip salonu mu yaksaydı' gibi saçmasapan bir açıklama buyurdu. Burada önemli olan Cleveland'ı neden seçmediği değil, Neden o kadar fırsat içerisinde Miami'yi seçtiği.
'Ego'sunu bir kenara bıraktığı ve takım oyuncusu olmak için Wade ve Bosh'un yanına gittiğini düşünenlerle de aynı kanaatte değilim.. Verdiği karar tamamen kocaman egosunun sonucu. Şimdiye kadarki en iyi yan parçalara sahip olduğu Cavs, son 'play-off'ta yaşlı dizler topluluğu Boston'a kaybedince herhalde Kral'ı 'Lan 7 yılım doldu şu ligde, tatmadığım zevk kalmadı şu ligde ama bu gidişle yüzüğü ancak kuyumcuda göreceğim' korkusu salmış olacak ki parayı pulu ikinci plana atıp Miami'ye gitti.
NBA'de gelmiş geçmiş en büyük yıldızların bir kısmını izleyip diğer büyük bir kısmını da tarihin siyah-beyaz filmlerinden izlemiş biri olarak söylemeliyim ki; Ne kadar büyük oyuncu olduğun kazandığın yüzüklerden çok onları nasıl kazandığına bağlıdır.. Bu üçlü arasında Wade tuzu en kuru olan.. Onun ana rolde kazandığı 1 şampiyonluk zaten var.. Bosh ise çok yetenekli olsa da 'franchise player' olmadığını Toronto'daki yıllarda belli etmişti..
Bence Miami de LeBron'u almayıp o parayla 3-4 tane 'mid-level' seviyesinde oyuncu alsa şampiyonluk için daha iddialı olabilirdi. Çünkü insana dayalı işlerde saf matematik çok da işlemiyor.. Mesela bir önceki büyük üçlü için konuşursak.. Allen, Garnett ve Pierce'ın Boston'da toplanmadan hemen önceki sezondaki rakamları toplamda 73.8 sayı, 23.2 ribaunt ve 12.3 asistken, beraber geçirdikleri ilk sezon sonunda ise 55.8 sayı, 18.0 ribaunt ve 11.0 asiste gerilemişti.. 18 sayı, 5.2 ribaunt ve 1.3 asistlik bir düşüş.. Soru ise şu; daha 25 yaşındaki LeBron James rakamlarındaki gerilemeye hazır mı? Sadece eğlence amaçlı 'all-star' maçlarında dahi kendini tutamayan LeBron için bence cevap net..
Tabii bir de 'off-sezon'da sadece Steve Blake'i kadroya katan Lakers'ta Kobe'nin egosunu da düşünemiyorum.. 'Takımda aksayan parçalardan birini yamaladık, adamlar Voltran'ı oluşturdu' diyordur herhalde..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
