29 Şubat 2008 Cuma
İki kere Fener
SKANDAL KARAR
Yunan temsilcinin aldığı karar tekrar görüntüleri izlendiğinde doğru. Ancak bu kararın 50 dakika sonra verilmesi ise başlı başına bir skandal. Taraftarın tamamına yakını gitmiş kimi oyuncular duşlarını almışken, yeniden sahaya çıkma kararı vermek Eurolig çapındaki bir organizasyona gölge düşürecek bir olay.
Bandı geri sarıp bu skandal kararın öncesine dönersek Rytas, Litvanya ekolünü başarıyla temsil eden ve bu sezon Eurolig ilk turunda zirve yapan bir takım. Ekollerinin temsili olan hızlı basketbolla karşılaşmaya başladı konuk ekip. Tempoyu zorlayan Rytas'a ilk 5 dakikanın ardından uyum sağlayan F.Bahçe rakibe verdiği 6 sayılı avantajı eriterek ilk çeyreği 27-25 geride tamamladı.
'X- FAKTÖR KİNSEY'
İkinci periyotta ise F.Bahçe'nin istenen görüntüsü sahadaydı. Avrupa'da henüz 2. ayını geçirmekte olan Terrance Kinsey'in 'X- Faktör' olarak ortaya çıktığı bu bölümde savunmada da vidaları Semih-Ömer Aşık ikiz kuleleriyle sıkan sarı-lacivertliler sahaya hükmetti. Litvanya ekibinin basketbol felsefesinde pek de olmayan sertliği öne çıkartan F.Bahçe 2. çeyrekte rakibe sadece bir basket şansı tanıdı. Hücumda savunmadaki çabanın karşılığı biraz daha gelseydi 45-34 biten devrenin 20 farka ulaşması içten bile değildi.
Muhteşem bir 2. periyodun ardından dün gece F.Bahçe Ülker bir kez daha gösterdi ki kolayı zor yapmakta bu kaliteli takımın üzerine yok. Sarı-lacivertlilerin sezonun geri kalanında çizdiği grafik potansiyelli ancak derslerine kafa yormayı çok da sevmeyen bir öğrenci gibi. Hani hocalarının velisine 'İstese ve çalışsa yapar' dediği türden. Bunun nedeni ise maçtan maça hatta çeyrekten çeyreğe dalgalanan takım ve koç performansı. Hiçbir şeyin üretilmediği 3. çeyreğin ardından 10 sayı geriye düşen F.Bahçe, 4 .çeyrekte ve uzatmada tüm takım olarak geri döndü ve Guiness Rekorlar Kitabı'na girebilecek uzunluktaki bir maç sonunda, gerçekten bitti mi sorularıyla çok önemli bir galibiyete uzandı.
Zorlu Torino yolu
KIZILYILDIZ LEGO GİBİ
Beşiktaş, başarılı bir iç, berbat bir deplasman takımı olan Hapoel'i 15 sayılık dezavantajı yok sayarak yıkarken, ilk turdaki unvanına ihanet etmedi. Şimdi rakip Kızılyıldız. İlk turda 6 galibiyet alan Sırp ekibi son 32'de Oktay Mahmuti'nin ekibi Benetton Tamoil'i iki mücadelede de yenerek saf dışı bıraktı. Kızılyıldız 22.4 yaş ortalamasına sahip genç bir takım.Adriyatik Ligi'nde mücadele eden takımın en önemli kozu 23 yaşındaki Dragicevic 19 sayı ortalamasıyla takımın başrol oyuncusu. 16.6 sayı, 6.1 asist ortalamalarıyla ABD'li gard Omar Cook da bir diğer başrol oyuncusu. Takımın geri kalanı ise Lego gibi. Genç ve dinamik kadrodan kimin hangi maçta katkı yapacağı belirsiz. 7 oyunucu 5 ile 10 sayı ortalamasında skora, 2 ile 4 arası ribaunda katkıda bulunuyor. Bu yelpazedeki dağılım onları tehlikeli bir takım haline dönüştürüyor. Beşiktaş'ı bu kez iç-dış performansı dengeli bir takım bekliyor. Kızılyıldız'ın en büyük avantajı patlayıcı oyunları. Top çalmaya dayalı oyunları sonuç verdiği takdirde savunmaları hücumlarını besleyerek seriler yakalamalarına yarıyor. Sırp ekibinin en büyük problemi ise rakip 90'a ulaştığında hiç galip gelememiş olmaları. Beşiktaş için anahtar top kaybının az olması ve iyi hücum etmesi.
ASLAN'A İSPANYOL
G.Saray ise dillere destan olacak çekişmedeki bir eşleşmede Asvel'i İstanbul'da yenerek son 16'ya kaldı. İki takımı 80 dakikada ayıran sadece tek bir sayı oldu ve bu da sarı-kırmızılılara tur getirdi. Torino yolundaki son engel ise İspanyol Gran Canaria. Las Palmas ekibi olan Canaria İspanya Ligi'nde orta sıralarda yer alıyor. Takım yabancı oyuncuların sırtında galibiyetler alırken, İspanyol ekibin en önemli oyuncusu 15.6 sayı ortalamasıyla ABD'li Carl English. Canaria, maç başına 8'in üzerinde 3'lük isabetiyle keskin nişancı, kısaların hükmettiği ve çok iyi hücum ribaundu yapan bir takım. Canaria 70'i geçip sadece bir mağlubiyet aldı. G.Saray'ın 8'li final için rakibi durdurup ribauntlara dikkat etmesi gerek. Türk Telekom ise kupaya trajik bir veda etti. UNICS'i yenmesine rağmen deplasmandaki ağır mağlubiyetin altından kalkamayan Telekom favorilerinden olduğu kupadan Michael Wright sakatlığıyla ayrıldı.
Son 16'daki takımlara baktığımızda ise İspanyol hakimiyeti gözden kaçmıyor. 4 İspanyol takımının mücadele edeceği 3. turda 3 tane de Rus takımı bulunuyor. İlginç nokta ise Torino'da yapılacak 8'li final için bir tane bile İtalyan takımının son 16'da mücadele edemeyişi.
26 Şubat 2008 Salı
Yao sezonu kapattı
Detroit koptu geliyor
** New Orleans beklentilerin çok üstünde ve övgüleri toplayan heyecan verici basketbol oynuyor.
** Orlando Hidayet-Lewis-Howard 3'lüsüyle en üst sınıfa atladı..
** Lakers Gasol'ün gelmesiyle şampiyonluğa en yakın aday gösteriliyor.
** Phonix Shaq takviyesiyle play-off takımı olmanın peşinde..
** Dallas Kidd'i aldı ve yüzük istiyor.
** San Abntonio herkesin bildiği gibi..
** Houston toparlandı ve ivme sürekli artıyor..
Listede şampiyonluk için iddalı takımlar var ama biri hariç; Detroit...
Detroit son 6 yıldır NBA'in en kaliteli 5'ine sahipti. Bu sene de o görünümdeler. Ancak geçtiğimiz yıllara oranla tek fark yedekleri. Tecrübeli ve yaş ortalaması 31.6 olan ilk 5'e 24.8 yaş ortalamalı gençler 30 sayıya yakın skor yardımının yanında kattıkları büyük enerjiyle Detroit NBA'in en iyi derecesine koşuyor. Son olarak deplasmanda kötü bir gün geçiren Phoenix'i 30 sayı farkla deviren Pistons diğer şampiyonluk adayları için gizli bir tehlike...
Diğer şampiyonluk adaylarına duyurulur.
Suns, Barry ile söz kesti
Transferin son günlerinde Shaquille O'Neal'i kadrosuna katan ve şampiyonluk naraları atan Phoenix Suns, dar rotasyonu genişletmek adına Spurs ile şampiyonluk yaşayan keskin nişancı Brent Barry ile söz kestiği belirtildi. 37 yaşındaki Barry Spurs'un onu takas etmesi sebebiyle son şampiyona bozuk olduğu, Boston'a ise gitmek istemediği gerekçesiyle Suns'ı seçtiği söyleniyor...
'NFL - Soccer' savaşı kızışıyor
KURUMSAL YAPI
İLGİ artışı, yaşamları şirket yapısı kurmalarına bağlı olan takımların kurumsal bakış açılarına sahip olmalarına ve büyüme stratejileri için yol haritasını belirlemesine neden oluyor. Dünya çapında kulüpler açısından oyuncuların değeri, ticari geliri, stadyum ve kulüp gayrimenkulleri, televizyon geliri marka değerini oluşturan pozitif elementler iken, kulübün borcu da değerden düşürülüyor.
NFL LİDER DURUMDA
TÜM bu değerlendirmeler baz alındığında, dünyanın en değerli kulübü olarak (Amerikan Profesyonel Futbol Ligi) NFL'de sonuncusu 1995'te olmak üzere 5 şampiyonluğa ulaşan Dallas Cowboys takımı listenin ilk sırasını kapıyor. 1,5 milyar $ değer ile 1.liği kapan Cowboys'u, aynı ligde sadece 3 kez ve en son 1991'de Super Bowl'da zafere ulaşan Washington Redkins takip ediyor. Kızılderililer anlamına gelen Redskins'in kulüp değeri ise 1.467 milyar $. 1999'da 750 milyon $'a el değiştiren takım o zamanki değerini neredeyse ikiye katladı. Bunda doğru pazarlama stratejilerinin yanında 1997'de 251 milyon $'a mal olan çok amaçlı FedEx Stadyumu'nun da getirilerinin payı büyük.
FUTBOL BÜYÜYOR
NFL'İN değerli ikilisi Cowboys ve Redskins'in hemen ardından dünyada en değerli 3. kulüp ise İngiliz futbol devi Manchester United. 1.453 milyar $'lık piyasa değeriyle futbolun, Amerika'ya karşı duruşunu simgeleyen Manchester United'ın sahibi ise yine bir ABD'li Malcolm Glazer. Glazer ayrıca NFL'de 2002 yılı şampiyonluğuna ulaşan ve 963 milyon $'lık değere sahip Tampa Bay Buccaneers'ın da sahibi.
TİCARİ BAŞARI
PREMİER Lig'in son şampiyonu United'ın kulüp değerinin altında ise büyük bir ticari başarı yatıyor. İngiltere'de geniş bir taraftar kitlesine hitap etmesine rağmen dünya çapında (çoğu Uzakdoğu) sattığı kulüp ürünleri ve stat gelirlerinin Manchester bütçesine katkısı ise yıllık 310 milyon $. Gelir konusunda ise dünya lideri yine futboldan: Real Madrid.
Bin yılın takımı Real'in yıllık geliri 374 milyon $. İspanyol ekip en yakın takipçisi Washington Redskins'e bu alan da 60 milyon $'ın üstünde fark attı. Real Madrid, 1.036 milyar dolar ile NFL takımları, United ve Amerikan Beysbol Ligi'nin en köklü takımlarından New York Yankees'in gerisinde en değerli kulüpler sıralamasında 9. sırada kendine yer buldu.
NBA, MLB ve NFL GERİDE KALDI
LİSTENİN üst sıralarında ister Amerikan ister normal olsun futbol takımları yer alırken, 700 milyon dolar barajından itibaren Amerikan Beysbol ligi takımları, 500 milyon dolar barajından itibaren de NBA takımları devreye giriyor. NBA'in en yüksek marka değerine ise son yıllarda yerlerde sürünen New York Knicks sahip. 592 milyon $'lık değerle New York NBA'de liderliği üstlenirken, Los Angeles Lakers'a 568, Dallas Mavericks'e ise 463 milyon $ paha biçiliyor.
F.BAHÇE DE VAR
BU listede adından söz ettirebilen tek Türk kulübü ise F.Bahçe. Sarı-lacivertliler, son olarak 2007 Avrupa kulüpler listesinde ilk 25'te kendine yer bulurken, 140 milyon dolar piyasa değeri ile Avrupa'nın büyüyen spor kulüplerinden. F.Bahçe'nin yıllık geliri 87 milyon $ olarak açıklandı. Yani sarı-lacivertliler henüz Olympos'un zirvesindekilerle mali açıdan baş edebilecek seviyede değil.
20 Şubat 2008 Çarşamba
Şu kadarcık şey için!
Kidd transferi nihayete erince yıldız gard profesyonel kariyerine başladığı takım Dallas'a döndü. Nets'in şampiyonluk hedeflerinden sapmasıyla 35 yaşındaki Kidd basketbol yaşantısının son demlerini yüzük peşinde koşarak Teksas'ta tamamlamaya karar verdi.Tartışmasız NBA'in gelmiş geçmiş en büyük '1' numaralarından olan Jason Kidd'in artık Dallas için oyun kuracak olması Batı'da olduğu kadar Doğu'da da rüzgarın yönünü değiştirebilecek taşları yerinden oynattı. Kidd karşılığında esas olarak Harris-Diop-Hassell 3'lüsüne sahip olan Nets, taze kanlarla nispeten güçsüz olan Doğu'da yeniden zirve yarışına girebilir. Kidd ile de yeni hava yakalayacak olan Mavericks de Teksas'tan lider çıkma savaşı verecek.
Bu takas akla daha önce yapılan ve kariyerinin son dönemlerinde şampiyonluk için yerdeğiştiren isimleri akla getirdi. Tabloya bakıldığında basketbol yaşantısında büyük bireysel başarılara imza atmasına rağmen şampiyonluk sevinci yaşayamayan ve çareyi takım değiştirmekte bulan ana rol oyuncularının pek de başarılı olmadığını görüyoruz. Gary Payton, Alonzo Mourning Miami ile Michael Finley'nin de San Antonio'yla kazandığı yüzükleri dışarıda tutarsak, Karl Malone ve Payton'un Lakers denemesi, Barkley'in Houston denemesi, Larry Johnson-Latrell Sprewell New York evliliği son 15 yılda hüzünle noktalanmış 'Yüzük birliktelikleri'. Bu isimler finalde kaybedenler listesindeler.
Ancak bilindiği gibi Kidd eşine zor rastlanan bir yetenek. Kariyerinde hep yanındaki isimlere değer katmış bir isim. Dallas'ta başarılı olacağı kesin ancak başarının ölçütünün de ne olduğu bir o kadar önemli. Artık yıldız oyuncunun biresysel başarı istemediği biliyor. Onun tek istediği 'Şu kadarcık şey'...
17 Şubat 2008 Pazar
Gitti gitti Kidd gitti
ABD'de all-star maçı oynanırken Devean Geroge'un bloklamasının ardından başka bahara kaldığı sanılan Dallas-New Jersey takasının gerçekleştiği söylentileri yayıldı. Hatta takasın yatmasıyla moralsiz olması beklenen Kidd'in de güleryüzlü olması bu transferin gerçekleştiğinin sinyallerini verdi.Dallas yeni bir paketle Nets'in karşısına çıktı Stackhouse'un danışıklı dövüşünden vazgeçen her iki takım da bu sene emekliye ayrılan ve eski bir Nets oyuncusu Keith van Horn'u baskete döndürerek takasta kullanacaklar. Böylece Kidd ve Malik Allen'ı kadrosuna katan Dallas, New Jersey'e Devin Harris-De Sagana Diop, Maurica Ager ve emeklilikten çağırılan van Horn ve 3 milyon dolara işi bitirmiş olacak.
14 Şubat 2008 Perşembe
Aziz Nicholas
NASIL başladığınız kadar nasıl bitirdiğiniz de önemlidir. Hem bu maçın özelinde hem de sezon genelinde. Efes Pilsen 'Top 16'ya son şampiyon Panathinaikos'u 74-64 yenerek harika bir başlangıç yaptı. Dile kolay Yunan ekibinin oyuncuları, teknik kadrosunun aldığı ücretler alt alta yazıldığında rakam 30 milyon Euro'nun üzerine çıkıyor. Yani neredeyse 3 tane Efes Pilsen. Ancak sahaya yüreğini koyan bir takım tüm bu maddi dengeleri alt-üst edebiliyor. Dün de Drew Nicholas'ın şahlandırdığı lacivert-beyazlıar, Yoncalar'ı yanına yaklaştırmadan bir galibiyet elde etti.PANATHİNAİKOS ilk turu 12-2'lik dereceyle geçmenin de verdiği rahatlıkla maça kontollü başladı. Eurolig'in en iyi derecesiyle 'top 16'ya gelen Yunan ekibinin yumuşak karnı 'oturaklı' bir pivotunun olmamasıydı.
Konuk takımın kontrolünde başlayan mücadele Efes Pilsen'in ilk 5 üçlüğünü kaçırmasıyla skora 16-8 Panathinaikos üstünlüğü olarak yansıdı. Bu dakikada Efes koçu David Blatt'ın aldığı mola maçın kader anı oldu. Moladan dönen lacivert-beyazlılarda Nicholas, 3 hücumda Avrupa'nın en iyi savunmacısı Diamantidis'in üzerinden 9 sayı çıkarttı.
ABD'Lİ oyuncunun şut performansıyla rakibini yakalayan Efes Pilsen, Yoncalar'a saldırmaya devam etti. 2. çeyrekte kontrol yine tam konuk takıma geçmişti ki; ikinci Nicholas seferi baş gösterdi. ABD'li oyuncunun durdurulmaz performansına ayrı ayrı 4 Panathinaikoslu oyuncu şahit oldu. İlk periyotta Diamantidis'i denize döken Nicholas'ın sonraki kurbanları Becirovic, Spanoulis ve Hatzivrettas'tı. Yoncalar'ın koçu Obradovic, onu kısa rotasyonunda Jasikevicius dışında tüm oyuncularla durdurmaya çalıştıysa da Amerikalı yıldız yavaşlamadı bile. 2. çeyrekte Efes'in ürettiği 29 sayının 10'unu atan 3'ünde de asisti yapan isim 'Aziz Nicholas'tı.
EFES Pilsen'in takım refleksi de Nicholas'ın çabasını boşa çıkartmadı. İlk yarı boyunca ABD'li oyuncu takımın skorunun yarısını tek başına atarken, İkinci yarıda daha çok Nicholas'a odaklanan savunmayı Woods, Kerem, Ermal ve Hutson deldi ve fark 3. çeyrekte açıldı. Son periyotta da kalesini iyi koruyan Efes Pilsen 'top 16'ya rüya gibi bir başlangıç yapmış oldu. Ama bu başlangıcı daha değerli kılmak için geride kalan maçlarda da bu konsantrasyon ile mücadele etmek şart. Çünkü nasıl başladığınız kadar nasıl bitirdiğiniz de önemlidir.
Bir kariyerin sonu.. mu?
Ronaldo'nun Türkiye'ye gelmesi hayali bile ülkemiz gündemini kurcaladı. Dünya üzerine gelen en yetenekli futbolcularıdan olan Ronaldo çarşamba gecesi oynanan Livorno mücadelesinde acılar içerisinde yerde kaldı.Ve bu an bizi 2000 yılındaki Lazio maçına götürdü. Yine Ronaldo yine yerlerde, yine çığlıklar arasında... Tek fark ise sakatlanan yerin sağ dizi değil, sol dizi olması... O maçta tası tarağı bırakıp duyduğu ses üzerine kenara seslenen Fernando Couto'unn yerini dün Livorno kalecisi Marco Amelia aldı. Yıldız oyuncunun sakatlandığı sırada en yakınlarında yer alan Amelia "Duyduğum ses felaketti. Sanki bir patlama sesi gibi" diye konuştu.
Yapılan kontrollerin ardından yaklaşık 9 ay sahalardan uzak kalacağı açıklanan Brezilyalı glcünün kariyerinin sona ermiş olması endişesini Milan antrenörü Carlo Ancelotti "Şu anda bunu düşünmek istemiyoruz. Tek arzumuz onun iyi olduğunu bilmek ve destek olabilmek" dedi.
3 kere dünyada yılın futbolcusu seçilen ve tüm zamanların Dünya Kupalar'ı gol kralı olan Ronaldo'nun fuboldaki geleceği belirsiz.. Bir yıldız kaydı..
12 Şubat 2008 Salı
Wenger'in bebeleri
Bebek Arsenal dünyanın en pahalı liginde zirvede. Londra ekibi pazartesi gecesi Blackburn'u devirip takipçisi Manchester United'ın da derbide City'e kaybetmesiyle Premier Lig'de ikinciyle arasındaki puan farkını 5'e çıkarttı. Aslında Arsenal'in geçmişinde liderlik tuhaf bir durum değil. Ancak kulübün son yıllardaki kabuk değişimiyle bu başarıların yakalanması küçümsenmeyecek bir başarı. Çok değil 3 yıl önce batmanın eşiğinde olan Arsenal, yönetimin aldığı kararla yeniden yapılanma sürecine girdi. Bu dönemde Vieira, Pires, Ashley Cole, Campbell, Edu, Reyes ve Henry gibi yıldızlar takıma veda ederken 'Gunners' (Topçular) lakaplı Arsenal, bu dönemde özdeşleştiği Highbury'den 100 metre ötedeki yeni stadı Emirates'e taşındı. Oyunculardan elde edilen gelir ve 430 milyon pounda mal olan yeni stat kulübü bataktan kurtarmakla kalmayarak Arsenal'in 2007 sonunda Real Madrid ve Manchester'ın ardından en fazla gelir açıklayan takım olmasını da sağladı.Bu süreçte Wenger ve ekibi çalışmaya ve genç yetenekleri takıma kazandırmaya devam ettiler. 2007/08 sezonu başlarken Arsenal, 20 takımlı Premier Lig'de transfere en fazla para harcayan (32.5 milyon Euro) 13. ekipti. Ayrıca Henry ve Reyes'i de elden çıkartan kulüp Ada'da en fazla oyuncu satan ve gelir elde eden (51 milyon Euro) unvanını da kaptı.
Transferde daima gençlere yatırım yapan Wenger bu kadar tecrübesiz bir kadroyla 26. hafta sonunda dünyanın en değerli liginde zirvede. Tüm başarılarının yanında mütevazı kişiliğiyle de ilgi çeken Fransız Hoca gelen bu başarının ardından yaptığı açıklamada "Sezon başında bana buralarda olacağımızı tahmin ediyor muydunuz? diye sorsanız, asla derdim. Ancak şimdi birinciyiz ve gidilecek uzun bir yolumuz var. Lig çok sert ve herhangi bir yerde tepetaklak olabiliriz. Bunun bilincindeyiz. Son dakikaya kadar şampiyonluk için mücadele edeceğiz" diye konuştu.
1960'larda Ada'yı ve Avrupa'yı kasıp kavuran ve Münih faciası ile sekteye uğrayan Manchester United'ın koçu Matt Busby'nin yarattığı ve çoğunluğu gençlerden oluşan "Busby Babes"in ardından şimdi gelecek "Arsene Babes"in ayaklarında.
Takımın çekirdeğini oluşturan Sagna, Clichy, Flamini, Fabregas, Senderos, Adebayor, Diaby, Eduardo, Walcott, Eboue gibi oyuncuların hiçbiri 23 yaşın üzerinde değil. Takımın ağabeyleri 30 yaşındaki Gallas, 27 yaşındaki Çek Rosicky ve 26 yaşındaki Belaruslu Hleb. Ligdeki tek mağlubiyetini Tuncay'ın gol attığı maçta Middlesbrough'a karşı alan Arsenal Slavia'yı da 7-0 yenerek Şampiyonlar Ligi tarihine geçti.
Başarıları alta alta yazıldığında Arsenal oyuncuları sezonun geri kalan bölümünde henüz şampiyon olmadan boylarından büyük işlere imza atmış durumdalar. Öyle ki lider durumdaki Londra ekibinin altında yer alan Manchester United transfere 86, 3. sıradaki Chelsea ise 63, 5. Liverpool 84, eski günlerini arayan Tottenham ise 94 milyon Euro harcayarak şampiyonluk yarışındalar.
7 Şubat 2008 Perşembe
Demir alma vakti geldi yse Utah'tan
Son iki sezonda 18 ve 17,5 sayı ortalamalarıyla oynayan Mehmet Okur bu yıl ise sadece 12.5 ortalamayla atıyor. Ve işin garip tarafı takımın ve koçu Jerry Sloan’un ondan beklentisi ise bambaşka. Son iki sezonda all-star performansıyla oynayan Memo’ya ne oldu da istatistikleri yarı yarıya düştü? Mehmet yazı Eurobasket 2007'yi çok da iyi geçirmedi. Yeni sezona da formsuz girdi. Ama yıldız oyuncumuzun asıl sıkıntısı şu anda tıpkı Kirilenko’nun yaşadığı gibi takım yapısı ve koç Jerry Sloan. Nedeni kişisel problemler değil tabi ki. (Ya da kişisel bir problem varsa bu en kısa sürede gün yüzüne çıkar tıpkı Arroyo ve Giricek'te olduğu gibi.)
Sloan 1988-89'da göreve başladığı Utah'da gözünü açtığında Malone-Stockton ikilisi kervanı yürütüyorlardı. Bu düzeni daha akılda kalan bir yapıya ulaştıran ve ekol haline getiren ise Sloan'un basketbol düşüncesi oldu. İkili oyuna dayalı şut sokabilen oyun kurucu, keskin bir şutör, iç-dış skor gücü olan bir uzun forvet ve o yapıyı tamamlayıcı diğer parçalarla Utah, 2 kere NBA finali yaşadı.
Jazz'ın bu temel taşların yaşlanması ve takımdan kopmasıyla son 5 yıldır oluşturmaya çalıştığı düzene en yaklaşılan sezon ise bu yıl oldu. Deron Williams geçtiğimiz sezonu iyi geçirmişti, bu sezona daha da iyi bir başlangıç yaparak Stockton görevini aldı. Giricek, ki geçtiğimiz sezon Batı Konferansı finaline kalınmasındaki önemli parçalarındandı. Bu sezon olmaması takımın sıkıntı yaşamasındaki etkendi. O gitti yerine Kyle Korver geldi. Yani Jeff Hornacek de tamam. Sıra savunmada önemli görevi olan Byron Russell'a geldi. Russell çok iyi bir savunmacıydı aynı zamanda da ayağı yere sağlam basan iyi bir şutördü. Boş şutlarda affı olmayan bir isimdi. Onun görevini ise zamanımız Utah'ın da Ronnie Brewer-C.J. Miles ikilisi savunma-hücum kombinasyonuyla doldurmaya çalışıyor. NBA tarihinin en çok sayı atan 2. ismi olan Karl Malone ise Carlos Boozer'a denk getirilmiş durumda. Boozer'ın skor yönünden sıkıntı yaşamasa da savunma tarafı tam bir maden. Bunu da yardım savunmasıyla çözmek isteyen Utah'da Kirilenko, Millsap savunma sertliğini kadroya getiriyorlar. Geriye saymadığımız tek pozisyon kaldı. 2 kez Chicago'ya boyun eğen Utah'ın 5 numarayı dolduran isimleri Greg Ostertag, Antoine Carr, Greg Foster. Bu üç ismin ortak yanları savunma sertlikleri ve özellikle Ostertag'ın blok becerisi. Basketbolda zaman zaman tutucu olması nedeniyle eleştirilen Jerry Sloan'un kafasındaki yapının bu olduğu düşünülürse şutu ve sayı atmayı seven Mehmet Okur'un mutluluğu Boozer'ın başına bir şey gelmedikçe zor gibi gözüküyor. Ve hatta Utah'ın 2007 Draft'inde Philadeldhia'dan aldığı Ukraynalı Kyrylo Fesenko'nun gelişimine bağlı olarak 2009'da kontratı sonlanacak olan Mehmet'i gelecek sezon başka bir takımda dahi görme ihtimalimiz yok değil. ‘Play-off’lara ve transfer sezonunun sonuna yaklaştığımız bugünlerde Memo karşılığında blok yapan bir 5 numara aradığı gelen dedikodular arasında…
6 Şubat 2008 Çarşamba
Bulmaca gibi takas
Shaquille O'Neal Phoenix Suns'ta. Kısa ancak NBA'in ve birçok oyunucunun kaderini değiştiren de bir cümle. Suns, Shaq karşılığında Miami'ye Shawn Marion ile Marcus Banks'i gönderdi.Gerçekleşen bu transfer olumlu ya da olumsuz eleştirilerin de odağı oldu. Biz de her iki taraf açısından durumu değerlendirelim.
Phoenix Uçlarda yaşayan bir takım.
1. Quentin Richardson, Joe Johnson, James Jones gibi yarattığın yıldızları tavan ücret uygulamasını yarmaktan korkup Lüks vergisi ödememek için kontrat önerme ve 'free-agent' olmalarına izin ver, sonra da git Marion'a karşı 2 yıl 40 milyon dolarlık bir kontrat al.
2. Suns'ın Howard, Duncan, Ming gibi ağır abileri savunamadığı bir gerçek. Burada da yol ikiye ayrılıyor. Öncelikle Shaq'ın bu tempoya nasıl ayak uyduracağı soru işreti ötesinde. Muğlak.. Ama madalyonun diğer yüzünde ise 'Play-off' zamanı gelip çattığında son 3 yılda görüldi ki Nash'in verdiği tempo San Antonio, Dallas gibi ağır ve set hücumu oynayan rakiplere sökmüyor. Bunun için de yarı alanda hücüm için sağlam birine ihtiyaçları var.
3. Bıraktığımız yerden devam edersek; Phoenix'e 'Sağlam' biri lazım. Shaq şampiyonluktan bu yana 'kış uykusu'nda. Papatya falı gibi bir sakat bir sağlıklı. Bu sene tam onun için kayıp sezon olacakken bir de baktı ki, zirve yarışındaki bir takımda. Ama onun 170 kiloluk ağırlığını artık vücudu yüksek performansta bir oyun sergilemesini sağlayamıyor. Muhtemelen Suns onun iyileşme sürecini mümkün olduğu kadar uzun tutarak 'fit' bir duruma gelmesini bekleyecek.
4.Phoenix bu transferinde hesap kitap yapan isimlere baktığımızda 'Vardır yahu bu koca koca adamların bir bildiği' diyebiliriz. Suns GM'i Steve Kerr Shaq kadar şampiyonluk yaşamış ve başarı nedir bilen bir isim. "Bu transfer ya onu zeki gösterecek ya da koca bir aptal olarak." Evet bu NBA'in saygın yorumcularının ortak fikri. Peki dişi, tırnağıyla Avrupalı bir koçken NBA'in kazanan koçları arasına giren Mike D'Antoni'ye ne demeli. O da mı "Yahu bu adam 3 ton.ç O karşı potaya gidene kadar Nash ve diğerleri 'istasyon' yapar" dememiş midir?
Sıra Miami'de. 2006 şampiyonunu bu sene neresinden tutsak elimizde kalacak gibi. Wade sakat, Shaq sakat, Jason Williams kafadan sakat, Mourning veda etti. Heat için kayıp sezon.. O kadar kayıp ki; 'çoluk çocuk' tayfası Minnesota'dan bile az kazanmış durumdalar. Marion tabi ki de işe yarar ama nereye kadar. Jason Williams'ın bitecek olan kontratını başka bir transfer pazarlayacaklar mı? Wade-Davis-Marion 3'lüsünün yanındaki isimler ne yapacak. Ve Heat bir 5 numara bulabilecek mi?
Onlar için %90 oranında karlı bir transfer. "Bırakalım çocuklar rahat oynasınlar" diyip Wade'in sakatlığın etkisinden kurtulmasına izin verirlerse Wade de bir "Franchise" oyuncusu gibi sabrederse gelecek yıllarda toparlanma şansları yüksek.
Ancaak buradan Miami yetkililerine iki çift sözüm var. Şampiyonluk her şeye değer mi?
Heat kimlerden vazgeçti Shaq'ı Batı Yakası'ndan getirmek için: Lamar Odom; şu anda Lakers'ta üçgen hücumun önemli parçası.. Caron Butler; Bu sene All-Star oldu, son iki yıldır başkentte NBA'in en skorer 3'lüsünden biri. Çok yönlü bir oyuncu. Brian Grant; O sezon Miami'nin felaket başlangıcının ardından play-off yapmasında büyük payı vardı ancak sonrasında diz sakatlıkları nedeniyle kariyeri bitme noktasına geldi.
Rafer Alston; 2004'te ki kontralı yenilenmedi, Sokak basketbolunun efsanesi, ki Houston'da çok başarılı bir performans ortaya koymuyor. Rasual Butler, Malik Allen gibi isimlerde kaçan balıklar arasında.
Bu oyunculara Wade eklendiğinde bir hanedan kurulmaması elde değil. Tüm bunlara bakıldığında Payton ve Mourning ilk yüzüklerini alırken, Riley ve Shaq parmaklarında bir tanelik daha yer açtılar. Wade Muhteşem 2003 draftında ilk şampiyonluk gören isim oldu. Ama sonuçta tepeden düşüş çok sert oldu. Şampiyon kadro iki yılda çil yavrusu gibi dağıldı.
Şimdi bir çok şeye yeniden başlıyorlar.
Bu transfer kısa vadede Suns ve Shaq’a uzun vadede ise Miami’ye yarayacak gibi görünüyor.
Hüznün 50. yılı
Bugün 6 Şubat 1958. Sezona Lig, FA ve Avrupa Kupası parolasıyla başlayan 'Busby Babes' lakaplı Manchester United, dün Kızılyıldız ile 3-3 berabere kalarak Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale çıkma başarısını gösterdi. Yugoslavya'dan yarı final vizesiyle İngiltere'ye dönen Manchester United kafilesi bugün Ada'ya dönemedi.21 yaşındaki Duncan Edwards ise komada...
Aralarında teknik kadro, yönetim ve gazetecilerin bulunduğu diğer 14 kişi de olay yerinde can verdi.
YARALAR SARILDI
'Münih faciası' olarak adlandırılan ve bugün 50. yılına girilen bu hazin felaketin ardından Manchester United 'Busby Babes' (Matt Busby'nin yaş ortalaması 22 olan ve üst üste 2 yıl şampiyon olan bebeleri) o yıl mücadele ettiği Şampiyonlar Kulüpler Kupası yarı finalinde Milan'a 2-1'in rövanşında 4-0 yenilerek kupaya veda etti. İngiltere'de son iki yıl kazandığı şampiyonluğu Wolverhampton'a kaptıran Manchester neredeyse tümü yedek ve genç takım oyuncularından kurulu bir ekiple o sezonu 9. sırada tamamladı. F.A. Kupası'nda ise durum biraz daha farklıydı. Facianın 13 gün sonrasında çıktıkları ve tamamı yedek ve genç takım oyuncularından kurulu kadrolarıyla Sheffield Wednesday'i rövanş maçında 3-0 yenerek finale yükseldiler. (Finalde Bolton'a 3-0 kaybettiler)
1957-58 sezonunun devamında uçak kazasından kurtulanlardan biri de 20 yaşındaki genç Bobby idi. Bobby Charlton o kadro içerisinde kendine yer bulmuş ve Münih faciasının öncesinde 3-3 biten Kızılyıldız mücadelesinde 2 gol atmış bir yıldız adayıydı. Manchester Akademisi'nin bitmek tükenmek bilmeyen kaynakaları onların yıkılmamalarını sağladı. 1958-59 sezonunda Futbol Ligi'ni son şampiyon Wolverhampton'un 5 puan gerisinde bitiren Manchester, sonraki yıllarda ise ligi 5, 7, 13 ve 19. sıralarda tamamladıkları sıkıntılı bir dönem geçirdiler.
Facianın ertesinde 'Busby Babes' lakabı birçok acıyı hatılattığı gerekçesiyle koç Matt Busby tarafından bir İngiliz rugby kulübü olan Salford'dan esinlenerek 'Kırmızı Şeytanlar' olarak değiştirildi.
Ve bugün dünyanın en zengin kulüplerinden olan Kırmızı-Şeytanlar emektarlarını andılar.
Pazar günü oynanacak City of Manchester derbisinde ise United oyuncuları 1950'lilerin formasını üstlerinde taşıyacaklar ve bu formada sponsor amblemi olmayacak.
5 Şubat 2008 Salı
Yazıyoruz ama nece yazıyoruz
Yok 30 saniyelik reklam bedeli şu kadarmış da.. Devre arası şovda bilmem kaç yıl önce J.Jackson'un memesi açılmış da.. Şu kadar kişi televizyon başındaymış da.. Karaborsada biletler 2500 dolarmış da... gibi misallerle karşılşatık. Spora spor gibi bakmaktan çıkıp bir ekonomi aracı olarak görmenin sporun doğasına aykırı olduğu da bir gerçek. Ancak devasa boyuta ulaşan ve paranın hükmettiği dünyada sporu ekonomiden ayrıştırmak da gerçekçi değil...
Ancak ne yapılabilirdi. Evet reklam bedelleri, tv izleyicileri vs. gibi rakamlar elbette önemli. Ancak büyük baş gazetelerin hiçbirinde maça dair bir şey okuyabildiniz mi? Hayır..
Halbuki son yılların en fiyakalı en heyecanlı en harika sonlu bir Super Bowl izledik. Giants savunmasının kusursuzluğu.. David Tyree'nin elinden kaçmak üzere olan topu kaskına sıkıştırarak şampiyonluğun yolunu açması.. Eli Manning'in 3 canavardan canını zor kurtararak Patriots'un tarihe geçmesini engelleyecek pası göndermesi.. Bunların hanigisine rastladık. Hiçbirine... Lüzumlu ya da lüzumsuz rakamlarla sporu tabiatından çıkartarak para yoluna koyuyoruz. Sonra da dönüp diyoruz ki; Sporun dini imanı para olmus nerede o eski amatör ruh..
Peki Suç kimde?
4 Şubat 2008 Pazartesi
O anlar!
Maçın Giants'a döndüğü an. Eli Mannning'in 3 Patriots'lunun 'sack' tehditinden kurtulup attığı pası David Tyrre resimde görünen ve bir de göünmeyen 2 oyuncunun arasından topa uzanıyor ve tutuyor. Tam ellerinin arasından kayıp 'incomplete' olacakken kaskı yardımına geliyor ve elleriyle kaskı arasına topu sıkıştırmış biçimde sırtüstü savunma oyuncusunun üstünde pası tutuyor.Geçtiğimiz yıl Colts'un şampiyonluğunun ardınan Peyton
Manning MVP olmuıştu. Bu sene de Giants'ın şaşırtan şampiyonluğu şaşırtmayan bir MVP getirdi. New York'un QB'si küçük Manning Super Bowl'un 'en değerli oyuncusu' oldu.Super Bowl'u Phoenix Üniversitesi Stadyumu'nda 71.101 kişi izledi. FOX'tan
yayınlanan bu dev final 66 share aldı.
President Spagnuolo!
ABD'de Başkanlık seçimlerinin olacağı 'Büyük salı'dan önceki en büyük şov 'Super Bowl'u New York Giants kazandı. New York daha doğrusu New Jersey sokaklarından yükselen ses 'President Manning' olsa da 'Patriots'u 14 sayıda tutarak gelen şampiyonlukta 'aslan payı' Giants'ın defansif koordinatörü Steve Spagnuolo'ya ait.Kusursuz oyun kurucu Tom Brady'i sürekli baskı altında tutan Giants savunması New England'ın 37 olan sezon ortalamasının yarısına bile yaklaştırmadı. Michael Strahan, Justin Tuck, Osi Umenyiora'dan oluşan New York 'Defansif End'leri New England'ı koşturmadı ve sadece 274 'yard'a izin verdi (sezon ortlaması 411 yard)
Başarısı Super Bowl getiren Spagnuolo'nun adı şimdiden NFL'in en değerli 2. takımı Washington Redskins ile anılmaya başlandı.
2 Şubat 2008 Cumartesi
Şimdi uzaklardasın
İspanya, Dünya basketbolunun yükselen değeri. Bu mücevherin şu an için en müstesna parçası da Pau Gasol. İspanyol oyuncunun Lakers'a geçmesi ise belki başarıya alışmış Los Angeles ekibini yüzük için en en en şanslı adayı haline getirse de madalyonun bir de diğer yüzü var.Bu da henüz bu sezon NBA'in huzuruna çıkan Avrupa'nın en kıymetli gardlarından olan Navarro'nun durumu. Bu iki oyuncu Barça'dan 'kanka'.. Kaderleri! (Pau Gasol'un Memphis'te kalma şartlarından biri) onları NBA'de Memphis'te biraraya getirmişken, Pau Hollywood'a şampiyonluk yolculuğuna çıktı..
Memphis'in bu 'trade'de ne düşündüğü üzerine yıllarca kafa yorulsa da bir anlama kavuşmayacağı belliyken transferin Navarro'ya sıkıntı yaratacağı ortada. Avrupa'dan NBA'ye şutör olarak giden bu tipte oyuncuların ne denli zorlandığı örneklerle sabit.
Rigadeau, İbrahim, Djordevic, Jasikevicius gibi misallerin, oyun zekası ve şut bakımından çok üstün oyuncular olduklarını ancak fiziksel yetersizlikleri ve şuta dayalı oyun stilleriyle NBA'de ne denli zorluk yaşadığını görmüştük. Navarro'yu da zorlu bir sınav bekliyor. Ya NBA onu kabullenecek ve biz 'kötü misal, misal teşkil etmez diyeceğiz' ya da Navarro sevgili yuvası Barcelona'ya tıpış tıpış geri dönecek..
1 Şubat 2008 Cuma
Efsane gerçekten bitti mi?
Shaquille O'Neal. Kariyerinin geri kalan ve sağlıklı olarak sahada kaldığı dönemlerde NBA'in en baskın oyuncusu...Lakers'ın 'Three-peat'inde eze eze 3 kez MVP olan ve durdurulamaz denen Shaq, kötü geçen bir sezonda, 14 kez üst üste seçildiği 'all-star'dan uzaklarda. Belki desezon başından bu yana bitmek tükenmek bilmeyen eleştirilerden çok daha fazla yaraladı bu 'koca dev'i. 'All-star'ların olmazsa olmazı Shaq, başına gelecekleri önceden anlaçış olsa ki; "Eğer oraya çağırılmazsam ekstra üzülürüm" sözlerini sarfetti.
Ne isterler Hido'dan
Açık ara kariyerinin en başarılı sezonun yaşayan Hidayet Türkoğlu'nun all-star olmasını ille de birinin sakatlanmasını düşünerek beklememiz Doğu Konferansı koçlarının ayıbı. Bu konuya parmak basan efsane oyuncu zamanımızın da başarılı yorumcusu Charles Barkley oldu. "En büyük kayıp Hedo" diyen Barkley'e Toronto'nun yıldızı Chirs Bosh da "O, büyük anların oyuncusu" sözleriyle katıldı.




