8 Haziran 2012 Cuma
En değerli €
Avrupa Şampiyonaları uluslararası futbolun 'creme de la creme'i olmuştur benim gözümde. Avrupa Futbolunun seviyesi, saha şartları, teknoloji gibi öğeler birleşince rekabetin tavan yaptığı ve doyuma en çok yaklaştıran organizasyondur.
Türk futbol severler için önemli bir geri dönüş hikayesinin parçası olabilir; diyerek kendimizi kandırabiliriz ama öyle olmayacak tabii ki... Yine futbol seven azınlığın takip edeceği ve içindeki nefreti kusmak için futbolu alet edenlerin izlemeyeceği bir organizasyon olacak. Aslında bir açıdan düşününce en güzeli belki de bu.
Uzun hikayeye şimdilik girip tadımızı kaçırmayalım...
Üst üste 2. kez ev sahiplerinin iddiasız olduğu bir turnuva olacak. Polonya son 10 yıldır elemelerde büyük başarılar gösterse de şampiyonalarda tartışmasız büyük hayal kırıklığı yarattı. Ukrayna'nın da şansı dönmüş bir nehirden çağlamasını beklemek kadar doğal...
Favorim Almanya, ikinci olarak favorim yine Almanya, 3. olaraksa Hollanda'yı şanslı görüyorum. Almanya hakikaten farklı bir seviyede futbol oynuyor ve en yakından takip ettiğim lig de Bundesliğa. Gerek sosyal boyutuyla gerekse de profesyonellik boyutuyla başarıyı her zaman her şart altında en fazla hak eden ülke.
Çok değil 15 yıl önce 'hasta adam' muamelesi gören ülke futbolu, şimdi yetiştirdiği birçok yeteneği kadro dışında bırakmak zorunda kalabiliyor. Bunu bilmeyen zaten yok, kadro yapısı kadronun kendi içinde alternatifleri onları İspanya'nın da üzerine koyuyor. -dahası İspanya'nın en fazla yarı final görebileceğini tahmin ediyorum-
İlk turun Polonya'da olması bir avantaj. Ama bu Almanya takımı, oynadığı şu futbolla rakibin kim olduğunu hiç umursamadan her takımdan içeride ve/veya dışarıda 3 puanı Arsen Lupen misali alabilecek kapasitede.
Ama futbol meleklerinin bir dansı mıdır bilinmez ama en sıkıntılı grupta yer alacakları kesin. Danimarka, Portekiz ve Hollanda...
Hollanda şu anda Almanya ile beraber en karakterli futbolu oynayan takım, Portekiz taktiksel sıkıntılar içerisinde olmasa ve bir de istikrarlı gol atabilecek forvetleri olsa, kısacası 'güneş batıdan doğsa' şampiyonluğa çok yakınlar. Ama şu zamana kadar olmadı ve yakın gelecekte de olacak gibi gözükmüyor yazık oldu Figo'ya yazık olacak Ronaldo'ya, Nani'ye şu dünyadan Avrupa Şampiyonu olamadan gidecekleri için, hoş kimler gitmedi ki...
Hollanda ise İspanya'nın Dünya Kupası şampiyonluğuyla kader mahkumu hücresinde tek başına kaldı. Eldeki kadro ve oynanan futbol final ve hatta şampiyonluk için yeterli anca kilit bu gruptan çikbielcekler mi? Bu tarz şanssızlıklar daha önce İspanya'yı da vurmuştu. Şampiyonluk için iddialı olunan pozisyonlarda gruptan çıkamamak ya da 2002 Güney Kore hakem faciası gibi olaylar unutulmamalı.
Ekol denince herkesin aklına İtalya, İngiltere ya da Almanya gelir ya bana hep İskandinav takımlarını çağrıştırır.. Danırmarka da bu çağrışımın şef aşçısı.. Onların oyuncu ve oyuncu yeteneklerinden bağımsız futbolları her zaman için takdir edilesi. Sahada görecekleriniz 3 aşağı, 5 yukarı hep belli, oyuncu kalitesi sadece alınan sonuçları değiştiriyor.
Son yılların görüntüsünde ve bur turnuva özelinde en çok bel bağlanan isim hala, 17 yıldır adını duyduğumuz Rommedahl (burada oyuncu övülmüştür) işe bu turnuvada iyi mücadele ve peş etmeyen bir takımdan fazlasını beklemek zorlama olur.
İspanya çocukluğumdan beri hep favorim olan sempati duyduğum ve yıllarca hayallerimi ertelememe sebep olan takımdı. Ve maalesef Avrupa&Dünya şampiyonluğu dublesiyle bu mutluluğumuzun sonuna geldik... Meğerse ben İspanya'nın hep kötü sürprizlere kurban gitme ihtimalini sevmişim. Onlar kazandıkça İspanya sevgimin sırtına sanki Ata Demirer oturdu, ve o sevgiyi garip bir daralma hissine bıraktı. Ama şansları yok denemez fakat Puyol-Villa gibi sakat oyuncuların tavrını görüp kadronun geri kalanında da bir doyum hissini düşünmemek elde değil. Almanya ya da Hollanda ikilisinden birine bu kez eleneceklerdir.
İngiltere içinse bu kez daha umutluyum. Ama şampiyonluk için değil... Ve en kritik nokta İsveç ile oynayacakları 2. maç. O maçla çeyrek final de gelebilir geri dönüş biletleri de.. Capello sonrası geçişin sancılı olacağı kesin.
'Capello ile kazanamayan kimse ile kazanamaz' diye bir İtalyan atasözü vardır :) İngiltere'nin geleceği bu bakımdan da biraz karanlık. Kabul etmek gerekir ki altın jenerasyonları artık devrini doldurdu ve dolduruyor. Son bir şans ama bu Vegas'a gidip son bozuklukla milyon dolarlar kazanmaya benziyor.
İtalya'nın gruplarda takılacağını tahmin etsem de grup karmaşasından kurtulurlarsa gen haritalarının öngördüğünce baş belası bir takım olacaklardır.
İrlanda sempatimi bira içmeye başladığım gün (Efes değil) bir leprikondan ödünç aldım zannedersem o günden beri de iyi geçiniyoruz..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
