KASIM AYI SONU
NBA'DE POZİSYONA GÖRE TAKIM LİDERLERİ
*** sayı % rib. asi. +/-
PG Sas. Ind. Dal. Noh. Noh.
SG Lal. Cle. Lal. Mia. Mia.
SF Ind. Atl. Pho. Uta. Det.
PF Dal. Cle. Njn. Cle. Cle.
C Tor. Den. Phi. Ind. Orl.
ARALIK AYI SONU
NBA'DE POZİSYONA GÖRE TAKIM LİDERLERİ
**** sayı % rib. asi. +/-
PG Sas. Orl. Dal. Noh. Noh.
SG Mia. Bos. Noh. Mia. Mia.
SF Den. Pho. Den. Cle. Cle.
PF Dal. Cle. Mil. Bos. Cle.
C Tor. Den. Por. Ind. Lal.
BASKETBOLDA istatistiğin yeri yadsınmaz. Ancak istatistik kağıdına yansımayan eksiler ve artılar yazandan çok olduğundan Amerikalılar işi ilginç boyutlara çektiler. Artık bir maç hakkında yorum yapmanız için maçın tamamını izlemiş olmanız gerekmiyor. Konvansiyonel istatistiğin ortaya çıkartamadığı rakamlara yansımayan artı ve eksiler yeni düzende değer kazanıyor. Artık maçların ardından (+/-) grafikleri, ofansif istatistikler, defansif istatistikler ve daha da ayrıntılı sayılarla maçın MR'ının çekilmesi kolaylaşıyor.
BU girişin ardından MVP yarışının, all-star heyecanının ve şampiyonluk fısıltılarının başladığı NBA'de 30 maçlık raporuna bir göz atalım. Tüm maçları izlememizin mümkün olmadığı lig, Boston ve Cleveland'ın hakimiyetinde ilk 30 maçı geçti. Rakamlara da yansıyan bundan farklı değil. Yukarıda görülen iki tabloda ilk 3 ayın ardından NBA'de pozisyonlara göre hangi takımların, hangi istatistiklerde kasım ayı sonunda ve aralık ayı sonunda lider olduğu görünüyor.
OYUN kurucu pozisyonunun lideri tahmin edileceği gibi Chris Paul'ün sürüklediği New Orleans Hornets. Hornets, asist ve (+/-) grafiğinde NBA lideri. Oyun kurucu pozisyonunda en fazla sayı bulan takım San Antonio Spurs. En yüzdeli hücum eden gardlar Orlando Magic'e aitken en fazla ribaunt toplayan ise Dallas'ın oyun kurucuları.
SKORER gard pozisyonu Miami Heat'in kalesi. Sayı, asist ve (+/-) grafiğinde lider olan Heat'te Dwayne Wade göz kamaştırıcı performansıyla ligi domine ettiği görülüyor. Skorer gardlarından en yüzdeli hücum eden takım Boston Celtics, en fazla ribaunt toplayan takım ise Hornets.
KISA forvete geçersek Denver'ın skor ve ribaunt yönünde ağır bastığı, Cleveland'ın ise asist ve (+/-) istatistiğinde öne çıktığı görülüyor. Geriye kalan en yüzdeli hücumu da Phoenix'in kısa forvetleri beceriyor.
PİVOTTA ise hiçbir takımın belirgin üstünlüğü yok. Mesela bu mevkiide en dominant olan takım Lakers iken Los Angeles pivotlarının sadece (+/-) grafiğinde liderliği bulunuyor. En fazla skor Toronto pivotlarından gelirken, en yüzdeli hücumu Denver uzunları yapıyor. En fazla ribaundu Portland 5 numaraları alıyor, en fazla asisti de Indiana pivotları yapıyor.
24 Aralık 2008 Çarşamba
21 Eylül 2008 Pazar
Zimbabwe'nin 'altın kızı'na dolar ödülü
Etiketler:
Olimpiyat
Beijing 2008'de Zimbabwe'nin elde ettiği 4 madalyayı da kazanan Kirsty Coventry devlet başkanı Robert Mugabe tarafından 100,000 $ ödüle layık görüldü. % 11,000,000 enflasyon içerisinde ekonominin iflas ettiği Afrika ülkesinde Mugabe'nin 'altın kızım' dediği 'Zimbabwe'nin kızı' olarak da bilinen Coventry, 3 madalya kazandığı Atina 2004'ün ardından Mugabe'den 50 bin dolar ödül almıştı.Eğitimini ABD'de sürdüren Coventry başarısının karşılığını aldıktan sonra Auburn Üniversitesi'nde eğitimine devam etmek üzere birleşik devletlere uçacak.
17 Eylül 2008 Çarşamba
Tek vuruşla geri dönüş
Etiketler:
Futbol,
Şampiyonlar Ligi
Inter'in PES forvetleri geri döndü. Mouirnho'nun gelişiyle sürgünden dönen özel hayatını kontrol edemeyen Adriano İtalyan takımının Atina deplasmanında 82. dakikada oyuna girdi ve PlayStation'dan alışık olduğumuz sert bir vuruşla takımının 2. golünü attı.Ancak ilginç olan yaklaşık 12 dakika oyunda kalan Adriano'nun ayağına gelen ilk ve tek bir de son topla golü bulmuş olması. Mourinho'nun dediği gibi "O, kaybedilmeyecek kadar değerli bir oyuncu" Kim bilir bu tek vuruş onun geri dönüşünün başlangıcıdır.
Tuncay 6 hafta yok!
Etiketler:
Futbol
15 Eylül 2008 Pazartesi
Tango ve Cash!
Etiketler:
Futbol
Dolar milyarderlerinin işgalinden önce İngiltere'de 'top' oynanırdı. Ancak Premier Lig şimdi paralı adamların istilasıyla medeniyetler çatışmasına dönüştü. İlk İngiltere'de oturan yabancı uyruklu zenginler 'kendini İngiliz hissedenler' el attı futbola, sonra ABD'li milyarderler 'Soyu İngiliz'den gelenler' girdi bu 'soccer' işine...ABD'nin ebedi rakibi Ruslar'da yeşil sahada da 'savaşı soğutma'ya 'İngiltere'ye kaçanlar'larla teşrif ettiler. Son olarak da 'İngiltere'yi eğlence mekanı' kabul eden Araplar futbola buyurdular.
Ve hafta sonu son akımla Ada'ya gelen Manchester City, Chelsea'yi sahasında ağırladı. 'Cash'i yani nakiti bastıran City, 3 yıl önce aynı yollardan geçen şimdilerde kadrosundaki uyumla artık 'Tango' yapan C
helsea'ye 3-1 mağlup oldu.Şimdi de Newcastle satılık. O köklü kulübe de bir başka 'Cash', 'Show Bussines' amacı güderek sahip çıkmak isteyecek. Önce alınan yıldızlar ve akıtılan paralarla taraftarın da keyfi yerinde olacak. Ancak ya kaybolan değerler... Kim geri getirecek? Parayla başarı gelebilir ancak Tango'nun uzun süreçte etkileyici kalması zor gözüküyor...
14 Eylül 2008 Pazar
Yağmurla karışık Vettel II (Veda busesi)
Etiketler:
Formula
F1'de sezonun sondan 5. yarışı olan İtalya'da akıllarda 1 yeni şampiyon, şampiyonluk adayları kaldı. 21'lik Vettel EN istatistiklerini ele geçiren ve hafta sonunun tartışmasız en mutlu ismi oldu.Şampiyonluk adaylarından en etkileyici performans Lewis Hamilton'a aitti. Gerek yağmurda sergilediği performans (14 geçiş yaptı) gerekse de agresif tavrıyla (Webber'i çimlere sürmesi) Şampiyonlar şampiyonu Michael Schumacher'i hatırlatan İngiliz pilot yarışı kazanamasa şampiyon yüreğini ortaya koydu.
BMW'de podyum gören Robert Kubica belki de yarış içerisinde kameralar tarafından en az gösterilen pilottu. Stratejisinin ve meteorolojinin yardımıyla stresten uzak 3.lüğü kapan Polonyalı pilot ufak da olsa dünya şampiyonluğu iddiasını sürdürdü.
'Bankocu' Massa aksiyonun hep arasındaydı ancak pozisyonunu korumak adına riskin 'r' sini bile almadı. Belki şampiyonluk yarışında ama gönüllerde 2. Lige düştü.
Hafta sonunun en büyük hayal kırıklığını tartışmasız Kimi Raikkonen yaşadı ve yaşattı. Performansındaki düşüşle Hamilton için en büyük rakip konumundan rakiplerden biri, hem de geride olanı unvanına gerileyen Raikkonen formsuzluğunu sürdürdü. Hamilton'a geçilmekle kalmayan Fin pilot rakibinin 2 turda arkasına aldığı rakipleri 53 tur boyunca takip etti.
Ferreriler bomba gi
bi girdikleri sezona 'Fetret Devri'yle devam ederken, Kovalainen'in de form yakalamasıyla McLaren 'kırmızı aracı' yakaladı bile...Monza Avrupa'ya veda yarışıydı. Minardi ile başlayan Toro Rosso ile şekillenen 23 yıllık maceranın zirvesiydi dünkü Sebastian Vettel mucizesi. Genç Alman soğukkanlılığını tüm yarış hatta podyuma çıkana kadar korudu. At yarışı tabiriyle 'Beyaz bayrak-Ayna' yapan genç 'Bebek Schumi' lakabını kaptı bile. Onun dışında podyum yapamasa da Hamilton'un cesur yüreği ve git gide yavaşlayan Ferrariler hafızalara kazındı...
Other sports (Diğer sporlar)
Etiketler:
Basketbol
Avrupa'nın ve dünyanın en saygın haber kurulşu BBC. İngiltere Premier Ligi maçları öncesinde verdiği raporlar, sakat listeleri; sırasında verdiği grafikler detaylar; motorsporlarına yönelik haber analizler; atletizm güncel bilgileri, kriket, rugby, tenis. Tüm bunlarla ilgili ayrıntılı haberler incelemeler ve analizlere yer veren BBC'nin bir de 'Other sports' diye bir bölüm var. Diğer sporlarla ilgili genel haberlere yer veren bu alanda basketbol yer alıyor.
Ada'da üvey evlat muamelesi gören o diğer sporlardaki basketbol, Büyük Britanya'da itibarını kazanıyor. Eurobasket 2009 elemelerinde 4 maçınını 3'ünü kazanan Büyük Britanya Polonya yolunu yarıladı.
Ulusal takımın bu çabalarını umarız BBC de değerlendirir ve basketbolu 'diğer sporlar'dan kurtarır
Ada'da üvey evlat muamelesi gören o diğer sporlardaki basketbol, Büyük Britanya'da itibarını kazanıyor. Eurobasket 2009 elemelerinde 4 maçınını 3'ünü kazanan Büyük Britanya Polonya yolunu yarıladı.
Ulusal takımın bu çabalarını umarız BBC de değerlendirir ve basketbolu 'diğer sporlar'dan kurtarır
Yağmurla karışık Vettel!
Etiketler:
Formula
İLK olarak 2006 yılında İstanbul Park'ın antrenman turlarında onu izledik. Go-kart geçmişi Michael Schumacher kadar parlak olmasa da Adam olacak çocuk olduğunu belli etmişti. Ve Sebastian Vettel kıvılcımlar sunduğu kariyerinin en büyük başarısına Monza'da yağmurla karışık imza attı. İlk 'pole pozisyonu'nu elde eden Toro Rosso takımının pilotu tarihin en genç pole kazanan ismi oldu.
12 Eylül 2008 Cuma
735 gün sonra gerçek bir iş
Etiketler:
NBA
NBA tarihinin gelmiş-geçmiş en etkili uzunlarından Shaquille O'Neal emeklilik tarihini açıkladı: 735 gün sonra. Parmağında 4 yüzük şampiyonluğu bulunan Shaq artık bazı kararları verdiğini ve basketbol sonrası hayatında hukuk için mücadele edeceğini açıkladı. 200o yılında Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olan 2005'te de MBA'ini tamamlayan Shaq mezuniyet törenine katılmak adına Lakers'ın bir iç saha maçını bile kaçırmıştı. Los Angeles Polis departmanında da yedek polis görevi süren yıldız oyuncu mezuniyetinden sonra "Artık gerçek bir iş bulabilirim" demişti.
Eflatun-Bolt
100, 200, 4x100 Dünya ve Olimpiyat rekortmeni Usain Bolt artık Real Madrid'li. Dünyanın en değerli spor kulübü olan Eflatun-beyazlılar, kendine antrenör olarak Bolt'a teklifte bulundu. Karayip orjinli atlet de bu çağrıya "Real Madrid beni çağırdı, ben de tereddüt etmeden kabul ettim. Tartışmasız dünyanın en yetenekli santrforları bu takımda. Onlarla çalışmak büyük zevk olacak" diyerek görevi kabul ettiğini belirtti.
10 Eylül 2008 Çarşamba
İsrail'den Olimpik özür
Etiketler:
Olimpiyat
İyisiyle kötüsüyle. Seversiniz-sevmezsiniz ama Çin tarihin en büyük gövde gösterisini yapmaya devam ediyor. Gelmiş-geçmiş en kötü organize edilen Yaz Oyunları'nın ardından gelmesinin ekmeğini de yeseler Olimpiyat sınavından yıldızlı pekiyi aldı en kalabalık ülke. Almaya da devam ediyorlar. Paralimpik Oyunları açılışında 91 bin kişi Kuş Yuvası'nda olduğunda açılıştır dendi. Ancak 4. gününe gelinen oyunlarda tribünlerdeki doluluk sonraki tüm oyunların Çin'de yapılması isteğini uyandırıyor.Ancak bu fikre katılmayan biri var. İsrail'in tek Olimpiyat madalyası kazanan ismi Shahar Zubari. "Geçen 1 aydan sonra Çin'li insanların suratına dahi bakamıyordum. Garip gelenekleri var. Konuşmaları da korkunç. Yemelerini de beğenmedim." demiş rüzgâr sörfçüsü Zubari.
Bu açıklamaların ardından bürokrasi devreye girdi. İsrail'in Spor ve Kültür Bakanı Galeb Majadle, Küdüs'teki Çin Büyükelçisini arayarak Olimpik bazda özürlerini iletse de kırılan kalpler düzelmez artık...
Ne gerek var ameliyata
Geçtiğimiz şubat ayından beri sağ serçe parmağında tendon yırtığı olan Kobe Bryant ameliyat olmama kararı verdi. Ameliyat olması durumunda 12 hafta sahalardan uzak kalacağını öğrenen Bryant, bu durumla idare edebileceğini düşünerek masaya yatmaktan vazgeçti.Kim ne derse desin böylece de 1 maçın dışında NBA Final serisinde Boston'a karşı sergilediği kötü performansta da sakatlığının bahane olmadığı da belgelenmiş oldu.
9 Eylül 2008 Salı
'Ekselansları' geri döndü
Etiketler:
Tenis
Arthur Ashe'de 6-2, 7-5, 6-2'lik 3 setle 1 saat 51 dakikada gelen Federer galibiyeti kimseyi yanıltmasın. İsviçreli raket öylesine kusursuzdu ki... Murray'in karşısında rakip olarak 'Ekselansları' dışında kim olsa burnundan kan gelene dek maça tutunurdu İskoç tenisçi.Andy 'Cesur Yürek' Murray, final maçı dahil harika bir turnuva ortaya koydu. İskoç tenisçi Nadal'ı yenerken Dünyanın 1 numarasının hala eksik olan yönlerini (alternatif vuruşlar yaratamaması, kendisi kadar koşan rakiplere karşı zorlanması ve hala servislerinde belirli bir seviyenin üstüne çıkamamış olması) ortaya çıkartarak gelecekte İspanyol'a karşı üstünlükler kurabileceğini de kanıtladı.
Federer tarzı büyük ustaların (belki de gelmiş geçmiş en büyük - Sampras ile birlikte-) zaman zaman 'S' vermeleri onların oyuna olan arzularını ve şampiyonluğa olan tutkularını geri kazanmalarına neden olabilir. Federer de dün gece yarısı Billi Jean King Tenis Kompleksi'nde öylesine bir geri dönüş izletti ki, sanki ilk şampiyonluğunu kovalayan Murray değil de kendisiymiş havası yarattı.
Aslında dünkü final iki başarılı raketin kaderlerinin bir başka kesişimiydi. 2004 yılında Andy Murray, ABD Açık gençler şampiyonu olurken, Roger Federer dün 5. zaferini el
de ettiği ABD Açık geleneğinin ilk galibiyetine ulaşmıştı.Herkes 13 rakamının uğursuzluğuna inanır Ancak Federer'e geçtiğimiz kazandığı ABD Açık ile ulaştığı 12. Grand Slam zaferi ayak bağı olmuştu. Bu yıl Avustralya Açık'ta yarı final, Roland Garros ve Wimbledon'da ise finalde kaybeden 'tenisin Maradondası', artık 13. Grand Slam şampiyonluğuna ulaştı. Artık bir diğer efsane Pete Sampras ile arasında sadece 1 şampiyonluk fark var...
7 Eylül 2008 Pazar
Murray ayırsa bile...
Etiketler:
Tenis
ABD Açık'ta finalin adı: Andy Murray-Roger Federer.
Murray, sadece 1936'dan bu yana ABD Açık'ta finale yükselen ilk Büyük Britanyalı tenişçi olmakla kalmadı. Federer ile Nadal'ın Grand Slam finallerinde 7. kez buluşmasını da engelledi. Ivan Lendl-Mats Wilander ile Sampras-Agassi'nin efsanevi eşleşmeleri 5'er kez gerçekleşirken Nadal-Federer finalleri şimdiden 6'yı bulmuştu.
Hanna Kasırgası'nın Murray 2-0 öndeyken ara verdiği yarı finalin devamında Rafael Nadal bir set aldı. Ama Murray 5. seti alarak finale çıktı. Murray'in finale çıkması kadar mücadeleyi nasıl kazandığı da önemli. Kortlarda Nadal kadar dinamik, çevik ve ahlâklı olduğunu da kanıtladı Andy Murray.
Dinamik: Murray tüm maç enerjisini kaybetmedi. 5. sette 3-1 gerideyken moral-motivasyonunu kaybetmeyerek sonraki 6 oyunun 5'ini aldı.
Çevik: Kedi gibi olan Nadal karşısında panter kesildi
Ahlâk: Devirdiği rakibi Nadal gibi finalde karşılaşacağı Federer'in gücünü ve oyununu öven açıklamalar yaparak 'Ekselansları'na olan saygısını dile getirdi.
Maça verilen aranın gecesinde heyecandan uyuyamadığını da söylemiş 21 yaşındaki Murray. Son 56 maçının 54'ünü kazanan ve 19 maçtır Grand Slam'lerde yenilmeyen Nadal karşısında 2-0 önde verilen bir ara aynı durumdaki pek çok insanı delirtebilir bile. O, iyi dayanmış.
Finalde başarılar Andy Murray...
Murray, sadece 1936'dan bu yana ABD Açık'ta finale yükselen ilk Büyük Britanyalı tenişçi olmakla kalmadı. Federer ile Nadal'ın Grand Slam finallerinde 7. kez buluşmasını da engelledi. Ivan Lendl-Mats Wilander ile Sampras-Agassi'nin efsanevi eşleşmeleri 5'er kez gerçekleşirken Nadal-Federer finalleri şimdiden 6'yı bulmuştu.
Hanna Kasırgası'nın Murray 2-0 öndeyken ara verdiği yarı finalin devamında Rafael Nadal bir set aldı. Ama Murray 5. seti alarak finale çıktı. Murray'in finale çıkması kadar mücadeleyi nasıl kazandığı da önemli. Kortlarda Nadal kadar dinamik, çevik ve ahlâklı olduğunu da kanıtladı Andy Murray.
Dinamik: Murray tüm maç enerjisini kaybetmedi. 5. sette 3-1 gerideyken moral-motivasyonunu kaybetmeyerek sonraki 6 oyunun 5'ini aldı.
Çevik: Kedi gibi olan Nadal karşısında panter kesildi
Ahlâk: Devirdiği rakibi Nadal gibi finalde karşılaşacağı Federer'in gücünü ve oyununu öven açıklamalar yaparak 'Ekselansları'na olan saygısını dile getirdi.
Maça verilen aranın gecesinde heyecandan uyuyamadığını da söylemiş 21 yaşındaki Murray. Son 56 maçının 54'ünü kazanan ve 19 maçtır Grand Slam'lerde yenilmeyen Nadal karşısında 2-0 önde verilen bir ara aynı durumdaki pek çok insanı delirtebilir bile. O, iyi dayanmış.
Finalde başarılar Andy Murray...
FIIA, Ferrari'yi seeviiiyor!
'Bi taraf olan bertaraf olur' lafını sindiren biri olarak F1'de Schumacher'in tarafındandım hep.. Onun ardından yadigâr olarak da Ferrari sempatizanlığı az da olsa kaldı. Ancak bu demek değil ki yapılan haksızlıklara ses çıkartmamak...Belçika'nın Spa Pisti(hem de en sevdiğim)'nde 'Singing in the Rain'i başarıyla tamamlayan Lewis Hamilton'dan 1.liğini almış FIA.
Bitime 4 tur kala 'ahmak ıslatan' yağan Spa'da üst üste 4. zaferine giden Raikkonen'in dalgınlığını değerlendiren Hamilton 'Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım' manevrasını şampiyonluk için yapmıştı. Buna karşılık vermek isteyen Kimi, İngiliz'i ünlü 'şikan'da yakaladı. Avantajını kaybetmek istemeyen Hamilton geç fren yaparak yolun dışına kaydı ve 'şikan'ı düz geçti. 1. liği yeniden alan Lewis ceza yememek için yavaşladı ve Kimi'ye yol verdi. Ancak düzlük s0onunda liderliği geri aldı. Bundan sonra da iki pilotun Evgeni Plushenko'yu kıskandıracak patinajları başladı. Aynı tur içerisinde her iki pilot da 4'er kez araçlarının kontrolünü yitirirken, Kimi tam 'oldu bu iş' derken kendini bariyerlerde buldu. Kalan 2 turu güle oynaya bitiren Hamilton şampanyasını patlatıp, duşunu alıp, ilk gece yarışı Singapur için yolculukhazırlıklarına başlamışken o 'şikan'ı düz geçtiği için 25 saniye ceza aldığını öğrndi. Böylelikle Kimi yine de şampiyonluk yarışından uzak kalırken, hakem kararıyla birinci ilan edilen Massa ile tampon tampona geldiler.
OLAĞAN ŞÜPHELİLER
Tüm bunların ışığında geçtiğimiz yılki 'teknoloji hırsızlığı'nın ardından 'Olağan şüpheli' olan McLaren Mercedes'e yapmasa da yaptı diyen FIA, yine şampiyonluğun kaderiyle oynadı. McLaren itiraz edecek. Çünkü onların hesaplamalarına göre Hamilton, Kimi'ye yol verdiğinde İngiliz'in aracı Ferrari'den 6km/h daha yavaşmış.
Bu Hamilton'un bu sezonki 3. cezası. İlki Bahreyn'de 5 sıra, ikincisi Fransa'da 10 sıra almasına rağmen en büyük darbe bugünküydü. Ancak sezonun bitimine 5 yarış kala İngiliz hala 4 puan farkla lider...
Aman FIA
duymasın...
Türk Enternasyonel
Etiketler:
At yarışı
1991'den beri İngiliz safkanların, 1998'den bu yana da Arap safkanların katılarak düzenlenen TJK Enternasyonel Koşuları gün geçtikçe daha sıkı bir hal alıyor. İlk yıllarda gelen yabancı atların pedigrisinin bol gelmesinden zaferler ağırlıklı olarak konuk ekürilerin oluyordu. Sonrasında gerek ödül miktarlarının çok cezbedici olmaması gerekse de ilk intiba nedeniyle kaliteli yabancı safkanlara hasret kalmıştık. Yaklaşık 3-4 yıldır TJK'nın ataklarıyla yeniden dirilen yarışçılığımızda bu seneki Enternasyonel yarış festivali hafta sonunda 6 uluslararası yarış koşuluyor.Festivalin ilk gününde Türk atları 3'te 3 yaparken, çok iyi orijinleri geride bıraktılar.
İlk olarak; Üç ve daha yukarı yaşlı safkan İngiliz kısraklarına mahsus 1.lik ikramiyesi 250.000 $ olan Enternasyonal France Galop (FRBC) İstanbul Koşusu’nu BERRAKSU, jokeyi Halis Karataş'ın harika binişi ve favori RİBELLA'nın da eksik koşmasıyla 1.22.34'lük derece ile kazandı. Koşuda LOVELY DOYO
UN 2., POISEN 3., yabancı SAN SICHARIA da 4. oldu.GAGGOŞ FAIRSON'U AVLADI
250 bin $ ödüllü Enternasyonal Anadolu Koşusu’nu ise Serpil Ataman’ın HARPUTLU GAGGOŞ isimli safkanı jokey Selim Kaya ile 2.10.14'lük derece yaparak kazanmayı başardı. Koşuda çok erken öne düşen ve stiline ters bir yarış çıkartan FAIRSON 2., FAMILIAR TERRITORY 3., OĞLUMEMRE de 4. olarak tamamladı.
EN BÜYÜK SÜRPRİZ BOZDOĞANCumartesinin son enternasyonel koşusu olan Uluslararası Arap Atı Yarışçılığı Otoriteleri Federasyonu (IFAHR) adına düzenlenen 100 bin $ ödüllü koşuyu Lami Katı’nın BOZDOĞAN isimli safkanı jokey Mehmet Kaya ile 2.30.85'lik derece yaparak kazanmadı. Kum pistteki 2100 metrelik koşuda Amer yavrusu BELAMER ikinci, kendisine yol açmakta bir hayli zorlanan şampiyon İZBATUR üçüncü, BEYBORA ise dördüncü oldu.
Ben Gordon bu kadronun neresinde!
Redeem Team'in finmal dışındaki Olimpiyat performansı hala onların zirvede olduğunu kanıtlasa da farkın giderek kapandığı da apaçık ortada. Hal böyleyken NBA'den Avrupa'ya göç (Özellikle Ruslar'daki dibi görünmeyen para havuzu varken) kaçınılmaz.Dedikodularda ismi son geçen oyuncuysa Chicago Bulls'tan istediği kontratı alamayan sınırlı serbest Ben Gordon. CSKA'nın skorer oyuncuyu kadrosuna katmayı istediği birçok haber kanallarında yer alırken, kulüp sıklıkla bu açıklamaları yalanlıyor. Gordon transferini ısrarla reddetmekte de haksız sayılmazlar. Ben Gordon sadece hücum yönü olan savumaya fazla takılmayan yapıda bir isim.
Altta gördüğünüz 2008-09 CSKA Takımı'nda oyunun sadece bir yönünü becerebilen hiç bir oyuncu bulunmaması Gordon'un Moskova Kulübü'nde yatacak yeri olmaması anlamına geliyor.
CSKA 2008-09
Zoran Planinic G 1.99
Trajan Langdon G 1,92
Alexey Shved G 1.95
Nikos Zisis G 1.95
J. R. Holden G 1.85
Matjaz Smodis F 2,05
Viktor Keyru F 2.00
Viktor Khryapa F 2.03
Ramunas Siskauskas F 1.98
Artem Zabelin F 2.15
Andrey Vorontsevich F 2.04
Alexey Savrasenko C 2.15
Erazem Lorbek C 2.08
Terence Morris C 2.07
Sasha Kaun C 2.11
KOÇ: Ettore Messina
6 Eylül 2008 Cumartesi
Hey gidi İtalya hey!
Etiketler:
Basketbol
2 kere Avrupa şampiyonluğuna, 2 defa da Olimpiyat madalyasına ulaşan İtalyan basketbol milli takımı çöküşünü sürdürüyor. Oyuncu akışındaki musluğun da tıkanmasıyla iyice kısır bir takıma dönen İtalya Eurobasket 2009 elemelerinde 3 tokadı Sırbistan'dan yedi. Sırplar karşısında aldıkları 20 sayılık (72-52) mağlubiyet a-normal olmayabiilir ancak 5 maç sonunda sadece 1 galibiyet almaları onların Polonya için adının silinmesini kesinleştirdi.
Takım ortalamasında çift hanelere ulaşan sadece bir ismin olması tablonun ne keder içler acısı olduğunun da bir başka göstergesi.
Gecenin ilgi çeken diğr sonuçlarıysa İsrail deplasmanında şanssız bir yenilgi alan Büyük Britanya'nın sahasında Çek Cum.'ni 87-68 yenmesiyle, grubumuzdaki diğer mücadelede Ukrayna'nın Fransa'yı 78-77'lik skorla devirmesi oldu.
NBA yıldızları Britanya adına Luol Deng 22, Fransa adına da Tony Parker 30, Turiaf da 19 sayıyla oynadılar.
Kimi'nin gözü müzede
Etiketler:
Formula
F1'de pilotlar şampiyonluk kovalarken her birinin favori pistleri vardır. O, virajları döndüklerinde, o düzlüklerde gazı köklediklerinde kendilerini rahat hissederler. Sezon içerisindeki form grafiğinin yanında aracın uyumu da pistteki üstünlüğü perçinler. Üst üste aynı pistte kazanılan zaferler de sürücünün adını o asfalta kazıması anlamındadır.Monaco'yu 5 kez (1989-1993) Belçika Spa'yı da 4 defa (1988-1991) kazanan Ayrton Senna, bu pistlerin kralıdır. Öyle de anılır. Michael Schumacher'in hükümdarlığı ise 4'er kez kazandığı İspanya Katalunya ve ABD Indianapolis pistlerinde sürer.
O müzeyi kovalayan yeni isimse Belçika Spa'yı 3 kez üst üste kazanan Ferrari'li Kimi Raikkonen. 2007 Dünya şampiyonu Kimi son 3 Belçika GP'sinde (2004, 2005 ve 2007) rakiplerini geride bırakmayı başarmıştı.
Ancak bu kez işi zor gibi. Cumartesi koşulan sıralama turlarında McLarenler ve takım arkadaşı Massa'ya oranla yavaş görünen Ferrari pilotu Hamilton, Massa ve Kovalainen'in gerisinde kalarak favori pistine kötü bir başlangıç yaptı.
5 Eylül 2008 Cuma
Top 10
Etiketler:
Futbol
Avrupa'da tüm dişe dokunur liglerin antre yapmasıyla takımların güçleri de su yüzüne çıkmaya başladı. Transferler ve hazırlık dönemi ışığında Futbolun 10 en güçlüsü:
1. Chelsea: (27.2 yaş ort.) Transfer şampiyonluğunu 3 yıl üst üste göğüsleyen Londra ekibi artık takım olma isteğinde. Scolari-Deco takviyeleri de bunun en büyük kanıtı. Drogba sakatlıktan dönünde Robinho sıkıntısı yaşansa da Chelsea geçtiğimiz yılar oranla daha kuvvetli.
2. Inter Milan: (28.2 yaş ort.) Mourinho. En az yıldız bir oyuncu kadar büyük transfer. Karizması, oyuncularla kurduğu ilişkiler, taraftarla kurduğu bağ ile Inter'i Seri A şampiyoluğunun ötesine taşımak için Başkan Moratti tarafından seçildi. Kimi istediyse alındı; Quaresma, Essien olmayınca Muntari ve Roma'dan Mancini. Saha koşulları Milano ekibi için uygun. Başarı hiç de uzak değil.
3. Manchester United: (25.7 yaş ort.) Avrupa'nın ve İngiltere'nin şampiyonu Ronaldo'nun sakatlığına ve Zenit mağlubiyetine rağmen zirvede. Berbatov'u kadroya dahil eden United, Rooney, Tevez, Anderson, Nani gibi isimlerle hatrı sayılır bir hücüm hattına sahip
4. Atletico Madrid: (26.6 yaş ort.) Barcelona ve Real Madrid varken neden Atletico Madrid. Aslında 2 yıldır bu takım zirve sinyallerini verdi. Sadece ufak ayrıntılar onları seramoni dışında bıraktı. Bu sene en azından kusursuz bir başlangıç yaptılar. Şampiyonlar Ligi'nde Schalke ve La Liga açılışında Malaga'ya 4-0'lık tarife uyguladılar. Sezonun 1 numaralı sürpriz adayı takımı.
5. Barcelona: (26.6 yaş ort.) Hüsranla geçen yılın arından Barça değişime temelden girdi. Takımın markası olan Deco, Ronaldinho, Thuram Zambrotta ve hatta koyu Bask Oleguer gibi isimlerle yollarını ayıran Barcelona, Keita, Dani Alves, Hleb, Cacares gibi isimlere kollarını açtı. Artık direksiyon resmi olarak Messi'de. Eto'o sağlıklı, Euro 2008 şampiyonu orta sahanın efendileri elde. Barça Avrupa'nın favorilerinden.
6. Real Madrid: (26.6 yaş ort.) Üst üste gelen iki La Liga şampiyonluğu rehavet yaratmış olacak ki; Real sezonu van der Vaart dışında geleceğe yatırıma adadı. Real hala güçlü hala iddialı ancak hala Şampiyonlar Ligi'ndeki rakiplerine oranla bir adım geride.
7. Liverpool: (24.6 yaş ort.) Liverpool'un Benitez'li klasik sorunu lige berbat bir başlangıç yapıp, sezon ortası yakaladığı formla üstlere çıkması. Yani onlar için kırılma noktası sezon başlangıcı. Gol problemleri bir başka dertleri. Kuyt ve Torres gibi dünyanın en yararlı forvetlerinin bulunduğu Liverpool, Robbie Keane takviyesiyle bir yararlı ismi daha takıma kattı. şampiyonlukları 1989'da. Her şeyleri var. Neden olmasın...
8. Milan: (29.1 yaş ort.) Maçlarını izlerken sakın korkmayın. Takım Jurassic Park gibi... Seri A'nın ilk maçında sahaya çıkan kadronun en genci 28 yaşındaki yeni transfer Ronaldinho'ydu. Yıldız oyuncu harika bir oyun oynasa da galibiyete yetmedi. Shevchenko, Senderos, Flamini, Zambrotta transferleri geçtiğimiz senenin ölü toprağını atmak için yapıldı. Dönüş yaparlarsa ligde Inter'in Avrupa'da da diğer devlerin canını sıkabilirler.
9. Bayern Münih (26.8 yaş ort.) Bayern bu senenin yatırımını geçtiğimiz yaptığından syaz transfer dönemini sakin geçirdi. En önemli parayı 18 yaşındaki yeni Lucio, Breno'ya 9 milyon Euro ile veren Bayern'de Ribery'nin sakatlığı büyük handikap. Fransız yıldız da dönünce esip gürleyebilirler. Bu kadar geride olmalarının nedeni 2 yıldır dev sahneden uzak olmaları...
10. Arsenal (23.3 yaş ort.) Arsenal, her yıl yatırımı çoluk-çocuğa yapsa da dikkjat çeken sonuçlara da imza atmıyor değil. Her yıl gençler için kellesini ortaya koyan ve sonuçta da alnının akıyla kahraman olan Arsene Wenger'in bu yılki evlatlıkları Marsilya'dan 21 yaşındaki Nasri ile Cardiff'ten 17'lik Ramsey. Şampiyonluklar devlerin ardında görünse de onların ellerinden gelenin en iyisini yapacakları kesin...
1. Chelsea: (27.2 yaş ort.) Transfer şampiyonluğunu 3 yıl üst üste göğüsleyen Londra ekibi artık takım olma isteğinde. Scolari-Deco takviyeleri de bunun en büyük kanıtı. Drogba sakatlıktan dönünde Robinho sıkıntısı yaşansa da Chelsea geçtiğimiz yılar oranla daha kuvvetli.
2. Inter Milan: (28.2 yaş ort.) Mourinho. En az yıldız bir oyuncu kadar büyük transfer. Karizması, oyuncularla kurduğu ilişkiler, taraftarla kurduğu bağ ile Inter'i Seri A şampiyoluğunun ötesine taşımak için Başkan Moratti tarafından seçildi. Kimi istediyse alındı; Quaresma, Essien olmayınca Muntari ve Roma'dan Mancini. Saha koşulları Milano ekibi için uygun. Başarı hiç de uzak değil.
3. Manchester United: (25.7 yaş ort.) Avrupa'nın ve İngiltere'nin şampiyonu Ronaldo'nun sakatlığına ve Zenit mağlubiyetine rağmen zirvede. Berbatov'u kadroya dahil eden United, Rooney, Tevez, Anderson, Nani gibi isimlerle hatrı sayılır bir hücüm hattına sahip
4. Atletico Madrid: (26.6 yaş ort.) Barcelona ve Real Madrid varken neden Atletico Madrid. Aslında 2 yıldır bu takım zirve sinyallerini verdi. Sadece ufak ayrıntılar onları seramoni dışında bıraktı. Bu sene en azından kusursuz bir başlangıç yaptılar. Şampiyonlar Ligi'nde Schalke ve La Liga açılışında Malaga'ya 4-0'lık tarife uyguladılar. Sezonun 1 numaralı sürpriz adayı takımı.
5. Barcelona: (26.6 yaş ort.) Hüsranla geçen yılın arından Barça değişime temelden girdi. Takımın markası olan Deco, Ronaldinho, Thuram Zambrotta ve hatta koyu Bask Oleguer gibi isimlerle yollarını ayıran Barcelona, Keita, Dani Alves, Hleb, Cacares gibi isimlere kollarını açtı. Artık direksiyon resmi olarak Messi'de. Eto'o sağlıklı, Euro 2008 şampiyonu orta sahanın efendileri elde. Barça Avrupa'nın favorilerinden.
6. Real Madrid: (26.6 yaş ort.) Üst üste gelen iki La Liga şampiyonluğu rehavet yaratmış olacak ki; Real sezonu van der Vaart dışında geleceğe yatırıma adadı. Real hala güçlü hala iddialı ancak hala Şampiyonlar Ligi'ndeki rakiplerine oranla bir adım geride.
7. Liverpool: (24.6 yaş ort.) Liverpool'un Benitez'li klasik sorunu lige berbat bir başlangıç yapıp, sezon ortası yakaladığı formla üstlere çıkması. Yani onlar için kırılma noktası sezon başlangıcı. Gol problemleri bir başka dertleri. Kuyt ve Torres gibi dünyanın en yararlı forvetlerinin bulunduğu Liverpool, Robbie Keane takviyesiyle bir yararlı ismi daha takıma kattı. şampiyonlukları 1989'da. Her şeyleri var. Neden olmasın...
8. Milan: (29.1 yaş ort.) Maçlarını izlerken sakın korkmayın. Takım Jurassic Park gibi... Seri A'nın ilk maçında sahaya çıkan kadronun en genci 28 yaşındaki yeni transfer Ronaldinho'ydu. Yıldız oyuncu harika bir oyun oynasa da galibiyete yetmedi. Shevchenko, Senderos, Flamini, Zambrotta transferleri geçtiğimiz senenin ölü toprağını atmak için yapıldı. Dönüş yaparlarsa ligde Inter'in Avrupa'da da diğer devlerin canını sıkabilirler.
9. Bayern Münih (26.8 yaş ort.) Bayern bu senenin yatırımını geçtiğimiz yaptığından syaz transfer dönemini sakin geçirdi. En önemli parayı 18 yaşındaki yeni Lucio, Breno'ya 9 milyon Euro ile veren Bayern'de Ribery'nin sakatlığı büyük handikap. Fransız yıldız da dönünce esip gürleyebilirler. Bu kadar geride olmalarının nedeni 2 yıldır dev sahneden uzak olmaları...
10. Arsenal (23.3 yaş ort.) Arsenal, her yıl yatırımı çoluk-çocuğa yapsa da dikkjat çeken sonuçlara da imza atmıyor değil. Her yıl gençler için kellesini ortaya koyan ve sonuçta da alnının akıyla kahraman olan Arsene Wenger'in bu yılki evlatlıkları Marsilya'dan 21 yaşındaki Nasri ile Cardiff'ten 17'lik Ramsey. Şampiyonluklar devlerin ardında görünse de onların ellerinden gelenin en iyisini yapacakları kesin...
4 Eylül 2008 Perşembe
İsrail'den çıkış yok!
Etiketler:
Eurobasket 2009,
FIBA
Polonya 2009 elemelerine A Milliler Ukrayna galibiyetiyle başlarken, diğer maçlar arasında en ilgi çekeni kısa süre öncesine kadar basketbolu çöp kovasına A4 atma sanan İngiltere (Büyük Britanya) ile İsrail mücadelesiydi.Şampiyonluklara imza atmasa da hatrı sayılır bir basketbol ekolüne sahip olan İsrail, özellikle sahasında seyircilerinin yarattığı atmosferle zor bir rakip. Bu atmosfer ise emeklemeye başlayan Büyük Britanya karşısında önemini bir kere daha ispatladı.
Nokia Arena'da oynanan ve son 3 saniyesine Büyük Britanya'nın 2 sayı önde ve Nate Reinking'in faul çizgisinde girdiği maç ne olduysa oldu ve uzatmaya gitti.
Olayın akışı Fiba'nın resmi sitesinden okuduğumuz kadarıyla şu; faulleri kaçıran 2 sayı önde olan Büyük Britanya'nın oyuncusu Reinking, ribaunt mücadelsinde Tapiro'ya 0.5 saniye kala nedense faul yapar. Tapiro iki atışı başarıyla kullanır maç uzar ve İsrail 2 oyuncusu 5 faul almış Britanya karşısında sahadan 102-92 galip ayrılır.
Bu maçın videosunu izlemek lazım!...
Not: Luol Deng 30 sayıyla oynadı. Bri buçuk dakika kala 5 faul aldığında maç 93-91 devam ediyordu...
İbo-Harun (Episode II) bir de Giricek
Etiketler:
Basketbol,
F.Bahçe Ülker,
İTÜ

Giricek de olup da İbrahim'de olmayan ne gibi bir özellik var acaba?İki defa anneannesi ik kere de babaannesi vefat ettiği söylenen Solomon'dan kurtulan(!) F.Bahçe Ülker, parçapinçik ettiği sarı-lacivertli taraftarların gönlünü kazanmak adına (!) NBA'den dönen yıldız Hırvat Gordan Giricek ile lig tarihinin en pahalı ücretine anlaştı.
Kimseye açıklanmayan ya da açıklaması bir hayli komik olan alternatif ise F.Bahçe'de oynamak için can atan İbrahim Kutluay'dı.
Hırvat oyuncu da, İbo da tam bir 10 numara. Kendilerine hazırlanan oyunları başarıyla bitiren iki iyi skorer. İkisinin de Avrupa Ligi sayı krallığı, Final-Four tecrübesi varken, İbrahim'in Avrupa Ligi şampiyonluğu ve en değerli oyuncu ödülleri de cabası.
Sarı-lacivertli formaya bağlılığı da tartışılmayan İbrahim, kimsenin anlayamadığı(!) bir kota (Bu koa bir takım 12'den fazla yerli oyuncuyla sözleşme imzalanamaz kuralı) uğruna (“Yönetmelik gereği yerli oyuncularla belli bir limitte sözleşme yapıyoruz. Yerli oyuncu kontenjanımız dolu olduğu için İbrahim’i alamadık” - Nedim Karakaş ) kadrodan kesik yerken, yaklaşık 6 katı ücretine(!) yabancı kontenjanını da doldurarak Giricek ile sözleşme imzaladı.
Ve o İbrahim kendine gelen birçok teklifi geri çevirerek F.Bahçe'den eski takım arkadaşı Harun Erdenay ile gelecek sezon İTÜ'de mücadele etme arifesinde. Harun Erdenay'ın da bu yıl basketbol oynayacağı sözünü almasıyla İbrahim'in önündeki tek engel kırılan kalbine basketbolun Japon yapıştırıcısı olup olmayacağının kararı.
İkisi de 10 numara, ikisi de 30'un üstünde, ikisi de skorer. İkisinin de yolu açık olsun. Aralarında bir '0' fark olsa da...
2 Eylül 2008 Salı
Gershon, Euro 2009 yolunda
Etiketler:
Basketbol
Polonya 2009 için milli takımımız çarşamba günü ilk maçına çıkacakken, 5 takımın yer aldığı A Grubu'nda Bulgaristan mucizesi yaşanıyor. Sırbistan ve İtalya'nın yer aldığı grupta 3'te 3 yapan Pini Gershon yönetimindeki Bulgarlar son olarak 1967'den beri yenemedikleri İtalya'yı 81-80'lik skorla mağlup etmeyi başardılar. Bulgaristan, Sırplar'ın boyun eğdiği Finlandiya'yı farklı devirdiler.Yarın akşam Sırbistan önünde önemli bir sınav verecekler.
Bulgaristan'ın en skoreri olan 2.05'lik pivot Ivanov, ülkesinde Varna takımında forma giyiyor. Takımın çok yönlü gardı Philip Videnov da bu sezon Tekel'e transfer oldu. Todor Stoykov da Academic Sofya takımının 2001'den bu yana oyuncusu. Bulgar takımının en kariyerli oyuncusuysa bu sene Virtus Roma'da oynayacak olan ABD doğumlu İbrahim Jaaber. Eurolig tecrübesi sadece bir oyuncuda olan takımın 3'te 3 yaparak en azından bir Avrupa basket ekolünü 2009 dışına itecek olması bile büyük bir başarı. Antrenör (Gershon) mücizesi ya da takım olma isteği ve bilinci.. Tam da 12 Dev Adam'a gereken unsurlar...
Gün Manchester'ın günü

Manchester şehrinin iki takımı da köklü ve mazisi başarılarla dolu... Ancak United Premier Lig kurulduğundan bu yana şehrin hakimi. City'nin de el değiştirmesinin ve Abu Dabi şirketinin sahibi Dr. Sulaiman Al-Fahim'in de kendini takımın yeni mesihi olarak açıklamasıysa şehre yeni bir heyecan getirdi.İki takımın hikayesi dün soluk soluğa geçti. Berbatov için iki takım kapıştı, Bulgar yıldız Almanya'dan gelişinden beri kalbindeki aslanı United'ı seçti ve kendi sözleriyle Hayalleri gerçek oldu. Bu hayal United'a 30.75 milyon Sterlin'e mal oldu. City yönetimi ise yeni Abramoviç rolüne 'esas oğlan'dan rol çalarak başladılar. Chelsea'nin kovaladığı mutsuz yıldız Robinho 32.5 milyon Sterlin'e City'nin yolunu tuttu. Transfer döneminin son gününün de yıldızı iki transfere 63.25 milyon Sterlin harcayan Manchester şehri oldu.
City of Manchester derbileri 30 Kasım'da City'nin, 9 Mayıs'ta da Old Trafford'da...
1 Eylül 2008 Pazartesi
25+23=0
Etiketler:
Futbol
Geçtiğimiz yılı yıkımla geçiren İspanya ve İtalya sınırılarının dışında Avrupa'nın da devi olan Barcelona ve Milan startı fodeparla verdiler.
Oyun olarak değil, sonuç olarak. Barcelona, Numancia deplasmanında 25 şutta gole hasret kalırken, Milan da Ronaldinho'nun döktürdüğü Bologna karşılaşmasında 23 şutta 1 gol atabildi.
Yani iki dev 48 şuttan sadece 1 gol ve 0 puan çıkartabildi.
City çılgınlığı
Etiketler:
Futbol
Manchester City'nin Abu Dabi Grubu ortaklığına geçmesiyle efsane City'nin ger dönüş temelleri atılmaya başlandı. En azından şirket yetkililerinin dillere pelesenk ettiği cümle bu... Araplar'a kiraya verilen City, yıllardır darbe yediği City of Manchester derbisinde yeniden varolma adına neredeyse antremanlarında öksüren tüm futbolculara takımlarından ayrılmak istiyormuşçasına Tazmanya canavarı gibi saldırmaya başladı.Berbatov'u 30 milyon Sterline Tottenham'dan isteyen Araplar, Bulgar yıldızın şehrin hali hazırda başarılı takımı United ile fingirdeşmeye devam etmesiyle gözlerini Almanlar'ın Euro 2008'de keli görünen golcüsü Gomez ile Valencia'nın süper forveti David Villa'ya çevirdi.
Satış resmileşeden Jo, Ben-Haim, Kompany, Wright-Philips, Zabelata'ya 60 milyon Euro harcayan City, son bombayı yukarıda adı geçenler yerine Real Madrid'in küskün Brezilyalısı Robinho'yu 32.5 milyon Sterlin karşılığında alarak patlattı.
28 Mayıs 2008 Çarşamba
Neden 2009 değil ki?
San Antonio'nun tek yılları sevdiği ve bul yıllarda şampiyonluklar elde ettiğini biliyoruz. 2003-2005-2007'deki şampiyonlukların arasında gelen daha az başarı bu yıl da tekrar edecek gibi... Spurs Batı Konferansı finalinde sahasında oynadığı 2. mücedelede Lakers'a 93-91 mağlup olan son şampiyon seride 3-1 geriye düştü...Maçın son pozisyonunda topu Brent Barry'e kullandırma düşüncesini Deref Fisher engelledi, Barry'nin pozisyonunu bozan Fisher'ın yaptığı faulun çalınmamasıysa seriyi Spurs açısından uçuruma sürükledi... Kim bilir 2009'da olsak o faul çalınır ya da o zor şut girerdi...
26 Mayıs 2008 Pazartesi
Play-off'un öteki yüzü...
NBA'de normal sezon 'fıs'tır 'Play-off'ların yanında. Mücadele, sertlik artar her sayının her saniyenin önemi belirginleşir... Bunlar fduyduğumuz ve bildiğimiz NBA klişeleri.
Farklılık ise aşağıdaki resimlerin mücadele, azim ve motivasyonun 'Play-off'ta şekil değiştirip taciz noktasına varması... İşte bu fotoğraflar da kanıtlar.. David Stern'in seneye bu ahlaksız! duruma el atacağına şüphe yok...

Popoviç'in Duncan'ı motive ettiği an...

Duncan'dan iade-i motivasyon...

Ginobili, Lakers savunmasını 'paramparça' ederken...

Horry'nin NBA sahnesindeki son çırpınışları...
Farklılık ise aşağıdaki resimlerin mücadele, azim ve motivasyonun 'Play-off'ta şekil değiştirip taciz noktasına varması... İşte bu fotoğraflar da kanıtlar.. David Stern'in seneye bu ahlaksız! duruma el atacağına şüphe yok...

Popoviç'in Duncan'ı motive ettiği an...

Duncan'dan iade-i motivasyon...

Ginobili, Lakers savunmasını 'paramparça' ederken...

Horry'nin NBA sahnesindeki son çırpınışları...
25 Mayıs 2008 Pazar
Yeni Johnnie Walker'cı Terry...
1994 Dünya Kupası finalinde Roberto Baggio'nun kaçırdığı penaltı nasıl onu kariyerinin sonuna kadar takip ettiyse geçtiğimiz çarşamba Şampiyonlar ligi finalinde takımının 5. penaltısını kaçırıpkupaya uzanan elleri boş bırakan John Terry'nin de gözlerini yumana kadar unutamayacağı bir anı olacak...Ama bunu lehine çevrimek de elinde. Bilindiği gibi baggio kupa üzntüsünün üzerinden 5-6 yıl geçmesinin ardından Johnnie Walker reklamında "4 yıl boyunca o penaltıyı her gün kaçırdım" demiş ve hatrı sayılır miktarda nakiti cebine indirmişti... Sıra sende Terry... Biliyoruz üzgünsün... Biliyoruz o penaltı hayatının en önemli anıydı. Ama olmadı.. Sen de yürümeye devam et...
22 Mayıs 2008 Perşembe
Galler Prensi!
'Sir' Ryan Giggs... Çarşamba gecesi Manchester United'ın Şampiyonlar ligi şampiyonluğuna ulaştığı finalin 87. dakikasında oyuna dahil olan Galler'linin anılması gereken ad. O, İngiliz ekibinin 759. kez formasını giyerek 'Sir' Bobby Charlton'a ait 758 maçlık rekorun yerni sahibi oldu. 1987 yılından bu yana Manchester genç ve A takımında görev alan yıldız oyuncu sonradan dahil olduğu finalde kritik penaltı atışını gole çevirerek de 34 yaşında olmasına rağmen içi boşaltılmış bir yıldız olmadığını bir kez daha gösterdi.
2 Mayıs 2008 Cuma
'Play-off'a kalanların istatistikleri
Takım Sayı YS % FG % 3SY %F HR SR R A TÇ TK
Beşiktaş 83.2 74.5 56.5 36.3 69.2 9.5 23.2 32.8 18.1 7.4 12.3
Banvit 81.3 80.3 51.4 33.9 71.5 12 24.3 36.3 13.3 7.2 14.4
Efes Pilsen 82.3 73.6 53 37.5 69.1 10.4 25.6 36 17.9 6.2 12
Pınar Karşıyaka 86.9 84.2 53.6 36.4 68.5 11.1 25.7 36.8 15.3 6.5 14.6
F.Bahçe Ülker 81.5 74.2 54.2 37.3 67.5 9.8 26.3 36.1 16.4 7.7 12.8
Antalya BŞB 78.4 77.5 51.5 37.6 73.8 8.5 23.5 32 14.3 7.7 13.9
Türk Telekom 89.6 81.1 58.1 37.9 74.5 9.8 23.8 33.7 19 6.8 12.5
G.Saray Cafe Crown 77.3 72.4 49.3 35.8 65.6 10.9 25.7 36.6 14.4 7.9 13.5
Beşiktaş 83.2 74.5 56.5 36.3 69.2 9.5 23.2 32.8 18.1 7.4 12.3
Banvit 81.3 80.3 51.4 33.9 71.5 12 24.3 36.3 13.3 7.2 14.4
Efes Pilsen 82.3 73.6 53 37.5 69.1 10.4 25.6 36 17.9 6.2 12
Pınar Karşıyaka 86.9 84.2 53.6 36.4 68.5 11.1 25.7 36.8 15.3 6.5 14.6
F.Bahçe Ülker 81.5 74.2 54.2 37.3 67.5 9.8 26.3 36.1 16.4 7.7 12.8
Antalya BŞB 78.4 77.5 51.5 37.6 73.8 8.5 23.5 32 14.3 7.7 13.9
Türk Telekom 89.6 81.1 58.1 37.9 74.5 9.8 23.8 33.7 19 6.8 12.5
G.Saray Cafe Crown 77.3 72.4 49.3 35.8 65.6 10.9 25.7 36.6 14.4 7.9 13.5
30 Nisan 2008 Çarşamba
Garbajosa'ya izin yok!
Beijing'deki Olimpiyatlar'a son Dünya şampiyonu olarak gelecek İspanya'nın en önemli oyuncularından Jorge Garbajosa'ya NBA'deki takımı Toronto Raptors'tan izin çıkmadı. İspanya Basketbol Federasyonu yetkilileriyle bir araya gelen Toronto GM'i Bryan Colangeloyıldız oyuncunun Raptors forması giydiği sürece milli takımdan uzak olacağını ve bunun için sigorta ücretlerini ödemeyeceklerini dile getirdi. Garbojosa'nın Toronto ile 1 yıl daha anlaşması bulunuyor. Öte yandan İspanyollar'ın bir diğer umudu Jose Calderon için de bir karar henüz çıkmadı. Bunun nedeniyse Calderon'un önümüzdeki ay bitecek kontratı.Ayrıca Dallas'ta daha önceki uluslararası şampiyonalarda Nowitzki'nin sigorta ücretlerini yatırmayacağını açıklamış ancak Alman yıldız tüm bu masrafları cebinden karşılayarak milli takımı formasını giymişti.
28 Mart 2008 Cuma
Güzel oyun...
Başarılı olmak ile göze hoş gelen oyun sergilemek arasında doğru bir orantı yok. Hele basketbolda. Hele hele NBA'de. Magic Johnson'lı Lakers'ın 'Showtime' ve yine Lakers'ın Kobe ve Shaq'lı 2000-2003 arasına hükmeden basketbolunun dışında yüzüğü parmağına takan takımlar ilk olarak savunmayı düşünen ekiplerdi. Gerek Jordan'lı Chicago (ki oyunun iki tarafında da en iyi istatistiklere sahiptiler) sonrasında Olajuwon'lu Rockets, Duncan-Robinson'lu Spurs ve Detroit, bunlar düşük tempo ile oyunlarını rakibe dikte ettiren ve şampiynluğu yaşayan ekipler.Güzel oyun; göze hoş gelen basketbol ise kimi zaman gönüllerde taht kursa da tarih kitaplarına yazılacak nadir başarılara imza atabildiler. Bunların başında ise geçtiğimiz sene lig liderini ilk turda eleyen Golden State Warriors geliyor. Don Nelson yönetimindeki Warriors maç başına kullandığı 90 şutla topu elde tutmayı hem sevmeyen hem de beceremeyen bir takım. Stephen Jackson'un yokluğundaki 6 maçın 5'ini kaybederek sezona giren Golden State sonrasında toparlanarak sezonun bitimine 11 maç kala son 15 yılın en iyi galibiyet sayısına şimdiden ulaştı. 'Çılgın profesör' lakaplı Don Nelson'un geçtiğimiz yılki Dallas başarısının ardından Jason Richarson'a yol vermesiyle 'doyuma ulaştılar, bu sene birşey beklenmez' eleştirileriyle karşı karşıya kaldılar. Ancak göze hoş gelen oyunu başarıya dönüştürdüler. Hem de diğer takımlara göre sorunlu ve ucuz gözüken 'yıldızcık'larla (Baron Davis dışında). Şimdi ise geçtiğimiz sene yerle bir ettikleri Dallas'ın Nowitzki'siz sallanırken onları geçip 7.liğe göz koymaları ligin en yüksek sesle konuşulan konularından. Ligdeki konumları ne olursa olsun Batı'nın en güçlü ekiplerinin bile olası bir Golden State eşleşmesinden kaçıyor olması da Warriors adına guru verici bir durum olsa gerek.
16 Mart 2008 Pazar
Tau amaçsız değil
Etiketler:
Basketbol,
Euroleague
Eurolig 'Top 16'dan son 8'e ilk yükselen takım Tau Ceramica'nın koçu Neven Spahija çarşamba günü oynanacak F.Bahçe mücadelesi öncesinde "Eski takımıma yardımcı olmak için elimden geleni yapacağım" dedi. 2005-06 yılında Lietuvos Rytas'ı çalıştıran Hırvat koç 'www.krepsinis.net'e yaptığı açıklamada "Son 8'i garantilememiz bizi amaçsız kılmaz. Biz sahaya her zaman galbiyet için çıkıyoruz. Bu İstanbul'da da böyle olacak. Galbiyetimizin eski takımıma yarayacak olması da beni ekstra mutlu eder, umarım Yunanistan'da kazanırlar ve son 8'e kalırlar" sözleerini kullandı.
6 Mart 2008 Perşembe
Yarı final şansı yok değil...
Etiketler:
Fenerbahçe,
Futbol,
Şampiyonlar Ligi
ŞAmpiyonlar Ligi son 8'e kalan takımlar...
Schalke
Roma
Chelsea
Barcelona
Man. United
Fenerbahçe
Arsenal
Liverpool-Inter
F.Bahçe'nin son 8'e kaldığı UEFA Şampiyonlar Ligi 'nde diğer 7 takım arasında daha önce şampiyonluğa ulşamış 3 takım bulunuyor. Bu tabloya 1992 yılında başlayan UEFA Şampiyonlar Ligi'nde daha önce 3 kez rastlandı.
Bu sezondan önce en az şampiyon takımın çeyrek finale kaldığı 2003-04 yılında son 4'e zafer yaşayamamış 3 takım çıkarken şampiyon daha önce de kupayı müzesine götümüş olan Porto'nun oldu.
3 şampiyon takımlı bir önceki çeyrek final macerasıysa 2000-01 yılı. Bu yıl ayrıca G.Saray'ın da Real Madrid ile çeyrek final oynadığı ve kaybettiği seneydi. O sezon ise yarı finale 2 şampiyon yükselirken, kupayı da şampiyonluğu olmayan Valencia'yı finalde yenen Bayern Münih kazanmıştı.
Son daha doğrusu Şampiyonlar Ligi'nin ilk en az şampiyonlu çeyrek finali eşleşmeleriyse 1995-96 senesinde gerçekleşti. Yarı finale yükselen Panathinaikos ve Nantes Kupa 1'de hiç şampiyonluk yaşamamış ekiplerdi. Ancak finali daha önceden şampiyonluk elde eden Ajax ile Juventus oynamış mutlu sona penaltılarla Juve ulaşmıştı.
Yani geçmişe ve istatistiklere bakıldığında Fenerbahçe'nin yarı final şansı bulunurken, final ve şampiyonluk yolu ise karanlık gözüküyor. İstatistiksel olarak...
Son 8'e kalan takımlar arasında daha önce şampiyonluk yaşamış ekipler
2006-07: 5
2005-06: 5
2004-05: 6
2003-04: 3
2002-03: 7
2001-02: 5
2000-01: 3
1999-00: 5
1998-99: 5
1997-98: 5
1996-97: 4
1995-96: 3
1994-95: 5
1993-94: 3
1992-93: 3
*** (Diğer 3 takımlı çeyrek finaller ise 1992-93 ve 1993-94 yılarında eleme turlarını geçen takımların direk 2 grup oluşturarak çeyrek final oynamaları sebebiyle dahl edilmemiştir.)
Schalke
Roma
Chelsea
Barcelona
Man. United
Fenerbahçe
Arsenal
Liverpool-Inter
F.Bahçe'nin son 8'e kaldığı UEFA Şampiyonlar Ligi 'nde diğer 7 takım arasında daha önce şampiyonluğa ulşamış 3 takım bulunuyor. Bu tabloya 1992 yılında başlayan UEFA Şampiyonlar Ligi'nde daha önce 3 kez rastlandı.
Bu sezondan önce en az şampiyon takımın çeyrek finale kaldığı 2003-04 yılında son 4'e zafer yaşayamamış 3 takım çıkarken şampiyon daha önce de kupayı müzesine götümüş olan Porto'nun oldu.
3 şampiyon takımlı bir önceki çeyrek final macerasıysa 2000-01 yılı. Bu yıl ayrıca G.Saray'ın da Real Madrid ile çeyrek final oynadığı ve kaybettiği seneydi. O sezon ise yarı finale 2 şampiyon yükselirken, kupayı da şampiyonluğu olmayan Valencia'yı finalde yenen Bayern Münih kazanmıştı.
Son daha doğrusu Şampiyonlar Ligi'nin ilk en az şampiyonlu çeyrek finali eşleşmeleriyse 1995-96 senesinde gerçekleşti. Yarı finale yükselen Panathinaikos ve Nantes Kupa 1'de hiç şampiyonluk yaşamamış ekiplerdi. Ancak finali daha önceden şampiyonluk elde eden Ajax ile Juventus oynamış mutlu sona penaltılarla Juve ulaşmıştı.
Yani geçmişe ve istatistiklere bakıldığında Fenerbahçe'nin yarı final şansı bulunurken, final ve şampiyonluk yolu ise karanlık gözüküyor. İstatistiksel olarak...
Son 8'e kalan takımlar arasında daha önce şampiyonluk yaşamış ekipler
2006-07: 5
2005-06: 5
2004-05: 6
2003-04: 3
2002-03: 7
2001-02: 5
2000-01: 3
1999-00: 5
1998-99: 5
1997-98: 5
1996-97: 4
1995-96: 3
1994-95: 5
1993-94: 3
1992-93: 3
*** (Diğer 3 takımlı çeyrek finaller ise 1992-93 ve 1993-94 yılarında eleme turlarını geçen takımların direk 2 grup oluşturarak çeyrek final oynamaları sebebiyle dahl edilmemiştir.)
2 Mart 2008 Pazar
Fener'e 'kal' geliyor
Etiketler:
Basketbol,
F.Bahçe Ülker
F.BAHÇE Ülker dün Pınar Kaşıyaka'ya 84-77 yenilerek Beko Basketbol Ligi'ndeki 8. mağlubiyetini aldı. Bu kadar çekişmeli bir sezonda, liderle 7. arasında sadece 3 puan fark varken bir mağlubiyetin çok da önemi yok belki de. Zaten önemli olan nokta bu yıl F.Bahçe'ye maç içinde 'kal' gelmesi. Son 3 maçta üst üste F.Bahçe 3. periyotlarda rakiplerine 'reddedemeyeceği tekliflerde' bulunuyor. CASA Ted maçında sarı-lacivertliler rakibe 3. çeyrekte 26-13'lük seri verince Ankara maçı alıp, götürdü. Hafta arası Eurolig mücadelesinde de F.Bahçe tek kelimeyle 'muhteşem' bir 2. çeyreğin ardından Lietuvos Rytas'a 29-10'luk unutulmaz bir çeyrek yaşatarak rakibini maça ortak etti.
Son olarak ise zorlu İzmir deplasmanında Pınar Karşıyaka karşısında başa baş geçen ilk yarının arından her şey iyi giderken, sarı-lacivertliler rakibe 22-4'lük 'nakit avans' verince Karşıyaka da F.Bahçe'ye deli gömleğini giydirdi. Kanarya son çeyrekte 34 sayı atmasına karşın galibiyet uzakta kaldı ve 8. mağlubiyet geldi.
Peki F.Bahçe'ye ne oluyor da oyundan kopuyor? CASA, Rytas ve Karşıyaka maçlarında o karşılaşma özelinde tutan ve farkı getiren formül değişince işlerin de rengi farklı boyuta kaçıyor ve sonuçlar F.Bahçe açısından can sıkıcı boyuta geliyor.
Nedir F.Bahçe'nin sırrı?
Ömer ve Solomon'un savunmada sonuç veren baskısı. Kadroda bunu devam ettiren diğer isim Kinsey. Bu üçlüden 2'sinin 30 dakika civarı sahada durduğu maçlar Fener adına olumlu sonuçlanan karşılaşmalar.
Bu takım Avrupa'nın (NBA ve transferler olmazsa) gelecek 15 yılın en geniş uzun rotasyonuna sahip ekibi. Koç Tanjevic Oğuz-Vidmar ilk 5'iyle başlamayı tercih ediyor. Oğuz Savaş, takımın sırtı dönük oyunda skor açısından en güvenilir ismi. Geçtiğimiz yıllardaki Kambala gibi. Fiziğini ve oyun zekasını harika kullanarak sayıya giden yolu rahat buluyor. Ancak onun da görüntüdeki fiziğini savunmada sertliğe dönüştürmesi şart. Vidmar ise 'kararsız' yapıdaki atom çekirdeği gibi. Boynu bükük havasından sıyrıldığı anda o da 'elit' bir uzun olabilir...
Onların vardiyasını ise ise 'İkiz Kuleler' devralıyor.
Ömer Aşık ve Semih savunmayı şahlandırıyorlar bu kesin. Hücumda ise daha sıkıntıları var. Fiziklerini henüz skor üretmede avantaj olarak kullanamıyorlar. Savunmada ise blok sevdikleri için acele edip, erken faul alıyorlar. Yoksa Ömer'in Avrupa'nın 'kaşar' uzunu Papadoupoulos'u perişan ettiğini de gördük. Bu 4 uzun da potansiyelli pivotlar. Hepsinin geliştirmesi gereken yanları var zaten tecrübe de buna yarıyor.
Takımsal açıdan aldığı dengesiz sonuçlara rağmen F.Bahçe ligini en iddialı kadrosuna sahip. Sarı-lacivertliler açısından daha da iyisi Eurolig'deki konumu. 'Top16'da 3 maçta gelen 2 galibiyet iştahları kabarttı, en azından oyuncuların...
Aris maçı F.Bahçe Ülker açısından tarihi bir öneme sahip olacak. Bu sezon 2000 seyirci ortalamasına oynayan sarı-lacivertlilerin bazı kararların ardından takıma küsen taraftarına bu maçta çok ihtiyacı olacak. O yüzden tüm kırgınlıkları küskünlükleri bir tarafa bırakıp tribünde yerlerini almaları şart.
Son olarak ise zorlu İzmir deplasmanında Pınar Karşıyaka karşısında başa baş geçen ilk yarının arından her şey iyi giderken, sarı-lacivertliler rakibe 22-4'lük 'nakit avans' verince Karşıyaka da F.Bahçe'ye deli gömleğini giydirdi. Kanarya son çeyrekte 34 sayı atmasına karşın galibiyet uzakta kaldı ve 8. mağlubiyet geldi.
Peki F.Bahçe'ye ne oluyor da oyundan kopuyor? CASA, Rytas ve Karşıyaka maçlarında o karşılaşma özelinde tutan ve farkı getiren formül değişince işlerin de rengi farklı boyuta kaçıyor ve sonuçlar F.Bahçe açısından can sıkıcı boyuta geliyor.
Nedir F.Bahçe'nin sırrı?
Ömer ve Solomon'un savunmada sonuç veren baskısı. Kadroda bunu devam ettiren diğer isim Kinsey. Bu üçlüden 2'sinin 30 dakika civarı sahada durduğu maçlar Fener adına olumlu sonuçlanan karşılaşmalar.
Bu takım Avrupa'nın (NBA ve transferler olmazsa) gelecek 15 yılın en geniş uzun rotasyonuna sahip ekibi. Koç Tanjevic Oğuz-Vidmar ilk 5'iyle başlamayı tercih ediyor. Oğuz Savaş, takımın sırtı dönük oyunda skor açısından en güvenilir ismi. Geçtiğimiz yıllardaki Kambala gibi. Fiziğini ve oyun zekasını harika kullanarak sayıya giden yolu rahat buluyor. Ancak onun da görüntüdeki fiziğini savunmada sertliğe dönüştürmesi şart. Vidmar ise 'kararsız' yapıdaki atom çekirdeği gibi. Boynu bükük havasından sıyrıldığı anda o da 'elit' bir uzun olabilir...
Onların vardiyasını ise ise 'İkiz Kuleler' devralıyor.
Ömer Aşık ve Semih savunmayı şahlandırıyorlar bu kesin. Hücumda ise daha sıkıntıları var. Fiziklerini henüz skor üretmede avantaj olarak kullanamıyorlar. Savunmada ise blok sevdikleri için acele edip, erken faul alıyorlar. Yoksa Ömer'in Avrupa'nın 'kaşar' uzunu Papadoupoulos'u perişan ettiğini de gördük. Bu 4 uzun da potansiyelli pivotlar. Hepsinin geliştirmesi gereken yanları var zaten tecrübe de buna yarıyor.
Takımsal açıdan aldığı dengesiz sonuçlara rağmen F.Bahçe ligini en iddialı kadrosuna sahip. Sarı-lacivertliler açısından daha da iyisi Eurolig'deki konumu. 'Top16'da 3 maçta gelen 2 galibiyet iştahları kabarttı, en azından oyuncuların...
Aris maçı F.Bahçe Ülker açısından tarihi bir öneme sahip olacak. Bu sezon 2000 seyirci ortalamasına oynayan sarı-lacivertlilerin bazı kararların ardından takıma küsen taraftarına bu maçta çok ihtiyacı olacak. O yüzden tüm kırgınlıkları küskünlükleri bir tarafa bırakıp tribünde yerlerini almaları şart.
Steve gerçekten k"ö"r mü?
Phoenix'in Marion-Shaq takasını gerçekleştirmesiyle Suns'ın genel menajeri Steve Kerr (Kör) tarih yapraklarında ya dahi ya da en büyük aptal olarak anılacağı dedikoduları yayılmıştı. Shaq takasının ardından geçen 6 maçta ise görüntü çok karamsar.
Bu transfer play-off lar için yapıldı ancak takımın görüntüsü iç açıcı değil. 7 kişiyle oynuyorlar. Herkes 20 ve üzerinde atabilecek kapasitede. Ancak Amare, Nash, Barbosa yer yer Diaw savunmaya takılmayan isimler. Bunun yanına yaşlı dizler Grat Hill, Shaq ve Raja Bell eklenince Ah Marion vah Marion denecek gibi.
Gordon Giricek, takımın sistemine uyum sağlayabilecek bir serbest oyuncu... Tyron Lue ile ilgilendikleri de söyleniyor.
Minnesota'nın serbest bıraktığı Theo Ratliff de hem Shaq'ın yedeği olarak iyi birblokçu, hem de Amare'nin 4 numara oynamasına devam etmesine yarayabilir.
Unutulan biriyse uzun süredir boşta olan Ruben Patterson. Patterson hem iyi bir savunmacı hem de skorda hiç de geri kalmayan bir isim.
Brent Barry ile görüşmelerin sürdüğü de biliniyor. Ancak tecrübeli oyuncunun serbest bırakılmasının ardından 30 günlük sürenin dolmasıyla Spurs'e döneceğini söyledi.
Phoenix şu sıralarda dedikodularla adı en çok geçen takım. Bu da bazı şeylerin doğru gitmediğinin bir göstergesi. Bu son dakika eklentileri ne kadar etkili olur bilinmez ama tek gerçel 'Sevimli Dev'in 2 yıl ve 40 milyon dolarlık kontratı olduğu da kesin.
Bu transfer play-off lar için yapıldı ancak takımın görüntüsü iç açıcı değil. 7 kişiyle oynuyorlar. Herkes 20 ve üzerinde atabilecek kapasitede. Ancak Amare, Nash, Barbosa yer yer Diaw savunmaya takılmayan isimler. Bunun yanına yaşlı dizler Grat Hill, Shaq ve Raja Bell eklenince Ah Marion vah Marion denecek gibi.
Gordon Giricek, takımın sistemine uyum sağlayabilecek bir serbest oyuncu... Tyron Lue ile ilgilendikleri de söyleniyor.
Minnesota'nın serbest bıraktığı Theo Ratliff de hem Shaq'ın yedeği olarak iyi birblokçu, hem de Amare'nin 4 numara oynamasına devam etmesine yarayabilir.
Unutulan biriyse uzun süredir boşta olan Ruben Patterson. Patterson hem iyi bir savunmacı hem de skorda hiç de geri kalmayan bir isim.
Brent Barry ile görüşmelerin sürdüğü de biliniyor. Ancak tecrübeli oyuncunun serbest bırakılmasının ardından 30 günlük sürenin dolmasıyla Spurs'e döneceğini söyledi.
Phoenix şu sıralarda dedikodularla adı en çok geçen takım. Bu da bazı şeylerin doğru gitmediğinin bir göstergesi. Bu son dakika eklentileri ne kadar etkili olur bilinmez ama tek gerçel 'Sevimli Dev'in 2 yıl ve 40 milyon dolarlık kontratı olduğu da kesin.
29 Şubat 2008 Cuma
İki kere Fener
Etiketler:
Basketbol,
Euroleague,
F.Bahçe Ülker
F.BAHÇE Ülker dün gece Eurolig tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir zafere imza attı. Sarı-lacivertliler, Lietuvos Rytas karşısında Solomon'un son saniye şutuyla kazandım dediği maçı Litvanya ekibinin son baskete itiraz etmesi ve Yunan gözlemcinin de tekrar kararı vermesiyle 50 dakika sonra ikinci kez yendi ve tarihe geçti: 95-91. Galibiyet her açıdan çok anlamlı. Sarı-lacivertliler dün gece hem ilk kez Eurolig'de zirve yapan bir takıma diş geçirdi, hem de kazanma psikolojisiyle yaşanan duygu boşalmasının ardından sahaya yeniden çıkıp moral bozmadan galibiyetini perçinledi.
SKANDAL KARAR
Yunan temsilcinin aldığı karar tekrar görüntüleri izlendiğinde doğru. Ancak bu kararın 50 dakika sonra verilmesi ise başlı başına bir skandal. Taraftarın tamamına yakını gitmiş kimi oyuncular duşlarını almışken, yeniden sahaya çıkma kararı vermek Eurolig çapındaki bir organizasyona gölge düşürecek bir olay.
Bandı geri sarıp bu skandal kararın öncesine dönersek Rytas, Litvanya ekolünü başarıyla temsil eden ve bu sezon Eurolig ilk turunda zirve yapan bir takım. Ekollerinin temsili olan hızlı basketbolla karşılaşmaya başladı konuk ekip. Tempoyu zorlayan Rytas'a ilk 5 dakikanın ardından uyum sağlayan F.Bahçe rakibe verdiği 6 sayılı avantajı eriterek ilk çeyreği 27-25 geride tamamladı.
'X- FAKTÖR KİNSEY'
İkinci periyotta ise F.Bahçe'nin istenen görüntüsü sahadaydı. Avrupa'da henüz 2. ayını geçirmekte olan Terrance Kinsey'in 'X- Faktör' olarak ortaya çıktığı bu bölümde savunmada da vidaları Semih-Ömer Aşık ikiz kuleleriyle sıkan sarı-lacivertliler sahaya hükmetti. Litvanya ekibinin basketbol felsefesinde pek de olmayan sertliği öne çıkartan F.Bahçe 2. çeyrekte rakibe sadece bir basket şansı tanıdı. Hücumda savunmadaki çabanın karşılığı biraz daha gelseydi 45-34 biten devrenin 20 farka ulaşması içten bile değildi.
Muhteşem bir 2. periyodun ardından dün gece F.Bahçe Ülker bir kez daha gösterdi ki kolayı zor yapmakta bu kaliteli takımın üzerine yok. Sarı-lacivertlilerin sezonun geri kalanında çizdiği grafik potansiyelli ancak derslerine kafa yormayı çok da sevmeyen bir öğrenci gibi. Hani hocalarının velisine 'İstese ve çalışsa yapar' dediği türden. Bunun nedeni ise maçtan maça hatta çeyrekten çeyreğe dalgalanan takım ve koç performansı. Hiçbir şeyin üretilmediği 3. çeyreğin ardından 10 sayı geriye düşen F.Bahçe, 4 .çeyrekte ve uzatmada tüm takım olarak geri döndü ve Guiness Rekorlar Kitabı'na girebilecek uzunluktaki bir maç sonunda, gerçekten bitti mi sorularıyla çok önemli bir galibiyete uzandı.
SKANDAL KARAR
Yunan temsilcinin aldığı karar tekrar görüntüleri izlendiğinde doğru. Ancak bu kararın 50 dakika sonra verilmesi ise başlı başına bir skandal. Taraftarın tamamına yakını gitmiş kimi oyuncular duşlarını almışken, yeniden sahaya çıkma kararı vermek Eurolig çapındaki bir organizasyona gölge düşürecek bir olay.
Bandı geri sarıp bu skandal kararın öncesine dönersek Rytas, Litvanya ekolünü başarıyla temsil eden ve bu sezon Eurolig ilk turunda zirve yapan bir takım. Ekollerinin temsili olan hızlı basketbolla karşılaşmaya başladı konuk ekip. Tempoyu zorlayan Rytas'a ilk 5 dakikanın ardından uyum sağlayan F.Bahçe rakibe verdiği 6 sayılı avantajı eriterek ilk çeyreği 27-25 geride tamamladı.
'X- FAKTÖR KİNSEY'
İkinci periyotta ise F.Bahçe'nin istenen görüntüsü sahadaydı. Avrupa'da henüz 2. ayını geçirmekte olan Terrance Kinsey'in 'X- Faktör' olarak ortaya çıktığı bu bölümde savunmada da vidaları Semih-Ömer Aşık ikiz kuleleriyle sıkan sarı-lacivertliler sahaya hükmetti. Litvanya ekibinin basketbol felsefesinde pek de olmayan sertliği öne çıkartan F.Bahçe 2. çeyrekte rakibe sadece bir basket şansı tanıdı. Hücumda savunmadaki çabanın karşılığı biraz daha gelseydi 45-34 biten devrenin 20 farka ulaşması içten bile değildi.
Muhteşem bir 2. periyodun ardından dün gece F.Bahçe Ülker bir kez daha gösterdi ki kolayı zor yapmakta bu kaliteli takımın üzerine yok. Sarı-lacivertlilerin sezonun geri kalanında çizdiği grafik potansiyelli ancak derslerine kafa yormayı çok da sevmeyen bir öğrenci gibi. Hani hocalarının velisine 'İstese ve çalışsa yapar' dediği türden. Bunun nedeni ise maçtan maça hatta çeyrekten çeyreğe dalgalanan takım ve koç performansı. Hiçbir şeyin üretilmediği 3. çeyreğin ardından 10 sayı geriye düşen F.Bahçe, 4 .çeyrekte ve uzatmada tüm takım olarak geri döndü ve Guiness Rekorlar Kitabı'na girebilecek uzunluktaki bir maç sonunda, gerçekten bitti mi sorularıyla çok önemli bir galibiyete uzandı.
Zorlu Torino yolu
Etiketler:
Basketbol,
Beşiktaş Colaturka,
G.Saray Cafe Crown,
ULEB
ULEB Kupası'ndaki 3 takımımızdan ikisi yoluna devam ederken, biri elendi. 32 takımın eşleştiği 2. turdaki en epik sonuca Beşiktaş Cola Turka imza attı. G.Saray Asvel'i yenip elerken, Türk telekom ise Rus ekibi UNICS Kazan'ı yenmesine rağmen 8'li finalin yapılacağı Torino yolunda kalamadı.
KIZILYILDIZ LEGO GİBİ
Beşiktaş, başarılı bir iç, berbat bir deplasman takımı olan Hapoel'i 15 sayılık dezavantajı yok sayarak yıkarken, ilk turdaki unvanına ihanet etmedi. Şimdi rakip Kızılyıldız. İlk turda 6 galibiyet alan Sırp ekibi son 32'de Oktay Mahmuti'nin ekibi Benetton Tamoil'i iki mücadelede de yenerek saf dışı bıraktı. Kızılyıldız 22.4 yaş ortalamasına sahip genç bir takım.Adriyatik Ligi'nde mücadele eden takımın en önemli kozu 23 yaşındaki Dragicevic 19 sayı ortalamasıyla takımın başrol oyuncusu. 16.6 sayı, 6.1 asist ortalamalarıyla ABD'li gard Omar Cook da bir diğer başrol oyuncusu. Takımın geri kalanı ise Lego gibi. Genç ve dinamik kadrodan kimin hangi maçta katkı yapacağı belirsiz. 7 oyunucu 5 ile 10 sayı ortalamasında skora, 2 ile 4 arası ribaunda katkıda bulunuyor. Bu yelpazedeki dağılım onları tehlikeli bir takım haline dönüştürüyor. Beşiktaş'ı bu kez iç-dış performansı dengeli bir takım bekliyor. Kızılyıldız'ın en büyük avantajı patlayıcı oyunları. Top çalmaya dayalı oyunları sonuç verdiği takdirde savunmaları hücumlarını besleyerek seriler yakalamalarına yarıyor. Sırp ekibinin en büyük problemi ise rakip 90'a ulaştığında hiç galip gelememiş olmaları. Beşiktaş için anahtar top kaybının az olması ve iyi hücum etmesi.
ASLAN'A İSPANYOL
G.Saray ise dillere destan olacak çekişmedeki bir eşleşmede Asvel'i İstanbul'da yenerek son 16'ya kaldı. İki takımı 80 dakikada ayıran sadece tek bir sayı oldu ve bu da sarı-kırmızılılara tur getirdi. Torino yolundaki son engel ise İspanyol Gran Canaria. Las Palmas ekibi olan Canaria İspanya Ligi'nde orta sıralarda yer alıyor. Takım yabancı oyuncuların sırtında galibiyetler alırken, İspanyol ekibin en önemli oyuncusu 15.6 sayı ortalamasıyla ABD'li Carl English. Canaria, maç başına 8'in üzerinde 3'lük isabetiyle keskin nişancı, kısaların hükmettiği ve çok iyi hücum ribaundu yapan bir takım. Canaria 70'i geçip sadece bir mağlubiyet aldı. G.Saray'ın 8'li final için rakibi durdurup ribauntlara dikkat etmesi gerek. Türk Telekom ise kupaya trajik bir veda etti. UNICS'i yenmesine rağmen deplasmandaki ağır mağlubiyetin altından kalkamayan Telekom favorilerinden olduğu kupadan Michael Wright sakatlığıyla ayrıldı.
Son 16'daki takımlara baktığımızda ise İspanyol hakimiyeti gözden kaçmıyor. 4 İspanyol takımının mücadele edeceği 3. turda 3 tane de Rus takımı bulunuyor. İlginç nokta ise Torino'da yapılacak 8'li final için bir tane bile İtalyan takımının son 16'da mücadele edemeyişi.
KIZILYILDIZ LEGO GİBİ
Beşiktaş, başarılı bir iç, berbat bir deplasman takımı olan Hapoel'i 15 sayılık dezavantajı yok sayarak yıkarken, ilk turdaki unvanına ihanet etmedi. Şimdi rakip Kızılyıldız. İlk turda 6 galibiyet alan Sırp ekibi son 32'de Oktay Mahmuti'nin ekibi Benetton Tamoil'i iki mücadelede de yenerek saf dışı bıraktı. Kızılyıldız 22.4 yaş ortalamasına sahip genç bir takım.Adriyatik Ligi'nde mücadele eden takımın en önemli kozu 23 yaşındaki Dragicevic 19 sayı ortalamasıyla takımın başrol oyuncusu. 16.6 sayı, 6.1 asist ortalamalarıyla ABD'li gard Omar Cook da bir diğer başrol oyuncusu. Takımın geri kalanı ise Lego gibi. Genç ve dinamik kadrodan kimin hangi maçta katkı yapacağı belirsiz. 7 oyunucu 5 ile 10 sayı ortalamasında skora, 2 ile 4 arası ribaunda katkıda bulunuyor. Bu yelpazedeki dağılım onları tehlikeli bir takım haline dönüştürüyor. Beşiktaş'ı bu kez iç-dış performansı dengeli bir takım bekliyor. Kızılyıldız'ın en büyük avantajı patlayıcı oyunları. Top çalmaya dayalı oyunları sonuç verdiği takdirde savunmaları hücumlarını besleyerek seriler yakalamalarına yarıyor. Sırp ekibinin en büyük problemi ise rakip 90'a ulaştığında hiç galip gelememiş olmaları. Beşiktaş için anahtar top kaybının az olması ve iyi hücum etmesi.
ASLAN'A İSPANYOL
G.Saray ise dillere destan olacak çekişmedeki bir eşleşmede Asvel'i İstanbul'da yenerek son 16'ya kaldı. İki takımı 80 dakikada ayıran sadece tek bir sayı oldu ve bu da sarı-kırmızılılara tur getirdi. Torino yolundaki son engel ise İspanyol Gran Canaria. Las Palmas ekibi olan Canaria İspanya Ligi'nde orta sıralarda yer alıyor. Takım yabancı oyuncuların sırtında galibiyetler alırken, İspanyol ekibin en önemli oyuncusu 15.6 sayı ortalamasıyla ABD'li Carl English. Canaria, maç başına 8'in üzerinde 3'lük isabetiyle keskin nişancı, kısaların hükmettiği ve çok iyi hücum ribaundu yapan bir takım. Canaria 70'i geçip sadece bir mağlubiyet aldı. G.Saray'ın 8'li final için rakibi durdurup ribauntlara dikkat etmesi gerek. Türk Telekom ise kupaya trajik bir veda etti. UNICS'i yenmesine rağmen deplasmandaki ağır mağlubiyetin altından kalkamayan Telekom favorilerinden olduğu kupadan Michael Wright sakatlığıyla ayrıldı.
Son 16'daki takımlara baktığımızda ise İspanyol hakimiyeti gözden kaçmıyor. 4 İspanyol takımının mücadele edeceği 3. turda 3 tane de Rus takımı bulunuyor. İlginç nokta ise Torino'da yapılacak 8'li final için bir tane bile İtalyan takımının son 16'da mücadele edemeyişi.
26 Şubat 2008 Salı
Yao sezonu kapattı
Detroit koptu geliyor
** Boston "three-party"siyle lige en sükseli girişi yaptı.
** New Orleans beklentilerin çok üstünde ve övgüleri toplayan heyecan verici basketbol oynuyor.
** Orlando Hidayet-Lewis-Howard 3'lüsüyle en üst sınıfa atladı..
** Lakers Gasol'ün gelmesiyle şampiyonluğa en yakın aday gösteriliyor.
** Phonix Shaq takviyesiyle play-off takımı olmanın peşinde..
** Dallas Kidd'i aldı ve yüzük istiyor.
** San Abntonio herkesin bildiği gibi..
** Houston toparlandı ve ivme sürekli artıyor..
Listede şampiyonluk için iddalı takımlar var ama biri hariç; Detroit...
Detroit son 6 yıldır NBA'in en kaliteli 5'ine sahipti. Bu sene de o görünümdeler. Ancak geçtiğimiz yıllara oranla tek fark yedekleri. Tecrübeli ve yaş ortalaması 31.6 olan ilk 5'e 24.8 yaş ortalamalı gençler 30 sayıya yakın skor yardımının yanında kattıkları büyük enerjiyle Detroit NBA'in en iyi derecesine koşuyor. Son olarak deplasmanda kötü bir gün geçiren Phoenix'i 30 sayı farkla deviren Pistons diğer şampiyonluk adayları için gizli bir tehlike...
Diğer şampiyonluk adaylarına duyurulur.
** New Orleans beklentilerin çok üstünde ve övgüleri toplayan heyecan verici basketbol oynuyor.
** Orlando Hidayet-Lewis-Howard 3'lüsüyle en üst sınıfa atladı..
** Lakers Gasol'ün gelmesiyle şampiyonluğa en yakın aday gösteriliyor.
** Phonix Shaq takviyesiyle play-off takımı olmanın peşinde..
** Dallas Kidd'i aldı ve yüzük istiyor.
** San Abntonio herkesin bildiği gibi..
** Houston toparlandı ve ivme sürekli artıyor..
Listede şampiyonluk için iddalı takımlar var ama biri hariç; Detroit...
Detroit son 6 yıldır NBA'in en kaliteli 5'ine sahipti. Bu sene de o görünümdeler. Ancak geçtiğimiz yıllara oranla tek fark yedekleri. Tecrübeli ve yaş ortalaması 31.6 olan ilk 5'e 24.8 yaş ortalamalı gençler 30 sayıya yakın skor yardımının yanında kattıkları büyük enerjiyle Detroit NBA'in en iyi derecesine koşuyor. Son olarak deplasmanda kötü bir gün geçiren Phoenix'i 30 sayı farkla deviren Pistons diğer şampiyonluk adayları için gizli bir tehlike...
Diğer şampiyonluk adaylarına duyurulur.
Suns, Barry ile söz kesti
Transferin son günlerinde Shaquille O'Neal'i kadrosuna katan ve şampiyonluk naraları atan Phoenix Suns, dar rotasyonu genişletmek adına Spurs ile şampiyonluk yaşayan keskin nişancı Brent Barry ile söz kestiği belirtildi. 37 yaşındaki Barry Spurs'un onu takas etmesi sebebiyle son şampiyona bozuk olduğu, Boston'a ise gitmek istemediği gerekçesiyle Suns'ı seçtiği söyleniyor...
'NFL - Soccer' savaşı kızışıyor
SPOR, dünyada hızla büyüyen bir ekonomi. İş dünyasında markanın ve marka değerinin önemi ise tartışılmaz. Spor dallarının popülerliği ülkeden ülkeye değişirken, kulüplerin değeri ise ülkelerin ekonomisine bağlı olarak çapını genişletiyor. Mesela ABD'de Amerikan Futbolu ve Beysbol en çok ilgi gören sporlar iken, dünyanın geri kalanında ise en popüler dal Futbol.
KURUMSAL YAPI
İLGİ artışı, yaşamları şirket yapısı kurmalarına bağlı olan takımların kurumsal bakış açılarına sahip olmalarına ve büyüme stratejileri için yol haritasını belirlemesine neden oluyor. Dünya çapında kulüpler açısından oyuncuların değeri, ticari geliri, stadyum ve kulüp gayrimenkulleri, televizyon geliri marka değerini oluşturan pozitif elementler iken, kulübün borcu da değerden düşürülüyor.
NFL LİDER DURUMDA
TÜM bu değerlendirmeler baz alındığında, dünyanın en değerli kulübü olarak (Amerikan Profesyonel Futbol Ligi) NFL'de sonuncusu 1995'te olmak üzere 5 şampiyonluğa ulaşan Dallas Cowboys takımı listenin ilk sırasını kapıyor. 1,5 milyar $ değer ile 1.liği kapan Cowboys'u, aynı ligde sadece 3 kez ve en son 1991'de Super Bowl'da zafere ulaşan Washington Redkins takip ediyor. Kızılderililer anlamına gelen Redskins'in kulüp değeri ise 1.467 milyar $. 1999'da 750 milyon $'a el değiştiren takım o zamanki değerini neredeyse ikiye katladı. Bunda doğru pazarlama stratejilerinin yanında 1997'de 251 milyon $'a mal olan çok amaçlı FedEx Stadyumu'nun da getirilerinin payı büyük.
FUTBOL BÜYÜYOR
NFL'İN değerli ikilisi Cowboys ve Redskins'in hemen ardından dünyada en değerli 3. kulüp ise İngiliz futbol devi Manchester United. 1.453 milyar $'lık piyasa değeriyle futbolun, Amerika'ya karşı duruşunu simgeleyen Manchester United'ın sahibi ise yine bir ABD'li Malcolm Glazer. Glazer ayrıca NFL'de 2002 yılı şampiyonluğuna ulaşan ve 963 milyon $'lık değere sahip Tampa Bay Buccaneers'ın da sahibi.
TİCARİ BAŞARI
PREMİER Lig'in son şampiyonu United'ın kulüp değerinin altında ise büyük bir ticari başarı yatıyor. İngiltere'de geniş bir taraftar kitlesine hitap etmesine rağmen dünya çapında (çoğu Uzakdoğu) sattığı kulüp ürünleri ve stat gelirlerinin Manchester bütçesine katkısı ise yıllık 310 milyon $. Gelir konusunda ise dünya lideri yine futboldan: Real Madrid.
Bin yılın takımı Real'in yıllık geliri 374 milyon $. İspanyol ekip en yakın takipçisi Washington Redskins'e bu alan da 60 milyon $'ın üstünde fark attı. Real Madrid, 1.036 milyar dolar ile NFL takımları, United ve Amerikan Beysbol Ligi'nin en köklü takımlarından New York Yankees'in gerisinde en değerli kulüpler sıralamasında 9. sırada kendine yer buldu.
NBA, MLB ve NFL GERİDE KALDI
LİSTENİN üst sıralarında ister Amerikan ister normal olsun futbol takımları yer alırken, 700 milyon dolar barajından itibaren Amerikan Beysbol ligi takımları, 500 milyon dolar barajından itibaren de NBA takımları devreye giriyor. NBA'in en yüksek marka değerine ise son yıllarda yerlerde sürünen New York Knicks sahip. 592 milyon $'lık değerle New York NBA'de liderliği üstlenirken, Los Angeles Lakers'a 568, Dallas Mavericks'e ise 463 milyon $ paha biçiliyor.
F.BAHÇE DE VAR
BU listede adından söz ettirebilen tek Türk kulübü ise F.Bahçe. Sarı-lacivertliler, son olarak 2007 Avrupa kulüpler listesinde ilk 25'te kendine yer bulurken, 140 milyon dolar piyasa değeri ile Avrupa'nın büyüyen spor kulüplerinden. F.Bahçe'nin yıllık geliri 87 milyon $ olarak açıklandı. Yani sarı-lacivertliler henüz Olympos'un zirvesindekilerle mali açıdan baş edebilecek seviyede değil.
KURUMSAL YAPI
İLGİ artışı, yaşamları şirket yapısı kurmalarına bağlı olan takımların kurumsal bakış açılarına sahip olmalarına ve büyüme stratejileri için yol haritasını belirlemesine neden oluyor. Dünya çapında kulüpler açısından oyuncuların değeri, ticari geliri, stadyum ve kulüp gayrimenkulleri, televizyon geliri marka değerini oluşturan pozitif elementler iken, kulübün borcu da değerden düşürülüyor.
NFL LİDER DURUMDA
TÜM bu değerlendirmeler baz alındığında, dünyanın en değerli kulübü olarak (Amerikan Profesyonel Futbol Ligi) NFL'de sonuncusu 1995'te olmak üzere 5 şampiyonluğa ulaşan Dallas Cowboys takımı listenin ilk sırasını kapıyor. 1,5 milyar $ değer ile 1.liği kapan Cowboys'u, aynı ligde sadece 3 kez ve en son 1991'de Super Bowl'da zafere ulaşan Washington Redkins takip ediyor. Kızılderililer anlamına gelen Redskins'in kulüp değeri ise 1.467 milyar $. 1999'da 750 milyon $'a el değiştiren takım o zamanki değerini neredeyse ikiye katladı. Bunda doğru pazarlama stratejilerinin yanında 1997'de 251 milyon $'a mal olan çok amaçlı FedEx Stadyumu'nun da getirilerinin payı büyük.
FUTBOL BÜYÜYOR
NFL'İN değerli ikilisi Cowboys ve Redskins'in hemen ardından dünyada en değerli 3. kulüp ise İngiliz futbol devi Manchester United. 1.453 milyar $'lık piyasa değeriyle futbolun, Amerika'ya karşı duruşunu simgeleyen Manchester United'ın sahibi ise yine bir ABD'li Malcolm Glazer. Glazer ayrıca NFL'de 2002 yılı şampiyonluğuna ulaşan ve 963 milyon $'lık değere sahip Tampa Bay Buccaneers'ın da sahibi.
TİCARİ BAŞARI
PREMİER Lig'in son şampiyonu United'ın kulüp değerinin altında ise büyük bir ticari başarı yatıyor. İngiltere'de geniş bir taraftar kitlesine hitap etmesine rağmen dünya çapında (çoğu Uzakdoğu) sattığı kulüp ürünleri ve stat gelirlerinin Manchester bütçesine katkısı ise yıllık 310 milyon $. Gelir konusunda ise dünya lideri yine futboldan: Real Madrid.
Bin yılın takımı Real'in yıllık geliri 374 milyon $. İspanyol ekip en yakın takipçisi Washington Redskins'e bu alan da 60 milyon $'ın üstünde fark attı. Real Madrid, 1.036 milyar dolar ile NFL takımları, United ve Amerikan Beysbol Ligi'nin en köklü takımlarından New York Yankees'in gerisinde en değerli kulüpler sıralamasında 9. sırada kendine yer buldu.
NBA, MLB ve NFL GERİDE KALDI
LİSTENİN üst sıralarında ister Amerikan ister normal olsun futbol takımları yer alırken, 700 milyon dolar barajından itibaren Amerikan Beysbol ligi takımları, 500 milyon dolar barajından itibaren de NBA takımları devreye giriyor. NBA'in en yüksek marka değerine ise son yıllarda yerlerde sürünen New York Knicks sahip. 592 milyon $'lık değerle New York NBA'de liderliği üstlenirken, Los Angeles Lakers'a 568, Dallas Mavericks'e ise 463 milyon $ paha biçiliyor.
F.BAHÇE DE VAR
BU listede adından söz ettirebilen tek Türk kulübü ise F.Bahçe. Sarı-lacivertliler, son olarak 2007 Avrupa kulüpler listesinde ilk 25'te kendine yer bulurken, 140 milyon dolar piyasa değeri ile Avrupa'nın büyüyen spor kulüplerinden. F.Bahçe'nin yıllık geliri 87 milyon $ olarak açıklandı. Yani sarı-lacivertliler henüz Olympos'un zirvesindekilerle mali açıdan baş edebilecek seviyede değil.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








