12 Haziran 2012 Salı

No country for old man

Geçen sene Mavs'in Jurassic Park gunlerinden kalma şampiyonluğunun ardından bu yılki finalin ana teması 'yaşlılar giremez'. OKC'yi sempatik bir takım bulsam da Spurs'un finali için çok umutluydum ve kabul etmek gerekir ki; yıllardır yerden yere vurulan Scott Brooks serinin çilingir sofrasini hazirlayan taraf oldu. Savunmadaki değişim ve bu değişimdeki başarı o 'beceriksiz' denen koçun gözümüze daha hamarat görünmesine sebep oldu (Ne de olsa sporda skordan önemli bir şey yok)

Aşırı derecede EURO 2012 havamda olmama rağmen Caner ile KK'nin ABD'ye geldiğini duyunca NBA Final serisi için içimde kipraşma basladi. Oklahoma ve eyaletin başkenti OKC'ye uzun süredir planlanan bir ziyaret sözümüz bulunuyor. Özellikle Oklahoma eyalet olarak hala Kızılderili nüfusunun birlikte yaşadığı merkezlerden. Beyaz nüfusun ağırlıklı olduğu OKC'de ise yerli sayısı eyalet genelinin çok altında. Chicago'dan baslayip Kaliforniya'ya kadar uzanan efsanevi 'Route 66'in ana duraklarından olan OKC'nın ekonomisi de '66' ile birlikte giderek büyümüş.

Neyse eğer OKC'ye gelecek hafta planladığım ziyareti gerçekleştirebilirsem daha detaylı tarihi bilgi ve izlenim aktarabilirim. Tarihinden, genel yapısından bahsederek varmak istediğim nokta bu takımın kuruluş ve varoluş dinamikleri. Eyalet olarak basketbol sevgileri de had safhada. Miami nüfusu ve Heat taraftarının demografik yapısı ile karşılaştırıldığında OKC'nın neden daha sempatik olduğunu anlamak hiç de zor değil. Daha basketbola yonelik bir taraftar toplulugu.

Salona girersek Miami acisindan gercekten buyuk uclunun buyuk oldugunu gostermesi gereken bir seri olacak. Rakibin rol oyuncularinin daha verimli olmasinin disinda, uzun rotasyonu da Miami'nin güçlü olduğu bir nokta değil. Bir de bunun üstüne belki de ilk kez; daha ağır basmadıkları bir kısa rotasyonuna karşı seriye çıkacaklar.
Westbrook Spurs serisinde kendisini nadasa bırakmışti. Onunla kimin eşleşeceği çok önemli. Eğer Chalmers olursa dümdüz eder onun savunmasını. Durant üzerinde ise herhalde Miller-Battier ikilisini rotasyonlu kullanıp kritik anlarda "yetiş LeBron" diyeceklerdir. Tabii bir de Bosh'un dönüşüyle Lebron'un 4 numara oynama süresi azalabilir. Azalmazsa da bu hücumda sıkıntıya neden olabilir.

Bir de Harden faktörü var. Onun bu denli etkili bir oyuncu olması Wade-LeBron ikilisinin oyunda kalma süresini tabiatiyle de yıpranma sürecini etkilyecektir.

Miami içinse geçen yılki Dallas eşleşmesine benzer bir eşleşme. Sadece karşılarında daha az tecrübeli ama daha atletik, daha genç ve daha rahat skora giden bir takım bulacaklar. LeBron'a en iyi savunmacını ver arkasına libero bırak. Libero geçen sene Tyson Chandler'di bu sene İbaka ve/veya Perkins olacak. Ibaka bu görev için daha uygun. LeBron'un pas yeteneği karşısında rol oyuncularının ve Chris Bosh'un şutları sokması gerekecek. LeBron 4 oynayacaksa Durant'le mi Ibaka'yla mı yoksa Sefolosha ile mi savunulacak onu da ilk maçla beraber göreceğiz.

Hiçbir zaman için 'LeBron hater' olmadım ama yetenekleri ne kadar etkilyeciyse kibiri de o kadar itici geliyor tıpkı Bosh ile Wade'in geldiği gibi. Diğer tarafta ise Russell Westbrook'u anti-patikler arasına girmeye camsız gözlükleriyle koşar adım gidiyor.

Eğer Miami şampiyon olursa gerçekten büyük iş başarmış olacak. Diğer durumda ise şimdiden söylemek gerekirse suçlu ne LeBron olacak ne de koç Spoelstra. Sadece kendilerinden daha iyi bir takıma kaybetmiş olacaklar. Kelle avcıları için ideal bir senaryo değil fakat durum bu.

Güzel olsun en azından 6 maç olsun ki OKC ziyaretimin bir amacı olsun gelecek hafta için kazanan da keşke Spurs olsaydı ama öyle bir durum maalesef yok :(