Bir örnek daha verecek olursak; yemek yemeye mi düşkünsünüz aylar boyunca her akşam yemeğini farklı bir mekanda geçirme şansını bulabilir ve tekrara düşmeden Ameri-Fransız (Cajun) mutfağının keyfini sürebilirsiniz.
Müziğin en tatlısını, en farklısını da bulmak oldukça kolay; Frenchmen Street'ten, Mercedes-Benz Superdome'a kadar olan 7-8 blokluk alanda köşe başlarını kollamanız ya da butik barlara girmeniz yeterli.
Superdome'un etrafı maç günlerinde festival alanına dönüşüyor. Superdome'da bu yıl normal sezonun son maçına gitme şansı buldum. Sizi Stada girdiğinize pişman eden bir atmosfere sahip. 2006'daki Katrina Felaketi'nin ardından son teknoloji ile yenilenen Superdome'un hiç hatası yok bu konuda.
Sadece dışarısı o kadar eğlenceli ki; 'tailgate' hiç bitmesin, maç hiç başlamasın istiyorsunuz. Dediğim gibi normal sezonun son maçında hiçbir iddiası olmayan bir Saints izlemeye gittiğim bir ortamdan bahsediyorum, Super Bowl için tahminlerinizin ötesini zorlamanız gerekebilir. Zaten New Orleans'in, Super Bowl'a Miami ile birlikte en fazla ev sahipliği yapmasının nedeni de bu tadına doyulamayan atmosfer. Adını Fransa'nın Orlean şehrinden alsa da tek benzerliği sadece ismi (Orlean sıkıcı bir şehir) olan New Orleans 10. kez Super Bowl'un ev sahibiydi. Hem de NFL tarihinde ilk kez iki kardeşin sahanın iki tarafında iki takimin başında yer aldığı bir Bowl'un.
Tüm bu eğlenceli geçmişinin yanında New Orleans'in sportif Super Bowl geçmişi pek parlak değil. 2001'deki New England Patriots-St.Louis Rams maçının dışında çekişmeli denebilecek bir maç yok tarihte.
New Orleans'ta düzenlenen daha önceki 9 Süper Bowl karşılaşması ve sonuçlar:
2001 Patriots-Rams: 20-17
1996 Packers-Patriots: 35-21
1989 49ers-Broncos: 55-10
1985 Bears-Patriots: 46-10
1980 Raiders-Eagles: 27-10
1977 Cowboys-Broncos: 27-10
1974 Steelers-Vikings: 16-6
1971 Cowboys-Dolphins: 24-3
1969 Chiefs-Vikings: 23-7
Maç aslında klasik bir New Orleans Super Bowl'u olma yolunda başladı. Daha 49ers'ın ilk hücumundan itibaren Baltimore'un bas bas bağıran üstünlüğü Super Bowl eğlencesi üzerinde kara bulutlar estirmeye başladı. Ravens açısından savunma, kurulduklarından bu yana zaten hiç sorun olmamıştı, sorgulanan taraf oyunun öteki yüzüydü hep. Geçmişte savunma en kritik anlarda görevini yapıp yüzünü ne zaman ofansa çevirse, hücumun 'ölü taklidi' yapmasıyla karşılaşmıştı.
Ancak dün gece savunma, başarısının mükafatını daha ilk oyunda aldı. Ravens QB'si Matt Flacco, Boldin'i bulup skor avantajını ele geçirtti. Ki Boldin'i atlamamak lazım her ne kadar play-off'ta Flacco parlasa da, Boldin onun lamba içindeki Cin'i gibiydi..
Savunma genel olarak, biraz da kaba tabirle 'Gaz' işi (Aslında Türk insanının yapısına oldukça uygun)... Ravens özelinde ise; rahip olabilecek hitabet yeteneğine sahip Ray Lewis liderliğinde iyice ruhani bir görüntüye bürünüyor. Zaten Lewis'in ağır bir sakatlıktan bu kadar çabuk dönmesinin ve kötü giden takımı ayağa kaldırmak için play-off öncesinde emekliliğini açıklamasının nedeni biraz da bu. Ruhun önemi dışında Reed-Pollard-Suggs-Lewis'li savunma yapısının bir başka özelliği de sahada fizikleri kadar akıllarını da kullanmaları.
İşte bu savunmadaki yaşlı ve yavaş ayaklar Play-off'ta yaptıklarıyla ilahlaştırılan Colin Kaepernick'e ders niteliğinde bir ilk yarı yaşattılar. İlk yarı bittiğinde skor 21-6 idi. Ve Ravens savunması toplamda sadece 182 yarda izin vermişti. Krema gibi biten bir ilk yarının ardından Jacoby Jones ile kremanın en üst tabakası olacak kick-off return TD'u geldi ki herkes artık iyiden iyiye çekişmesi olmayan bir New Orleans Super Bowl'una kendini hazırlamaya başladı. Hesaplar ödenmeye başlandı, kanallar değiştirildi ta ki, stadın ışıkları kesilene dek... Skor 28-6 ve canlar 49ers için çalıyorken Ravens tarafı için belki de olabilecek en kötü senaryo hayata geçti; Superdome'un yarısının elektrikleri gitti.
Savunma ne kadar ruhaniyse hücum da bir o kadar 'momentum' işidir.. 34 dakikalık elektrik kesintisinin ardından yeniden başlayan maçta ritmini kaybeden Ravens hücumu topu ileri taşıyamayınca 49ers 4 dakikada 17-0'lik bir seriyle geri döndü. Hücumun şahlanmasına, savunma da reaksiyon gösterince 49ers bir anda tarihi bir geri dönüş masalının ana kahramanı oluverdi.
Ancak Ray Lewis'in maç sonunda dediği gibi "Eğer Tanrı sizden yanaysa, sizi kim yenebilir ki?" İşin ilahi boyutunu bir kenara koyarsak bu kez Tanrı'nın yanı sıra takımın hücum kanadı da savunmayla birlikteydi. Matt Flacco, tüm play-off boyunca sergilediği kusursuz oyunu ilk yarıdaki 3 TD pasıyla taçlandırmıştı. Ve dahası momentum Ravens'a sırtını döndüğünde; kritik anlarda MVP performansını sürdürüp takımı ihtiyacı olan skora (FG) taşıdı. Gerisini ise Ravens koçu; büyük ağabey John Harbaugh halletti. Akıllı bir 'safety' ile süreden 7 saniye çaldı ve 49ers'a skor için sadece 4 saniye bıraktı.
Sonuçta Flacco, maçın MVP'si olup kontratının son senesinde kendi hisselerini ucurdu.
Ray Lewis, kendince ilahi adaletine kavuştu.
New Orleans ise üst üste 2. kez çekişmeli ve eğlenceli bir Süper Bowl'a ev sahipliği yaparak kötü unvanını bir nebze de olsa düzeltti.
Kaybeden, sadece kesintide sucu olmadığını açıklayan elektrik firması Entergy ve biraz da olsa Superdome'a adini veren ve en buyuk rakibi Audi'ye alay konusu olan Mercedes-Benz oldu.
Daha yazılacak çok hikaye bulunmakta. Colin Kaepernick'in performansı, Jacoby Jones'un play-off boyunca ne kadar kritik işlere imza attığı, iki takımın da ofansif hattının ne kadar harika iş çıkarttığı, küçük kardeş Harbaugh'nun iki yıllık performansı gibi sayısız konu var. Ama tum bunlar baska bir kikayedir ve baska bir zaman anlatilmali...
NOT: Hatalar varsa kusuruma bakilmasin iki arada bir derede is yerinde yazabildim bu yaziyi.