28 Mart 2008 Cuma

Güzel oyun...

Başarılı olmak ile göze hoş gelen oyun sergilemek arasında doğru bir orantı yok. Hele basketbolda. Hele hele NBA'de. Magic Johnson'lı Lakers'ın 'Showtime' ve yine Lakers'ın Kobe ve Shaq'lı 2000-2003 arasına hükmeden basketbolunun dışında yüzüğü parmağına takan takımlar ilk olarak savunmayı düşünen ekiplerdi. Gerek Jordan'lı Chicago (ki oyunun iki tarafında da en iyi istatistiklere sahiptiler) sonrasında Olajuwon'lu Rockets, Duncan-Robinson'lu Spurs ve Detroit, bunlar düşük tempo ile oyunlarını rakibe dikte ettiren ve şampiynluğu yaşayan ekipler.
Güzel oyun; göze hoş gelen basketbol ise kimi zaman gönüllerde taht kursa da tarih kitaplarına yazılacak nadir başarılara imza atabildiler. Bunların başında ise geçtiğimiz sene lig liderini ilk turda eleyen Golden State Warriors geliyor. Don Nelson yönetimindeki Warriors maç başına kullandığı 90 şutla topu elde tutmayı hem sevmeyen hem de beceremeyen bir takım. Stephen Jackson'un yokluğundaki 6 maçın 5'ini kaybederek sezona giren Golden State sonrasında toparlanarak sezonun bitimine 11 maç kala son 15 yılın en iyi galibiyet sayısına şimdiden ulaştı. 'Çılgın profesör' lakaplı Don Nelson'un geçtiğimiz yılki Dallas başarısının ardından Jason Richarson'a yol vermesiyle 'doyuma ulaştılar, bu sene birşey beklenmez' eleştirileriyle karşı karşıya kaldılar. Ancak göze hoş gelen oyunu başarıya dönüştürdüler. Hem de diğer takımlara göre sorunlu ve ucuz gözüken 'yıldızcık'larla (Baron Davis dışında). Şimdi ise geçtiğimiz sene yerle bir ettikleri Dallas'ın Nowitzki'siz sallanırken onları geçip 7.liğe göz koymaları ligin en yüksek sesle konuşulan konularından. Ligdeki konumları ne olursa olsun Batı'nın en güçlü ekiplerinin bile olası bir Golden State eşleşmesinden kaçıyor olması da Warriors adına guru verici bir durum olsa gerek.

16 Mart 2008 Pazar

Tau amaçsız değil

Eurolig 'Top 16'dan son 8'e ilk yükselen takım Tau Ceramica'nın koçu Neven Spahija çarşamba günü oynanacak F.Bahçe mücadelesi öncesinde "Eski takımıma yardımcı olmak için elimden geleni yapacağım" dedi. 2005-06 yılında Lietuvos Rytas'ı çalıştıran Hırvat koç 'www.krepsinis.net'e yaptığı açıklamada "Son 8'i garantilememiz bizi amaçsız kılmaz. Biz sahaya her zaman galbiyet için çıkıyoruz. Bu İstanbul'da da böyle olacak. Galbiyetimizin eski takımıma yarayacak olması da beni ekstra mutlu eder, umarım Yunanistan'da kazanırlar ve son 8'e kalırlar" sözleerini kullandı.

6 Mart 2008 Perşembe

Yarı final şansı yok değil...

ŞAmpiyonlar Ligi son 8'e kalan takımlar...
Schalke
Roma
Chelsea
Barcelona
Man. United
Fenerbahçe
Arsenal
Liverpool-Inter


F.Bahçe'nin son 8'e kaldığı UEFA Şampiyonlar Ligi 'nde diğer 7 takım arasında daha önce şampiyonluğa ulşamış 3 takım bulunuyor. Bu tabloya 1992 yılında başlayan UEFA Şampiyonlar Ligi'nde daha önce 3 kez rastlandı.
Bu sezondan önce en az şampiyon takımın çeyrek finale kaldığı 2003-04 yılında son 4'e zafer yaşayamamış 3 takım çıkarken şampiyon daha önce de kupayı müzesine götümüş olan Porto'nun oldu.
3 şampiyon takımlı bir önceki çeyrek final macerasıysa 2000-01 yılı. Bu yıl ayrıca G.Saray'ın da Real Madrid ile çeyrek final oynadığı ve kaybettiği seneydi. O sezon ise yarı finale 2 şampiyon yükselirken, kupayı da şampiyonluğu olmayan Valencia'yı finalde yenen Bayern Münih kazanmıştı.
Son daha doğrusu Şampiyonlar Ligi'nin ilk en az şampiyonlu çeyrek finali eşleşmeleriyse 1995-96 senesinde gerçekleşti. Yarı finale yükselen Panathinaikos ve Nantes Kupa 1'de hiç şampiyonluk yaşamamış ekiplerdi. Ancak finali daha önceden şampiyonluk elde eden Ajax ile Juventus oynamış mutlu sona penaltılarla Juve ulaşmıştı.
Yani geçmişe ve istatistiklere bakıldığında Fenerbahçe'nin yarı final şansı bulunurken, final ve şampiyonluk yolu ise karanlık gözüküyor. İstatistiksel olarak...


Son 8'e kalan takımlar arasında daha önce şampiyonluk yaşamış ekipler
2006-07: 5
2005-06: 5
2004-05: 6
2003-04: 3
2002-03: 7
2001-02: 5
2000-01: 3
1999-00: 5
1998-99: 5
1997-98: 5
1996-97: 4
1995-96: 3
1994-95: 5
1993-94: 3
1992-93: 3
*** (Diğer 3 takımlı çeyrek finaller ise 1992-93 ve 1993-94 yılarında eleme turlarını geçen takımların direk 2 grup oluşturarak çeyrek final oynamaları sebebiyle dahl edilmemiştir.)

2 Mart 2008 Pazar

Fener'e 'kal' geliyor

F.BAHÇE Ülker dün Pınar Kaşıyaka'ya 84-77 yenilerek Beko Basketbol Ligi'ndeki 8. mağlubiyetini aldı. Bu kadar çekişmeli bir sezonda, liderle 7. arasında sadece 3 puan fark varken bir mağlubiyetin çok da önemi yok belki de. Zaten önemli olan nokta bu yıl F.Bahçe'ye maç içinde 'kal' gelmesi. Son 3 maçta üst üste F.Bahçe 3. periyotlarda rakiplerine 'reddedemeyeceği tekliflerde' bulunuyor. CASA Ted maçında sarı-lacivertliler rakibe 3. çeyrekte 26-13'lük seri verince Ankara maçı alıp, götürdü. Hafta arası Eurolig mücadelesinde de F.Bahçe tek kelimeyle 'muhteşem' bir 2. çeyreğin ardından Lietuvos Rytas'a 29-10'luk unutulmaz bir çeyrek yaşatarak rakibini maça ortak etti.
Son olarak ise zorlu İzmir deplasmanında Pınar Karşıyaka karşısında başa baş geçen ilk yarının arından her şey iyi giderken, sarı-lacivertliler rakibe 22-4'lük 'nakit avans' verince Karşıyaka da F.Bahçe'ye deli gömleğini giydirdi. Kanarya son çeyrekte 34 sayı atmasına karşın galibiyet uzakta kaldı ve 8. mağlubiyet geldi.
Peki F.Bahçe'ye ne oluyor da oyundan kopuyor? CASA, Rytas ve Karşıyaka maçlarında o karşılaşma özelinde tutan ve farkı getiren formül değişince işlerin de rengi farklı boyuta kaçıyor ve sonuçlar F.Bahçe açısından can sıkıcı boyuta geliyor.
Nedir F.Bahçe'nin sırrı?
Ömer ve Solomon'un savunmada sonuç veren baskısı. Kadroda bunu devam ettiren diğer isim Kinsey. Bu üçlüden 2'sinin 30 dakika civarı sahada durduğu maçlar Fener adına olumlu sonuçlanan karşılaşmalar.
Bu takım Avrupa'nın (NBA ve transferler olmazsa) gelecek 15 yılın en geniş uzun rotasyonuna sahip ekibi. Koç Tanjevic Oğuz-Vidmar ilk 5'iyle başlamayı tercih ediyor. Oğuz Savaş, takımın sırtı dönük oyunda skor açısından en güvenilir ismi. Geçtiğimiz yıllardaki Kambala gibi. Fiziğini ve oyun zekasını harika kullanarak sayıya giden yolu rahat buluyor. Ancak onun da görüntüdeki fiziğini savunmada sertliğe dönüştürmesi şart. Vidmar ise 'kararsız' yapıdaki atom çekirdeği gibi. Boynu bükük havasından sıyrıldığı anda o da 'elit' bir uzun olabilir...
Onların vardiyasını ise ise 'İkiz Kuleler' devralıyor.
Ömer Aşık ve Semih savunmayı şahlandırıyorlar bu kesin. Hücumda ise daha sıkıntıları var. Fiziklerini henüz skor üretmede avantaj olarak kullanamıyorlar. Savunmada ise blok sevdikleri için acele edip, erken faul alıyorlar. Yoksa Ömer'in Avrupa'nın 'kaşar' uzunu Papadoupoulos'u perişan ettiğini de gördük. Bu 4 uzun da potansiyelli pivotlar. Hepsinin geliştirmesi gereken yanları var zaten tecrübe de buna yarıyor.
Takımsal açıdan aldığı dengesiz sonuçlara rağmen F.Bahçe ligini en iddialı kadrosuna sahip. Sarı-lacivertliler açısından daha da iyisi Eurolig'deki konumu. 'Top16'da 3 maçta gelen 2 galibiyet iştahları kabarttı, en azından oyuncuların...
Aris maçı F.Bahçe Ülker açısından tarihi bir öneme sahip olacak. Bu sezon 2000 seyirci ortalamasına oynayan sarı-lacivertlilerin bazı kararların ardından takıma küsen taraftarına bu maçta çok ihtiyacı olacak. O yüzden tüm kırgınlıkları küskünlükleri bir tarafa bırakıp tribünde yerlerini almaları şart.

Steve gerçekten k"ö"r mü?

Phoenix'in Marion-Shaq takasını gerçekleştirmesiyle Suns'ın genel menajeri Steve Kerr (Kör) tarih yapraklarında ya dahi ya da en büyük aptal olarak anılacağı dedikoduları yayılmıştı. Shaq takasının ardından geçen 6 maçta ise görüntü çok karamsar.
Bu transfer play-off lar için yapıldı ancak takımın görüntüsü iç açıcı değil. 7 kişiyle oynuyorlar. Herkes 20 ve üzerinde atabilecek kapasitede. Ancak Amare, Nash, Barbosa yer yer Diaw savunmaya takılmayan isimler. Bunun yanına yaşlı dizler Grat Hill, Shaq ve Raja Bell eklenince Ah Marion vah Marion denecek gibi.
Gordon Giricek, takımın sistemine uyum sağlayabilecek bir serbest oyuncu... Tyron Lue ile ilgilendikleri de söyleniyor.
Minnesota'nın serbest bıraktığı Theo Ratliff de hem Shaq'ın yedeği olarak iyi birblokçu, hem de Amare'nin 4 numara oynamasına devam etmesine yarayabilir.
Unutulan biriyse uzun süredir boşta olan Ruben Patterson. Patterson hem iyi bir savunmacı hem de skorda hiç de geri kalmayan bir isim.
Brent Barry ile görüşmelerin sürdüğü de biliniyor. Ancak tecrübeli oyuncunun serbest bırakılmasının ardından 30 günlük sürenin dolmasıyla Spurs'e döneceğini söyledi.
Phoenix şu sıralarda dedikodularla adı en çok geçen takım. Bu da bazı şeylerin doğru gitmediğinin bir göstergesi. Bu son dakika eklentileri ne kadar etkili olur bilinmez ama tek gerçel 'Sevimli Dev'in 2 yıl ve 40 milyon dolarlık kontratı olduğu da kesin.