"Bu şampiyonluk yüzüğü için çok çalıştım ama aramızda bunu hak eden, takım için kendi feda eden biri var ki o bu yüzüğü herkesten daha fazla hak ediyor" Ron Artest.Artest, sezon başındaki yüzük töreninde bu sözleri Lamar Odom için söylemişti. Ana konu da bu: İstatistiğin değerini bilmediği büyük oyuncular.. Daha önceki bir yazıda Mike Miller'a olan hayranlığımdan bahsetmiştim. Lamar Odom daha da özel bir oyuncu. İstese maksimum kontrat (Rashard Lewis'in aldığı paraya bakınca, Central Park onun üzerine yapılabilir) seviyelerinde dolaşabilecek yetenekte biriyken, gerek kendi tercihi olması, gerekse de çevresel faktörler yüzünden orta seviyede sözleşmelerde kaldı. Asıl fedakarlığı ise para konusunda değil. Yetenekli bir oyuncu; top elinde olduğunda mutlu olur başka zaman değil ama o geçtiğimiz 2 yılda en az top kullandığı, en düşük sayı ortalaması yakaladığı sezonları geride bıraktı. Sonuç iki şampiyonluk kazanan Lakers'ın kilit adamıydı.
Başa dönersek istatistik ne bu adamın ne Miller'ın ne de Shane Battier'in ne de dahasının değerini bilemez. O rakamlar 30 şut atıp 40 sayıyı geçen adamın değerini bilir -kimseyi kast etmiyorum derdim düzenle :)-
Oysa istatistik eskiden sadece TRT'de ekranın sağ alt tarafında çıkan skorbordun titreyen görüntüsünden ibaretti. Son 20 yılda aldığı yola bakıldığında geldiği nokta akılalmaz.
İstatistiğin tarihçesinden bahsetmek gerekirse;
İlk olarak TENDEX denilen yöntem vardı. Klasik olumlu istatistik-olumsuz istatistik. 1960'larda icat edilen TENDEX'in geliştirilmesiyle 'Points Created' meydana çıktı. Ki bu ikisi de kendilerinin yerini alan ve şu anda NBA.com'un kullandığı 'NBA verimlilik puanı' hesaplamasının temelini oluşturmakta. (Ne kadar etkili olduğunu belirtmek adına son 8 yıldaki MVP'ler bu sıralamada ya 1. ya 2. olmuş) Son olaraksa gazeteci mi bilim adamı mı hâlâ çözmediğim bir analist olan John Hollinger'in yarattığı Oyuncu verimlilik reytingi (PER) ortaya çıkmıştı.
Şimdi bunların hepsi kendi zamanlarına göre çığır açan çalışmalardı. Açıkçası eli klavye üzerinde hiçbir şey yapmayıp ve de hiçbir şeyi beğenmeden sadece eleştiren bir ahali olarak (kendime de geçirdim merak etmeyin) kimsenin çıtı dahi çıkamamıştı.
Ancak nasıl diyeyim bu hesaplamaların tümü topu çembere en fazla atan yetenekli adamı yüceltmek adına rakamların 4 işleme sokulmasından öteye gitmedi benim için. Oyunun ruhunu taca atan hesaplamalardı hepsi.
Tüm bunların ışığında kendilerine 'Wages of Wins' adını veren bir grup psikopat Amerikalı (başını David Berri diye bir basketbolsever ekonomi profesörünün çektiği bilim insanları) yeni bir istatistik şablonu oluşturmuşlar, adını da 'Wins Produced' koymuşlar. Amaç ise istatistiğin önceliğini sayıdan, galibiyete yapılan katkıya kaydırmak. Okuması uzun, anlaması ve anlatması daha uzun olduğu için özet geçeceğim. Bu şablonun (WP) ayırt edici yanı; oyuncuların kişisel hesabından çok takıma savunmada-hücumda yaptığı katkının galibiyete ne kadar yansıdığı üzerine.
Detaya girip benim gibi boğulmak isteyenler buradan başlayabilir.
Şu anda bu hesaplamanın çok fazla rağbet görmediğini hatta bazı ağır eleştiriler aldığını (özellikle de ribaunda haddinden fazla önem verildiği konusunda) söylemeden geçememek gerek. Ancak hangi devrim kendinden öncekiler tarafından sessiz-sedasız kabul edilmiştir ki?..
Korkmaya gerek yok aslında yeni düzende de LeBron büyük oyuncu, Griffin 'all-star' seviyesinde vs., vs. Asıl kıyamet sadece sayıyı düşünen oyuncularla (onların düşüşü), asist ve ribaunda kendini adayan basketbolcuların (inanılmaz yükselişleri) arasında kopuyor. Hesaplamanın neleri değiştirdiğini ayrı bir başlıkta anlatmak gerek İstatistiğe giriş-1'den (STA 101) şimdilik bu kadar
Son olarak;
"Hollinger'in PER'i öldü, yaşasın WP!"
