27 Ekim 2013 Pazar

Muhteşem ‘Dörtyıl’

RedBull halkla ilişkilerle temastayız,
- Sebastian Vettel ile röportaj istiyorum.
* İsterseniz Mark Webber veya David Coulthard ile röportaj ayarlayalım.”
-Tabii onlar da olur ama Vettel ile bir röportaj yapalım, zaten diğerleriyle herkes yapıyor.
*En kısa sürede size döneceğiz.
-Teşekkürler….

Aradan 15 dakika geçmemişti ki daha 20 yaşındaki Sebastian Vettel ile röportaj onayımız alınmıştı. Sıradan bir F1 pliotu için bile günler öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerektiği düşünülürse hiç de fena bir hız değildi… Ve RedBull her zaman için basına ulaşma konusunda çok hızlıydı; ta ki 2. markalar şampiyonluğunu kazanana dek… Vettel, o zamanlar Toro Rosso takımının sürücü koltuğuna henüz yeni geçmişti. Macaristan GP’siyle başlayan Vettel’in Formula 1 macerası bugünlerde saltanata dönüştü… Ama ben onunla röportajı bir önceki seneden kafama koymuştum. 19 yaşında bir F1 aracının direksiyonuna yarış hafta sonunda geçen en genç pilot unvanını kazandığı 2006 Türkiye GP’sinde pist rekoruna imza attığından beri sorular kafamda dolanıyordu…

O günlere dönmek gerekirse; Vettel’in yeteneklerinin herkes farkındaydı ama yine de kimse o zaman hatta kendisi bile Vettel’in daha 27’sine gelmeden 4 dünya şampiyonluğu kazanacağını aklından geçirmiyordu. Belki de bu beklenti eksikliği sayesinde bir röportaj klasiği olan ‘Motorhome’ röportajı yerine lansman yapılan bir prefabrik ‘kutu’da röportajımızı gerçekleştirdik.
Şimdiki hırsı o zaman da sabitti; zaten büyük şampiyon olmanın farzlarından olan o ihtirasa varabilen hırs, ya vardır ya da yoktur sonradan kazanılabilen bir yetenek değildir…

Genç olmanın verdiği utangaçlık yarı Almanca yarı İngilizce sürdürdüğümüz röportajın taraflar açısından yarattığı ufak rahatsızlık sohbetin tatlı bir gerginlikte sürmesini sağlasa da F1 uzmanı dostum Fatih Yurdatapan ile genç pilotu yaklaşık 25 dakika boyunca soru yağmuruna tuttuk…

Geçen yarım saatlik söyleşinin sonucu ise daha enteresandı. Gazeteye verdiğim ‘done’ler spor servisi mutfağındaki kimseyi tatmin etmemiş (büyük bir kısmı Vettel’i tanımıyordu dahi) bu yüzden de röportaj sadece bir resim altı olarak mürekkeplenmişti… O röportajdan gazete kağıdına geçmemiş kayıtlara baktığımda ise Vettel’in içindeki şampiyonu görmek en basit hamleydi.
“Piste çıktığımda kimseyi tanımam” demişti o gün ve bunu geçtiğimiz yıllarda defalarca gösterdi de. Michael Schumacher’in 32 yaşında ulaştığı dünya şampiyonluğu sayısını daha 26’sında yakaladı. Sorulardan biri de oydu, “Hedeflerin arasında Schumacher’in rekorlarını kırmak var mı?”, “İlk hedefim gelecek yarışı kazanmak” demişti. Gelecek yarışları kazana kazana üst üste 4. şampiyonluğuna ulaştı Vettel....
Vettel büyük ihtimalle dönüp baktığında ‘0’ noktası olarak o 18. tamamladığı ya da önceki sene test pilotu olarak gelip pist rekoru kırdığı Türkiye GP’lerini görmeyecek ama en azından onu ve şampiyonluklarını takip açısından benim için ‘0’ noktası o iki Türkiye GP’si…