9 Ocak 2011 Pazar

Yağmurlu şehirde güneşli gün

Seattle'da yılın 155 günü yağmurlu.
Geçtiğimiz yıl Super Bowl 2009'u New Orleans Saints kazanınca bir şehrin kaderi değişti deniyordu. Çünkü Katrina Kasırgası'nın ardından maddi yaralar sarılsa da New Orleans gerçek anlamda giderek felaket bir şehir olmaya doğru gidiyordu.. ABD'nin en azılı suç şehirlerinden biri (faili meçhulde bir numara) New Orleans'tı (Gotham City gibi bir yer). Super Bowl şampiyonluğunun ardından tabii ki bir anda her şey güllük gülistanlık olmadı ama en azından 'umut' kara bulutların ardından çıkmış oldu..
Ve New Orleans cumartesi günü 'umut' tacını Seattle şehrine devretti. Seattle'tan bahsedecek olursak; New Orleans'ın aksine ABD'nin refah seviyesi en yüksek şehirlerinden ama oranın da havası son 3-4 yıldır biraz kaçık.. Zaten iklim kasvetli.. Bir de Supersonics'in şehirden, tırnak içinde çalınmasıyla acıklı hikayeleri başladı.. Supersonics'in başına gelenleri; David Stern, eski Supersonics sahibi ve Sturbucks CEO'su Howard Schultz ve Oklahoma City Thunder sahibi Clay Bennett üçgeninde dönen alavere-dalavereleri başka bir başlığa bırakmak gerek..
Konuya dönersek NFL'de 'play-off'a kalan son takımdı Seattle Seahawks.. 7-9 ile galibiyet oranı ile %50'nin altında 'play-off' yapması dalga konusuydu.. Dalgayı geçtim Seahawks ligini şampiyon tamamladıktan sonra aşağılanmadıkları platform kalmamıştı.
Ama onlar buna inat almışlar ellerine kapak bol bol dağıttılar.. Saints'in son iki yıldaki deplasman performansı 13-3'tü, ve son şampiyondular.. Yani aslen oynadıkları yer fark etmiyordu (normal sezonun son maçında NFL Atlanta Falcons'ı sahasında yenmişlerdi).. Tabii ki her şeyden önce Saints'in rezalet bir savunma yaptığını söylemek gerek. Sezon boyunca sadece 13 'touchdown'a izin veren o savunma Seahawks'ın 4 'td'ına gık diyemedi. Ama ne olursa olsun Seattle oyun kurucusu Matt Hasselback'in  çok başarılı oyunu ve genç takımın kazanmaya olan tutkusuyla maçı 41-36 kazandı.
Lynch'e dokunan bin pişman..
Maçı bitiren, özetleyen hareket Seahawks'ın son sayısı oldu. O oyunda Mashawn Lynch 67 yardlık (0.91 ile çarparak metrik hesaba geçiş yapılabilir) 'touchdown'u yaparken herhalde ona değmeyen bir ben kalmıştım. Tam 8 oyuncu temasta bulundu Lynch'e ama bu 8 temasa rağmen sayısını yaptı. Supersonics'e ağıt yakan şehri 3 yılın ardından yeniden güldürmüş oldu.. Seahawks Super Bowl 2005'i Steelers'a kaybetmişti..
İşin en ironik tarafıysa NFL 'wildcard' maçlarında saha avantajını kullanıp konferans yarı finaline çıkan tek takım Seattle Seahawks oldu.. Alın size bir kapak daha...

Kişisel değil şahsi!

Ryan kutlamaya gelen Manning'in suratına bile bakmadı.
Bilenler için gereksiz bilmeyenler içinse ayırt edici bir ayrıntı Peyton Manning denilen adam son 10 yılda 'Tanrı' modu açıp (diğeri için bknz: Tom Brady) istatistikleri alt üst eden bir oyun kurucu (bilenler icin QB diyelim de aforoz edilmeyelim) Her şeyden önce oyunda kuralları, oynanışı direkt değiştiren biri. Onun zekâsı, oyuna okuma yeteneği Amerikan Futboluna yeni bir yaklaşım getirdi. QB'ler zaten sahada takımınızın ofansif kaptanı, direktorü kani, canı hatta çok ileri götürürsek namusudur..
Oyuna getirdiği yenilikten kısaca bahsetmek gerekirse; bu adam her ofansif oyundan önce takimini toplayıp koçundan aldığı taktikleri vaaz verir gibi anlatmıyor, hücum çizgisine yerleşip savunmayı şöyle bir süzdükten sonra takımının yerleşimini değiştirebiliyor. Buna da 'no-huddle' ofans diyenler de var.. Neyse uzun lafın kısası bu adam böyle yapa yapa tabi çok düşman kazandı, seveni kadar sevmeyeni de var. En azılı rakiplerinden biri de akranı olan bir oyuncu da değil, baya kelli felli 'bi' adam; Rex Ryan..
Rex Ryan'ın husumeti Jets'in başına geçtiği geçtiğimiz yıldan çok daha önceye dayanıyor. Manning lige girdikten 1 yıl sonra Baltimore Ravens'in defansif koordinatörlük görevine getirilen Ryan'ın savunmasıyla, Manning dünkü maçtan önce 'play-off'larda 6 kez karşı karşıya gelmişler ve bunların 5'ini Manning kazanmıştı.. Geçen yıl da Indianapolis, AFC şampiyonluk maçında Jets'i yenip Super Bowl'a gitmişti..
Herhalde Ryan için bardağı taşıran son damla o oldu ki dünkü maç öncesinde hafta arası "Artık bu tamamen şahsi. O adamı (küçük düşürmek için bir ifade değil) artık yenmek istiyorum" demişti. Ve dün maç oynandı, bitti.. Sonunda kazanan son saniye 'field goal'ü ile de olsa (17-16) Rex Ryan'ın Jets'i oldu.. Böylece Ryan şahsi rekabetine bir galibiyet ekledi. Eh lafını da yememiş olması cabası..
Vinatieri 50 yardlık saha golünü yaptı, Colts 53 saniye kala öne geçti ama Folk (sağda) maçı 32 yarddan bitiren adam oldu.

Maçla ilgili olarak da iki kelime etmek gerekirse; "Jets galibiyete koştu" klişesi çok açıklayıcı. LaDainian Tomlinson ile Shonn Greene son 4 haftada rakiplerin koşu oyunlarına tıpa takan Colts savunmasını kabak çiçeği gibi açınca kısır geçen maçı kazandılar.. Savunmaları çok iyiydi ama daha önemlisi hücumda topa sahip olarak tempoyu Colts'un dolayısıyla da Manning'in belirlemesini engelleyip konferans yarı finaline yükseldiler..

Son bir sözüm de; hakaret etmeyi fazla sevmesem de Colts'un pek de akıllı olmadığını düşündüğüm 'wide receiver'ı Taj Smith'e kendi taraftarı ne dese yeri.. Ben ise ona 4. çeyreğin son 4 dakikası içindeyken Jets 'punter'ına kural dışı müdahale ederek ceza alması daha da önemlisi altın değerindeki saniyelerin kaybolmasına neden olması sebebiyle RedKit diliyle hakaret ediyorum: '@#&%*!?'