9 Temmuz 2010 Cuma

Neyin, kimin 'Kral'ı

LeBron James'i günahım kadar sevmem.. Ama beni blogda yazmama geri döndüren kişi oldu. Televizyonlarda boy göstermeye başladığında 9 yıl önceydi. O zamanlardan bile iyi bir basketbolcu hatta süper yıldız olacağı belliydi. Lige adım atmaya başladığı günden beri de birçok tarihi rekoru (genelde hepsi en genç) kırmaya başladı..

Fakat bu oyunu takip etmeye başladığım günden bu yana diğer süper yıldızların aksine ne olursa olsun bu adamda beni hep iten bir şeyler bulabildim. Zaten köşe bucak aramama da pek ihtiyaç bırakmadı.. Son olarak 'Kral' yine büyük bir züppelikle 'free agency' görüşmelerinde takımları kendi ayağına çağırdı.. Düşünüyorum da kelli-felli adamlar takımlarını çekerek LeBron'un evine gitmekten hiç mi utanmadılar.
Son olarak 'büyük insan' kararını bir televizyon programında açıkladı ve 'Miami Heat' dedi.. Kararına onun formasını yakan Cleveland taraftarlarının bile saygı göstermesini buyuran James üstüne bir de dalga geçer gibi 'Cavs benim kontratımı iptal etse ailem de gidip salonu mu yaksaydı' gibi saçmasapan bir açıklama buyurdu. Burada önemli olan Cleveland'ı neden seçmediği değil, Neden o kadar fırsat içerisinde Miami'yi seçtiği.
'Ego'sunu bir kenara bıraktığı ve takım oyuncusu olmak için Wade ve Bosh'un yanına gittiğini düşünenlerle de aynı kanaatte değilim.. Verdiği karar tamamen kocaman egosunun sonucu. Şimdiye kadarki en iyi yan parçalara sahip olduğu Cavs, son 'play-off'ta yaşlı dizler topluluğu Boston'a kaybedince herhalde Kral'ı 'Lan 7 yılım doldu şu ligde, tatmadığım zevk kalmadı şu ligde ama bu gidişle yüzüğü ancak kuyumcuda göreceğim' korkusu salmış olacak ki parayı pulu ikinci plana atıp Miami'ye gitti.
NBA'de gelmiş geçmiş en büyük yıldızların bir kısmını izleyip diğer büyük bir kısmını da tarihin siyah-beyaz filmlerinden izlemiş biri olarak söylemeliyim ki; Ne kadar büyük oyuncu olduğun kazandığın yüzüklerden çok onları nasıl kazandığına bağlıdır.. Bu üçlü arasında Wade tuzu en kuru olan.. Onun ana rolde kazandığı 1 şampiyonluk zaten var.. Bosh ise çok yetenekli olsa da 'franchise player' olmadığını Toronto'daki yıllarda belli etmişti..
Bence Miami de LeBron'u almayıp o parayla 3-4 tane 'mid-level' seviyesinde oyuncu alsa şampiyonluk için daha iddialı olabilirdi. Çünkü insana dayalı işlerde saf matematik çok da işlemiyor.. Mesela bir önceki büyük üçlü için konuşursak.. Allen, Garnett ve Pierce'ın Boston'da toplanmadan hemen önceki sezondaki rakamları toplamda 73.8 sayı, 23.2 ribaunt ve 12.3 asistken, beraber geçirdikleri ilk sezon sonunda ise 55.8 sayı, 18.0 ribaunt ve 11.0 asiste gerilemişti.. 18 sayı, 5.2 ribaunt ve 1.3 asistlik bir düşüş.. Soru ise şu; daha 25 yaşındaki LeBron James rakamlarındaki gerilemeye hazır mı? Sadece eğlence amaçlı 'all-star' maçlarında dahi kendini tutamayan LeBron için bence cevap net..
Tabii bir de 'off-sezon'da sadece Steve Blake'i kadroya katan Lakers'ta Kobe'nin egosunu da düşünemiyorum.. 'Takımda aksayan parçalardan birini yamaladık, adamlar Voltran'ı oluşturdu' diyordur herhalde..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder