Beyzbolda ‘Dünya Serisi’nin başlaması biz Türk spor serverler için pek bir şey ifade etmese de bütün sporlara ilgiyle bakan gozler icin NBA’in müjdecisidir. 21 Ekim’den 31 Ekim’e kadar oynanması planlanan MLB World Series’in ardından 29 Ekim’de NBA ‘motor’ diyecek... NBA’de bu sezon yine her sezon olduğu gibi bir çok yanıt bekleyen soruyla başlayacak.
1.Heat =? 3-peat
Dallas Mavericks sahibi Mark Cuban geçen günlerde yaptığı açıklamayla LeBron James ve Miami Heat’e yönelik sevgi-nefret ilişkisini net özetledi. “NBA’in başarılı olması için kahramanların anti-kahraman da olması lazım. Miami’nin ‘Big 3’si; onların başarıları ve onlara duyulan nefret lig için çok iyi…”
Sporda çok basit bir denklem vardır ne kadar başarılıysanız o kadar sevilirsiniz ve ne kadar sevilirseniz bir o kadar da nefret edeniniz olur. Heat’te o üçlü bir araya geldiğinde ve gelirken ki süreçte yaşananlar büyük bir nefreti ortaya çıkarttı. Ve ilk sezon her ne kadar büyük yıldızlar olsalar da başta LeBron James olmak üzere o nefret altında biraz ezildi Heat.
Nefret edenlere karşı bir şey yapılamayacağının savaşını veren LeBron James durumdan vazife çıkarttı ve zaten basketbol için üst sınır olan yeteneklerini daha da yukarı taşıyarak son iki sezonda Miami’yi şampiyonluğa taşıdı.
2013-14 sezonunun anlamı bir başka hem Heat hem de LeBron için. Üst üste 3. şampiyonluk (3-peat) yolunda olan LeBron James’in sezon sonunda Miami ile sözleşmesi bitiyor. Olası bir 3-peat’le birlikte de bu üçlü en azından NBA’in gelmiş geçmiş ‘3-peat’ yapan en iyi kadrolar arasında anılmaya başlanacak ve bir bakımdan anı ölümsüzleştirmiş olacaklar…
Kadrosuna Michael Beasley ve Greg Oden’i dahil eden Heat geçtiğimiz yıla oranla 'saf yetenek' seviyesini artırdı denebilir ancak işin mental yönünde sıkıntı doğabilir. Çünkü hatırlanacağı gibi son iki sezonda şampiyonluğu getiren anahtar isimler Shane Battier ve Mike Miller olmuştu. O iki isim gibi oyun zekası yüksek ve kendini oyuna adayan isimlerin kilit performansları şampiyonluk yolunu açmıştı. Şimdi Mike Miller gitti ve Shane Battier’in de yaşı dolayısıyla rolü daha da küçülecek. Onların yerini kesinlikle daha potansiyelli fakat iki emektar isim kadar 'akil' olmayan James Jones ve Michael Beasley dolduracak. Bu da uzayan sezonda ve play-off’ta sıkıntı yaratabilecek bir durum. En büyük favori Heat ama Heat taraftarları dışında da herkesin kaybetmesini beklediği takım da Heat…
2.‘Sil baştan başlamak gerek bazen…’ mi?
İki sezon önce Peyton Manning sakatlığında Indianapolis Colts sezona berbat bir başlangıç yapmış ve sonrasında da 'Suck for Luck' mentalitesiyle sezonu başladığı gibi dipte bitirmiş ve NFL Draft'inde 1 numaralı seçim hakkını kazanmıştı. Lakers'in da önünde böyle bir seçenek var...Önce Bynum takasla, sonra Howard ‘free-agency’ ile son olarak da Kobe’yi sakatlıkla kaybeden Lakers için gelecek tablosu hiç aydınlık değil. Tabii kulüp, tarihinde bu duruma defalarca düşse de ‘Melekler Şehri’, her defasında süper yıldızları ışığın cazibesine kapılan sivrisinek (ve diğer böcekler) misali etrafına toplamayı başarmıştı.
Ancak geride bıraktığımız sezon iki kritik gelişme oldu ve artık herkes Lakers’tan şüphe eder durumda. İlki tüm o ‘ışık oyunları’nın sahibi efsanevi patron Dr. Jerry Buss vefat etti akabininde bir süper yıldız olan Dwight Howard, Lakers’ı reddederek Houston Rockets ile anlaştı. Karizması çizilen Lakers’ın Kobe dışında kadro olarak elinde neredeyse hiçbir şey yok. Önlerinde iki yol var. Ya ‘beş benzemez’ kadrolarıyla blöf yaparak sıradan bir takım olarak play-off’a tutunmaya çalışacaklar ve tüm güçleriyle gelecek yıl ki ‘free agency’e (LeBron James, Carmelo Anthony vs.) saldıracaklar .
Ya da tüm sezonu kenara koyup ligde kötü bir durumda normal sezonu tamamlayarak gelecek yılki draft’te geleceğin LeBron’u olabilecek Andrew Wiggins piyangosuna bilet alacaklar… Ne olursa olsun Lakers severler için sancılı bir sezon olacağı gerçek…
3.Derrick Rose’un dönüşü?
Geçtiğimiz sezonun en büyük polemik konusu Derrick Rose’un Aralık 2012 olarak açıklanan dönüş tarihini neden sürekli olarak ertelediği ve takımını play-off’ta neden yalnız bıraktığıydı. Rose tüm bu eleştirilere duygudan uzak çok mantıklı bir biçimde cevap vermişti: “Chicago organizasyonuna karşı sorumluluğum sadece 1 sezonluk değil. Kariyerime ve kulübün geleceğine tam hazır olmadan dönüp geçireceğim bir sakatlıkla zarar veremem. O yüzden %100 olmadan dönmeyeceğim.”
Taraftar bakış açısıyla anlaması zor fakat ‘business’ açısından doğru bir karar. Açıkçası Derrick Rose, NBA’de belki de içine en kapanık ve egosunu en iyi kontrol eden yıldız. Sezon öncesi kampında ve maçlarında iyi durumda olduğu da çok açık ortada. İki sezon önce Rose sakatlanmadan Miami’ye karşı dişe diş mücadele ortaya koyan Bulls bu sezon da yine Miami’nin en büyük rakibi olacak. Rose’un dönüşünün Heat’ın kabusu olup olmayacağını göreceğiz.
Şimdilik hazırlık kampında ve maçlarında patlayıcı gücünü kaybetmemiş; daha doğrusu yeniden kazanmış gözüken Rose'un Bulls'u bir üst seviyeye çıkartacağı kesin. Fakat kadro derinliği geçtiğimiz sezona göre zayıflayan Bulls play-off'ta savunmasına tutunacak. Mike Dünleavy Jr.- Belinelli değişimi az-çok seviyeyi korumaya yeter ama Nate Robinson'ın o dengesiz ama patlayıcı 'bench' etkisini özleyecek gibiler...
4.Yaşlı kurtlar bir kez daha dans edebilecek mi?
a-) Yaş konusu açıldığında San Antonio Spurs herhalde akla gelen ilk takım. Bayrak isimlerin adeta Devlet Memuru gibi takımdaki ilk günlerinden emekliliğe giden yolculuğuna defalarca tanık olduğumuz bir organizasyon Spurs. Onlar hakkında her sezon sonunda ‘Bu sene sondu’ laflarına neredeyse 6 yıldır şahit oluyoruz. O aradan Spurs 1 NBA şampiyonluğu, 2 Batı Konferansı şampiyonluğu ve 4 grup şampiyonluğu çıkarttı.
Yıllanmış Petrus Şarabi gibiler anlayacağınız. Kadroya eklenen parçalar yürüyen aksamı sorunsuzca çalıştırmaya devam edecek cinsten. Gary Neal’in yerini daha derli-toplu ve istikrarlı olan Belinelli ile dolduran Spurs yine 50+ galibiyet ve ötesine aday. Klişeyle bitirelim: Geçen yılki başarının (şampiyonluktan sadece bir şut ötedeydiler) tekrarı? Çok zor çünkü takımın yıldızlarının bir yıl daha yaşlı olduklarını unutmamak gerek!
b-) Dikkatlerin kesileceği bir diğer 'yaşlı-tecrübeli' takım da Brooklyn Nets olacak. Yaz döneminde şampiyon apoletli Kevin Garnett, Paul Pierce ve Jason Terry’i kadrosuna katan Nets ayrıca Rus milyarder Mikhail Prokorov’un vatandaşı Avrupalı yıldız Andrei Kirilenko’yla da anlaşma sağladı. Açıkçası eldeki Deron Williams, Joe Johnson ve Brook Lopez çekirdeğiyle yeni parçaların birleşimi Brooklyn’de ‘şampiyonluk’ kelimesinin yüksek sesle anılması için yeterli bir sebep. Sakatlık yoldan uzak durursa ‘yaşlı dizler’ kariyerlerinin son döneminde Brooklyn’e bol elmaslı yüzük getirebilirler.
Aklıma gelen ilk 4 soru bunlardı, sezon başladıkça günler geçtikçe böyle soru-cevap yapmaya devam edeceğim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder