Ve Almanya Dünya Şampiyonu…. Almanya, 1 ay süren ve 64 karşılaşmanın oynandığı Brezilya 2014’te Arjantin’i uzatmada Mario Götze’nin attığı golle 1-0 mağlup edip 24 yıl sonra Dünya Kupası zaferine ulaştı. Panzerler ayrıca, Amerika kıtasında oynanan 8. turnuvada şampiyonluk yaşayan ilk Avrupa takımı unvanının da sahibi oldu. 1954, 1974 ve 1990’in ardından şampiyonluğa ulaşan Almanya, bu zaferle İtalya ile birlikte turnuvayı 4’er kez kazanan ülke olma başarısına ulaştı. Kazanılan zaferin kolay olduğunu kimse söyleyemez ancak yapılan yatırım, planlama ve özverinin ardından beklenen sonuç olduğu da yadsınamaz… İşte Alman Futbol İmparatorluğu’nun çöküşü yaşadığı EURO 2000’den, 2014 Dünya şampiyonluğuna kadar ulaştığı dirilişin kısa hikayesi…
‘Hasta Adam’ Almanya
Çanlar Alman Futbolu için çalmaya başladığında bizler çeyrek finale sonuçlanacak ve o zamana kadar tarihimizin en büyük futbol başarısını elde edeceğimiz 2000 Avrupa Şampiyonası’nın keyfini çıkartıyorduk. Altın nesli yakalamıştık ve artık bizim zamanımız gelmişti, ‘hasta adam’ Alman Futbolu’nun da sonu… 1996’daki alışma turlarının ardından 1998 Dünya Kupası’nı kılpayı kaçırsak da umutlanmıştık; artık tüm dünya Türk’ün gücünü görecekti. EURO 2000 çeyrek finali ve 2002 Dünya Kupası 3.’lüğü bu tezimize arka çıktı da… Portekiz’e karşı alınan 2-0’lık yenilgiye rağmen Türkiye, turnuvayı kazananlar listesinde tamamlamıştı. Almanlar ise emsalı görülmemiş bir mağlubiyetin mümessiliydi.
Oysa Almanlar henüz 1990’da Dünya Kupası’nı 1996’da da Avrupa Şampiyonası’nı kazanmıştı. Peki neden herkes hasta muamelesi yapıyordu ki, hem de hiç umut yokmuşçasına, amansız bir hastalığa yakalanmış gibi…Nedeni 90’ların ortasında Bosman Kuralı’yla beraber Almanya, futbolda sınırların kaldırılmasının cazibesine en çok katılanlardan olmuştu. Üretimin yerini giderek hazır ve ithal tüketim maddeleri almaya başladı. Sonuçta Bundesliga tarihinin en az yerli oyunculu zamanları yaşanmaya başlandı. Bu oran 2002 sezonunda %50’ye kadar geriledi ki bu rakam 1990 Dünya Kupası şampiyonluğunda %80, 1996 Avrupa Şampiyonluğu’nda ise %77 idi. Ancak kulüpler hızla hem altyapılardan elini ayağını çekiyor ve serbest piyasada yabancı yıldızlara yöneliyordu hem de kaliteli yerli sayısı azaldığı için de yetenekler cep yakıyordu. Bu zamanda yapılan yanlış hamleler başta Borussia Dortmund, Kaiserslautern, Hertha Berlin gibi asırlık çınarların 2000’lerin ortasında büyük maddi çıkmazlara girmesine neden oldu.
Alman Futbol Federasyonu EURO 2000’deki galibiyetsiz ilk tur vedasının ardından Bundesliga ve Bundesliga 2 kulüplerini toplantıya çağırdı ve karar alındı. Kulüpler elini taşın altına koyacak ve Alman Futbol altyapısı baştan yaratılacaktı. Formül bulunmuştu: Oyuncu fabrikası Ajax modeline Fransız dokunuşu ‘Clairefontaine’ (Fransızlar’ın Futbol Akademisi) eklenip Alman tarzı oluşturulacaktı.
Akademi Almanya
Ve modern Alman Futbol Akademisi’nin temelleri atıldı. Proje basitti, federasyon 121 adet ‘yetenek merkezi’ kuracak buna ek olarak da tüm Bundesliga ve Bundesliga 2 takımları da 2'şer akademi hayata geçirecekti. 7-21 yaş arasında gençler, bu merkezlerde eğitim göreceklerdi. Her merkez 2 adet A Lisanslı antrenöre iş sahipliği yapacaktı. Bu eğitim merkezlerinde başta futbol olmak üzere Latince, İngilizce, Sosyal Bilgiler, Fen Bilimleri eğitimleri verilmesi planlandı. Ancak tüm bunlar için maddi olanaklar gerekiyordu. Alman Futbol Federasyonu işin lojistik kısmını hallederken parasal kaynaklar için Bundesliga ve Bundesliga 2 takımları kayıtsız şartsız destek sözü vererek ellerini taşın altına soktular. ‘Yetenek merkezleri’nin her biri 15.3 milyon $’a mal olacaktı. Alman Federasyonu işin ‘Yetenek Merkezleri’ kısmını hallederken kulüpler de kendilerine düşen fedakarlığı yaptılar.
Bu merkezlerde beden eğitimi kadar Sosyal ve Fen Bilimleri’ne de önem veriliyor. Akademiye alınanlardan profesyonelliğe açılan kapıdan geçebilenlerin sayısı %15 civarında olduğu için yatırımlar sırasında gençlerin eğitimi de bu sosyal proje kapsamına alınıyor. Gençlerin eğitimi için için 2001’den bu yana toplamda 20 binin üzerinde öğretmen akademilerde görev alırken federasyon ve kulüpler bu programa toplamda 1 milyar Euro’nun (1.3 milyar $) üzerinde yatırımda bulundular.
Program, meyvelerini ilk olarak 2006’da vermeye başladı. Phillip Lahm, Bastian Schweinsteiger, Lukas Podolski, Per Mertesacker Almanya’nın 2006’daki Dünya Kupası kadrosunda önemli rol oynadılar. Şu anda Bundesliga’da forma giyen oyuncuların %55’i bu akademilerden mezun oyuncular. 2014 Dünya Kupası’nda ise kadrodaki 23 oyuncudan 19’u akademi mezunu. Akademiler oyuncular kadar teknik adamlar için de önemli bir kaynak. Bundesliga’da akademiden gelen tam 10 teknik director görev almakta. 80 farklı ülkeden gençlerin bulunduğu akademileri başarıya taşıyan en önemli etken ise her yaş grubuna ülke çapında verilen eğitimin aynı olması. Örnek olarak 7 yaşındaki tüm çocuklar Almanya çapında birebir aynı eğitimi alıyor. Durum her yaş grubu için de aynı. 12 yaşından 19 yaşına kadar toplam 282 akademiden 5900 gencin aktığı bir çeşmeden bahsediyoruz. Tamamı hem spor kültürü hem de genel kültür açısından eğitimli olan. Kupalar kazanılır veya kaybedilir o kısım önemli değil ancak ekol ve kültür oluşturmak bambaşka bir şey. Ve o yüzden de Almanya, Dünya Kupaları’nda üst üste 4. yarı finalini oynadığı Brezilya 2014’te şampiyonluğa ulaştı. Sporda sonuçta tek bir kazanan var. Ama kazanan kadar hakkıyla mücadele etme kültürünün sahibi Almanya da her daim kazananlar arasında…
Bize ne mi oldu? Almanlar tarihte bir ilke imza atıp akademi mezunu gençlerin çoğunkluğunu oluşturduğu milli takımlarıyla üst üste 4 yarı finale imza atıp bunların ikisinde final oynayıp 1’ini kazanırken, biz de 6 turnuvanın 5’ini kaçırdık. Ama ne de olsa yarınlar bizim(!), şimdi Almanlar düşünsün!
14 Temmuz 2014 Pazartesi
Akademi Almanya
Etiketler:
Almanya,
Brezilya 2014,
Dunya Kupasi 2014
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder